Soylu’dan önümüzdeki dönemin özeti



Soylu’nun İmamoğlu’nu “pejmürde ederiz” sözleriyle tehdit etmesi, LGBTİ+’lere dil uzatması masada bekletilen planları, korkuları, nasıl bir strateji izleyeceklerini olduğu kadar, ne yapmak gerektiğini de gösteriyor


Kendisi de bir koalisyon olan AKP’nin raconcu başı Süleyman Soylu bu sefer de CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, kayyımla gasbedilen HDP Mardin ve Diyarbakır büyükşehir belediyelerinin eş başkanlarıyla gerçekleştirdiği görüşmeyi ve LGBTİ+’leri hedefe çaktı*. Bu açıklamalarıyla; tıpkı 31 Mart-23 Haziran seçimleri dönemindeki gibi (öncesi bir yana!) Gölbesvari bir kara-yalan propagandanın, hedefe çakmanın, tarihsel gericilik birikimini kışkırtmanın dibine vurulacağını da ilan etti.

‘Ya seçim zorunlu olursa’ hazırlığı

Soylu’nun bu çıkışlarının, güçsüzlüklerini bilmenin gerçekçiliğiyle bir erken seçime yanaşmayan; fakat sayısız kriz dinamiğinin üst üste bindiği bu koşullarda hayatın bu seçeneği bir şekilde önlerine koyacağını bilmenin ön hazırlığına işaret ettiğini de belirtmek gerekir.

Kayyım gaspıyla açılan sayfanın; HDP binaları önünde sergilenen “çocuğumuzu PKK kaçırdı” özensiz tiyatrolarının düğmesine bir kez daha basılması, bol bol “şehit ve gazi yakını” tiratlarının çekilmesi, ağzını açanın “terör yancısı” denilerek hedefe çakılması gibi gelişmelerle tırmandırılmaya çalışılmasının da aynı amacın başka bir göstergesi olduğu anlaşılıyor.

CHP’ye “belediyecilik oynamazsan…” mesajı

İmamoğlu’nun “pejmürde ederiz” gibi bir tehdidin hedefi olması da bu zemin üzerinde anlam kazanıyor. AKP’nin iç çözülmesi sürer ve yansımaları daha somut hale gelirken, İdlip’te rezalet noktasına varılmışken, ekonomik kriz alıp başını gidiyorken; bir de CHP’nin kendisine çizilen “belediyecilik oynama” alanının dışına çıkması, kabul edilebilir değildir!

Rejimin pis işlerinin kurucusu-oyuncusu-gönüllü piyonu olan Soylu, misyonuna ve üslubuna uygun olarak CHP’ye bu gerçeği hatırlattı! CHP-HDP arasında adı konulmamış “işbirliği” kayyımlarla sınava tabi tutuldu. CHP’nin zayıf da olsa çeşitli çıkışları, tehditlerle kontrol altına alınmaya ve bu “işbirliği” fiilen çözülmeye çalışılıyor. Kitleler nezdinde sınıfta kalması hedefleniyor.

Ayrıca bu, toplumsal gericilik birikiminin köpürtülmesi üzerinden sörf yapmayı strateji belleyenler için bir fırsattır da. O fırsat kötü kurgulanmış bir senaryolar toplamıyla kullanılmaya çalışılıyor şimdi. Suflörlük bir kez daha Soylu’da!

CHP tabanı Kürtlere yaklaşmamalı!

CHP ve HDP arasında adı konulmamış, ilke ve esasları belirlenmemiş gayri resmi “işbirliği”nin son seçimlerde ortaya çıkan sonuçta önemli bir rol oynamasının rejim açısından zaten ciddi bir rahatsızlık konusu olduğu biliniyor. Ama onu esas rahatsız edenin CHP tabanındaki şoven ön yargıların bu gayrı resmi “işbirliği”yle bile azımsanmayacak oranlarda aşınıyor olmasıdır. Soylu’nun racon keserkenki esas karın ağrılarından birinin bu olduğu açık.

