Âdet kanaması uzun süren kız çocuğunu iki devlet hastanesine götüren anne: Muayene edilmedi!
Canan Yıldız
“Beşinci kattan düştü”, “Balkondan düştü”, “Plazanın yirminci katından düştü”…
Şüpheli kadın ölümlerinde ‘düşme’ vakalarından birinden, yargı konusu olan bir dosyadan söz edeceğim. Şengül Karaca bir öğretmendi. Öldüğünde 47 yaşındaydı. O da onlarca kadın gibi evinin penceresinden ‘düşerek’ öldü, 9 yıl önce.
Düştü mü itildi mi? Yargılama boyunca bu soruya yanıt arandı. Zira olay günü, öğretmen Karaca’nın evinde sevgilisi Hasan Aydın vardı.
Hasan Aydın yargılama boyunca öğretmen Karaca’yı itmediğini, aksine penceredeyken onu içeriye çekmeye çalıştığını iddia etti.
İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesi sanık Aydın hakkında beraat kararı verdi. Bunun üzerine karar istinafa götürüldü. İstinaf ise beraat hükmünün kaldırılmasına, sanık Hasan Aydın’ın ‘kasten öldürme’ suçundan yargılanmasına karar verdi. Yargıtay sürecinde de 1. Ceza Dairesi oy çokluğu ile sanık avukatının itirazını reddetti ve istinaf kararının onanmasına karar verdi.
Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı “…Sanığın savunmasının aksine atılı suçu işlediğine dair aleyhine cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil mevcut olmadığından, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince, maktule yönelik kasten öldürme suçundan beraatine karar verilmesi gerektiği” görüşüyle itiraz yoluna başvurdu.
Uyuşmazlık üzerine dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gitti ve önemli bir karar çıktı. Şengül Karaca’nın dördüncü kattaki dairesinin penceresinden aşağı itilerek öldürüldüğü, sanık Hasan Aydın’ın kasten öldürme suçunun sabit olduğu kararını oy çokluğu ile kabul etti, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazını da reddetti.
Kararın önemli kısmı şu: Olay gecesi Şengül Karaca’nın bağrışını duyduğunu, ardından iki elin onu aşağıya ittiğini gördüğünü söyleyen bir tanık sonraki süreçte hayatını kaybetti. Bu kişinin kolluktaki ifadesinin ‘belirleyeci delil’ olmayacağını, kolluğun tanık dinleme yetkisinin olmadığını savunan görüşe karşı hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş her şeyin kanıt olabileceği görüşü öne çıktı.
Sanık Hasan Aydın cezaevinde. Hakkındaki ‘müebbet hapis’ kararı kesinleşti.
Bir kadının şüpheli ölümüyle ilgili ‘beraat’ kararından ‘kasten öldürme’ kararına varan sürecin titizliği o kadar önemli ki başka kadınların hayatlarını kurtarabilir. Kadın cinayetlerinin üstünü ‘düştü’ diyerek örtmeye çalışanların cesaretini kırabilir. Bu nedenle hak arama bilinci ve çabası değiştirici/dönüştürücü olabiliyor.
***
Emine Köygülü’nün mücadelesinden de söz etmek istiyorum. Emine Köygülü 18 yaşından küçük olan kız çocuğunu, 30 günden fazla süren âdet kanaması şikâyetiyle iki kamu hastanesine götürür.
Emine Köygülü çocuğunu ilk olarak 18.12.2025 tarihinde Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği’ne götürür. İddiaya göre S.K.K. isimli doktordan şu yanıtları alır:
“Bu bizim alanımız değil.”
“20 yaşına kadar adet düzensizliklerini normal kabul ediyoruz.”
“Çocuk hematolojiye götürün.”
Çocuğun kanaması devam eder, şikâyetleri de ağırlaşır. Emine Köygülü bu kez de 05.01.2026 tarihinde Kağıthane Kızılay Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği’nde çocuğu için şifa arar.
Ne mi olur? Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER)yaptığı başvurudan okuyalım.
Ancak bu başvuruda çocuğum muayene odasına dahi alınmamış, yalnızca ‘prosedür gereği 18 yaş altına bakamıyoruz’ denilerek hizmet verilmemiştir.
Her iki başvuruda da annesi ve yasal vasisi olarak yanındaydım. Vajinal muayene talebimiz olmamasına rağmen; öykü alma, tetkik isteme ya da uygun birime sevk gibi hiçbir tıbbi işlem yapılmamıştır.
18 yaş altı bir çocuğun, annesi yanında olduğu hâlde, 30 günü aşan ve 40 güne varan yoğun kanama gibi ciddi bir klinik tabloyla, yalnızca ‘prosedür’ gerekçesiyle değerlendirilmemesi kabul edilemez.
Konuyu İstanbul Tabip Odası’na da taşıyan Emine Köygülü, kızının tedavisi için özel bir hastaneye gitmek zorunda kalır. Hastanede çocuğuna;
– 5 cm boyutunda over kisti
– Juvenil kanama (anormal uterin kanama) teşhisi konulur.
Yoğun kan kaybı nedeniyle ciddi demir eksikliği de tespit edilir.
30 günden fazla süren âdet kanaması nedeniyle iki devlet hastanesine giden bir çocuk nasıl olur da “Prosedür gereği 18 yaş altına bakamıyoruz” gerekçesiyle sağlık hakkına erişemez?
Çocuklara cinsel istismar, cinsel saldırı vakalarında da hekimler “Prosedür gereği 18 yaş altına bakamıyoruz” mu diyecek? CİMER’e yapılan şikâyetin muhatabı Sağlık Bakanlığı olacağına göre Bakanlık mutlaka yanıt verecektir. Takipçisi olacağız…
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!