Piyasacı rektörden ‘din-iman’ dersleri!



Her yere üniversitesinin reklamını yaptıran Üsküdar Üniversitesi rektörü Nevzat Tarhan, Neslican Tay için “Ölümle yüzleşebilseydi ve dinlerden faydalanabilseydi hastalığı düşman gibi görmezdi” diyebildi!


Gözümüzün değebileceği pek çok noktaya devasa boyutlarda reklam afişleri yapılan, dinle bilimi buluşturduğu iddiasıyla yola çıktığını her fırsatta hatırlatan o apartman-vakıf üniversitelerinden biri olan Üsküdar Üniversitesi’nin Rektörü Nevzat Tarhan, yaptığı Twitter paylaşımında üç kez kanseri yenen ve dördüncü yakalandıktan sonra hayatını kaybeden Neslican Tay’ı suçlayan ifadeler kullandı.

Tarhan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Neslican Tay’ın “Belki kaybedeceğim ama savaşarak kaybedeceğim” sözünün yazılı olduğu fotoğrafı paylaşarak şu ifadeleri kullandı:

Neslican Tay kızımız çok çile çekti ama ümidini kaybetmedi, ölümle yüzleşebilseydi ölüm bilincine sahip olsaydı, seküler dünyanın dünyasallaşma rüzgarına kapılmasaydı dinlerin hayata anlam katma ve teselli gücünden faydalanabilseydi hastalığı düşman gibi görmezdi diye düşündüm.

Her fırsatı dini yaklaşımın propagandası haline getirerek, seküler yaşama dönük bir saldırıya tercüme eden bu yaklaşımın Neslican Tay’la ilgili yaptığı paylaşım, sosyal medyada tepkilere neden oldu.

Hem rektör hem profesör hem de psikiyatr titrleri taşıyan bu kişinin paylaşımıyla bizzat üniversitesi için her yere yaptırdığı reklamlar ve dolayısıyla piyasacı yaklaşım (kendi deyimiyle ‘seküler dünyanın dünyasallaşma rüzgarı’) arasındaki çelişki bile nasıl bir riyakarlıkla hareket edildiğinin açık ifadesi! Bu riyakarlık sadece ona da mahsus değil, dahil olduğu ideolojik-siyasi cenahın kanına işlemiş durumda. Bu cenahın en seçkin temsilcisinin ağzını her açtığında “israftan” bahsederken ve emekçileri bile bu nedenle azarlamaya kalkışırken sarayının şatafatını “itibardan tasarruf olmaz” diyerek yutturmaktaki pişkinliği gibi…

Nevzat Tarhan ve onun gibilerinin buldukları her fırsatı kendi kokuşmuşluklarının perdesi haline getirerek, “dünya görüşlerinin” propagandasına altlık yapmalarının gideceği yol ise giderek kısalıyor. Keza söyledikleriyle yaşamları arasındaki devasa çelişki bizzat dindar emekçiler nazarında bile giderek teşhir oluyor.