Çizgi aşılırsa…

CHP’ye hem eski “devlet partisi” kodlarını hatırlatan hem kullandığı “şehit ve gazi aileleri”, “teröre destek”, “ülkenin geleceği” gibi klasik demagojik söylemlerle tarihsel-toplumsal gericilik birikimini köpürterek onun üzerinden sörf yapmaya çalışan AKP cenahı, tüm saldırganlıklarıyla zayıflıklarını ele veriyor. Zayıflık derinleştiği oranda neler yapabileceğinin ipuçlarını da… CHP’nin belediyeler üzerinden yapacağı tüm hamleler baştan frenlenmeye, kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Bu olmazsa masada bekletilen saldırı planlarının yürürlüğe girmesi işten bile değil!

CHP sınavda

O sınav şimdi CHP’nin koyacağı tutumla devam ediyor. “Hukuk”, “atanmışlar seçilmişleri tehdit edemez” gibi mırıldanmalarla da püskürtülemez. Kılçdaroğlu’nun katıldığı TV programında dediği; ama şimdiye kadar çizdiği grafikle sözünün ağırlığını taşımakta bir kez daha tökezleyeceğini bildiğimiz gibi “Her şeyi yapabilirler, çünkü ortada hukuk, adalet yok”!

Genel kurallarıyla işleyen bir burjuva devlet yok, kuralsızlığın kural olduğu çekirdek bir gücün, çıkar ortaklığının hayal dünyası ve hedefleri her şeyi belirliyor.

“Her şeyi yapabilirler, çünkü ortada hukuk, adalet yok” diyen Kılıçdaroğlu’nun hemen ardından her şey normalmiş gibi AKP’ye 5 maddelik bir çağrı yapmasıysa bu gidişatın nerelere evrilebileceği konusunda az çok fikir veriyor.

Tüm mesele gelip işçi ve emekçilerin bu kuralsızlığa, faşist zorbalığa karşı tepkilerini harekete geçirip, bu işin köpeksiz köyde değneksiz gezmeye benzemediğini göstermekte düğümleniyor. Sınıf refleksleriyle hareket edip, düzenin bekasını merkeze koyan ve gerçeği yer yer çarpıcı sözlerle dile getirdiği halde halen çıkıp “normale dönün” çağrısı yapabilen Kılıçdaroğlu şahsındaki barikatların yıkılmasına… Sokağı baştan seçenek dışında bırakarak, düzenin bekasını kutsallaştıran bu sınıf duruşunun, sınıfa karşı sınıf yaklaşımıyla aşılmasına… CHP’nin belirleyici olduğu bu iradesizliğin kırılmasına…

***

*Siyaset literatürüne de yeni bir kavram ekleyen Soylu İmamoğlu’nu “Buradan söylüyorum: İşini yap, başımızın üzerinde yerin var, ama işini yapmanın dışında başka işlerle meşgul olursan pejmürde ederiz. Bu kadar açık ve net. Bu ülke adına, bu millet adına, sağına soluna bakmayız. Yıllardır terörden acı çeken insanlar dururken, terörist cenazelerinde yas tutan adamlara böylesine bir destek milletimizin de bizim de gönlümüzü acıtır, kimse kusura bakmasın” sözleriyle tehdit etti.

 

Hızını alamayıp LGBTİ+’leri de gündemine aldı. İBB için masada bekletildiği anlaşılan bir saldırı planının ipuçlarını verircesine, LGBTİ+’lerin ABD tarafından fonlandırıldıklarından dem vurarak son derece “millici” olduğunu kanıtlamaya çalışan Soylu, “Benim burada konuşmama gerek var mı? Neyle karşı karşıya kaldığımızı, hangi cereyanlarla karşı karşıya kaldığımızı, aslında temel hedefin şu milletin inancı, kimliği, bu coğrafyadaki varlığı olduğunu bundan sonra kelimelerle ifade etmeme gerek var mı?” dedi. Sözlerinin etkisini güçlendirmek için de “Türk milletinin inancı, kimliği ve varlığına karşı” demeyi ihmal etmedi!

 

Aynı nehirde döne döne yıkandığını sanan Soylu’nun LGBTİ+’leri 23 Haziran seçimleri öncesinde de hedefe çaktığını, İSPARK’ın onlar ve PKK taraftarlarıyla doldurulacağı bilgisi aldıklarını söyleyerek kayyım sopası salladığını hatırlayacak olursak, şimdi ne yapmaya çalıştıklarını anlamak güç olmayacaktır.