Robinson Crusoe Gibi Yaşamak



Ağustos 1914 olayları, Enternasyonal Sosyal Demokrasinin çoğunluk kararıyla ulusal savunma ve proletaryanın kapitalistler ve ulusal emperyalistlerle kutsal birlik kurması lehine karar vermesi anlamında Bolşevikleri haklı çıkardı. İnsan, sahtekâr olmadan aynı anda hem milliyetçi hem de enternasyonalist olamaz ve bu teslimiyet İkinci Enternasyonalin ahlaki çöküşüne işaret ediyor


Henri Barbusse

Lenin ve Stalin, illegalite ve legalitenin tüm kaynaklarını eş zamanlı olarak ve mümkün olan en geniş ölçüde kullanmaya çalıştılar. Meseleleri geciktirecek bir tuzak olan hayali bir birliği reddettiler, fakat gerçek birlik için, Partinin muzaffer bütünlüğü için çaba sarf ettiler.

Artık geçmiş tarihi önümüze serilmiş bir harita gibi inceleyebileceğimizden, onların haklı olduğunu söylemek bizim için çok kolay. Fakat tekrar etmek gerekirse, o dönemin girdabına kapılıp sürüklenenlerin gelecek kuşakların yapabildiği şekilde döneme hâkim olabilmeleri, tüm sorunları görebilmeleri ve geleceği net bir şekilde tahayyül edebilmeleri için çok büyük bir gerçekçilik algısına sahip olmaları gerekiyordu. Böyle bir durumda açık görüşlülük yaratıcılıktır.

Pravda yasaklandı. Stalin ve Molotov onu Hakikat İçin adı altında yeniden çıkardılar. O da yasaklandı ve Hakikat Yolu adıyla yeniden çıkarıldı.

Daha önce Vologda, Narim ve başka yerlerdeki muhafızları atlatmış olan ve polisin parmakları arasından kayıp gitme kabiliyetine sahip olan “korkunç Vissarionoviç” daha sonra yine tutuklandı ve Temmuz 1913’te Sibirya’nın Tuluhansk bölgesine götürüldü. Bu sefer onu sağlam bir şekilde kilit altına aldılar. Arktik daireden yirmi mil kadar uzakta bulunan Kuleika adlı bir köye götürdüler. Burası birkaç evden ibaret bir yerdi ve karsız geçen ay sayısı da evlerin sayısından fazla değildi. “Buz tutmuş tundrada” diyor Çumiatski, “Robinson Crusoe gibi yaşaması gerekti.” Kendisine ağ ve kapan, zıpkın ve buzda delik açmak için kullandığı bir baltaya kadar birçok balık tutma ve avlanma aracı yaptı. Bütün gününü avlanarak ve balık tutarak, ısınmak için ağaç keserek ve yemek pişirerek geçiriyordu. Gün boyunca… ve yine kulübesindeki kaba masanın üzerinde, sürgünde bulunduğu yerde kalmasını sağlamak üzere görevlendirilen özel gardiyanın sorgulayıcı ve aptalca gözetimi altında, tüm büyük sorunları ele alan sayfalar yığılmaya başladı.

1917’ye kadar Sibirya’da kaldı. Ufukta, karanlık tarafta Dünya Savaşı, aydınlık tarafta ise ikinci Rus Devrimi beliriyordu.

Ağustos 1914 olayları, Enternasyonal Sosyal Demokrasinin çoğunluk kararıyla ulusal savunma ve proletaryanın kapitalistler ve ulusal emperyalistlerle kutsal birlik kurması lehine karar vermesi anlamında Bolşevikleri haklı çıkardı. Bu, cellatların faydasına olacak şekilde, kurbanlar ve cellatlar arasında yapılan bir ittifaktı. Liebknecht bunu “kurtlarla kuzuların birliği” şeklinde tanımlamıştı. İnsan, sahtekâr olmadan aynı anda hem milliyetçi hem de enternasyonalist olamaz ve bu teslimiyet İkinci Enternasyonalin ahlaki çöküşüne işaret ediyor.

Savaş patlak verdiğinde Lenin ve Zinovyev Galiçya’daydı. Oradan İsviçre’ye geçerek Rus Bolşevik Partisi’nin yayın organı Sosyal Demokrat’ı kurdular ve daha sonra Akıntıya Karşı adıyla topluca yayınlanan bir dizi makale yayınladılar. Fırtınalı denizde bir sal gibi savrulan ve Avrupa’nın üzerine çullanan şovenizm tarafından hırpalanan Bolşevik azınlık, rüzgar ve dalgalarda sağlam mantık ve gerçek ahlakın kıyılarına doğru savrularak ama kararlılıkla yoluna devam etti. Akıntıya karşı duran bu bir avuç insan sayısı, tüm insanlığı düşündüğümüzde çok değildi. Fakat köklü bir öğretinin elçileri olan bu insanlar, “haklı oldukları için” olumsuz koşulları aşmaya ve yok etmeye yazgılıydılar. Doğru zamanda tarih, oyuna el koyacak ve bu dogmayı isteyenler ile istemeyenler hakkındaki düşüncelerini ortaya koyacaktır.

1 Kasım 1914’te yayınlanan ilk sayısında Sosyal Demokrat Renaudel, Sudekum, Haase, Kautski ve Plehanov’u aynı fırçayla boyadı. Bolşevizm’in uzlaşmazlığının hayati önemi bu sayıda ilan edildi. Bu hizipçilik miydi? Yoksa herbiri diğerlerinden daha iyi olmak isteyen fanatikler mi? Hayır, tam tersi: Bu müthiş bir sağduyuydu. Aslında Plehanov, Kautski ve Jules Guesde proleter davasını terk etmiş ve burjuvazi cenahına sokulmuşlardı. (Sosyalistlerin tüm başarısızlıkları milliyetçilik yolundan geçmiştir).

Rus Devrimi’ni kurtaran şey, birkaç militan havarinin kendi hayatları pahasına savundukları cüretkâr ve boyun eğmez tutum oldu. Her şey bunu kanıtlar niteliktedir. Onlar olmasaydı, Almanya ve Avusturya devrimlerinde olduğu gibi geri dönüşü olmayan bir yenilgi yaşanırdı. Ve şu bir gerçek ki dünyada savaşı önleyebilmenin tek yolu toplumun tamamının tekrar ayakları üzerine dikilmesidir; bunun başka bir yolu yoktur. Varmak istediğimiz sonuca ulaşmak için gerekli yolları da bulmamızı salık veren ahlak yasasından daha asil bir yasa yoktur.

Kusursuz bir ahlak üstü felsefeye sahip olan Lenin -yıkıcı bir fikir olarak- anavatan fikri ahlakçılarına karşı çıktı, çünkü anavatan fikri sadece ve basitçe coğrafyanın kutsanmasından ibaretti. (Bu, bütün bir ulusun medenileştirilmesiyle aynı şey değildir.)

[STALİN, Bir İnsanın Gözünden Yeni Bir Dünya, Henri Barbusse, Çeviri: Erdoğan Boz, Ceylan Yayınları]