SES Ankara Şube Eş Başkanı: Sağlık emekçilerini görmezden gelemezsiniz!



Sağlık emekçileri pandemi dönemini göğüsleyebilecek koşullara sahipler mi, sorunları, sorunlarının çözüm yolları neler… Tüm bunları geçen hafta içinde SES Ankara Şube Eş Başkanı Nazan Karacabey ile konuştuk


Alınteri: Nazan hocam, salgın döneminde karşılaştığınız sorunları anlatabilir misiniz?

Nazan Karacabey: Sağlık emekçileri için en büyük sıkıntı kişisel koruyucu ekipman… Yok diyemeyiz ama çok az ve yetersiz. Tedirginlik hali var. Çalışanlar arasındaki bu tedirginlik doğru malzemeyi nerede nasıl kullanacağını şaşırmaya kadar varabiliyor. Bu durum varolanın hem israfı hem de bulaşıyı kolaylaştırmak anlamına geliyor. 

Eğitim vermeye geçen hafta başladılar ama geç kaldılar. Sağlık çalışanlarına kişisel koruyucu ekipmanın kullanımı, giyinme ve soyunma sırası konusundaki eğitim çok hayati. Çünkü Japonya’da en fazla bulaşı yaşayan sağlık emekçileri.

Alınteri: Türkiye’de de sağlık emekçilerinin salgından etkilendiklerini ve hastalandıklarını biz de duyuyoruz maalesef

Nazan Karacabey: Şöyle de bir şey var. Geri hizmet veren sağlık emekçilerinden -geri hizmet derken aktif hasta muayenesinde yer almayan demek istedim- kimse farkında değil. Bilgi işlem çalışanları, pataloglar, bilgi işlem çalışanları gibi daha görünmeyenler… yani bu arkadaşlarımızın da doktor, hemşire, anestezi teknisyenleri gibi aktif kirlenme potansiyelleri eşitlenmeli. Hastane içinde çalışanların hepsinin aynı riski taşıdığı göz önünde bulundurularak eşit işlemler yapılmalı. 

Sadece doktoru, hemşiresi değil mekanın hijyeninin önemi fark edildiği için Sağlık Bakanlığı Dünya Sağlık örgütlerini takip ediyor. Ve mevzuya biraz daha hakim dolayısıyla iç yazışmalar da bu yönde devam ediyor. Kısım kısım kurum amirlerinin tedbirleriyle dezenfektasyon işlerine çok erken başladılar. Kapı kolları gibi öncelikle temas edilen yerlerde o nedenle temizlik personelleri kilit personeller içinde.

Alınteri: Bu salgın adeta tsunami gibi yayılıyor ve hastanelere yoğun bir giriş de var bu nedenle. Burada sormak istediğim şey sağlık emekçilerinin mevcut sayısı bunu karşılamaya yeterli mi?

Nazan Karacabey: Sağlık Bakanı geçenlerde Mahmut Tanal’ın vermiş olduğu soru önergesini cevapladı. Türkiye’deki doktor, hemşire, eczacı, diş hekimi sayısı ve kişi başına düşen hasta sayısını OECD ülkeleriyle kıyasladı, çok ciddi açıklar var. SES çok uzun zamandır sağlıkta dönüşüm projesiyle birlikte sağlık işgücünde sömürüye varan durumlar olduğunu zaten dillendiriyordu. Bundan öncesinde zaten vardı. Şehir hastaneleri birçok sağlık emekçisini de emekliliğe zorladı. Emekliliğe zorlama sayının azalmasına neden olan etkenlerden biri, bir diğeri KHK’ler, Tıp Fakültesi’ni bitirmiş ama güvenlik soruşturmasını bekleyen hekim adaylarının bekletilmesi sıkıntı. Zaten azdık, böyle bir pandemi durumunda yetemeyeceğiz. Muhakkak bu durum gözönünde bulunduruluyor ama geç kalınmış olması büyük sıkıntı maalesef.

Alınteri: KHK ile işinden edilmiş kendi bölümlerinde uzman olan binlerce sağlık emekçisi var. KHK ile işinden edilen sağlık emekçilerini sayısal olarak düşündüğümüzde işlerine iade edilmiş olsalar belki vardiyalı bile çalışabilirsiniz. Bu konuda ne gibi girişimler yapılıyor?

Nazan Karacabey: Bu iş daha çok genel merkezin omuzlarında. Biliyorsunuz DİSK ve KESK’ten daha önce refleks gösterip buradaki sorumluluğu hatırlatıp taleplerini dillendiren ciddi kurumsal bir adım olmadı. KESK’in talepleri içerisinde de vardı. Bütün şubelerimizle basın açıklamalarında hep dillendirdik. Azar azar dönüşler başladı ama istenilen hızda değil. 

Bİliyorsunuz biz 15 Mart Beyaz Miting için hazırlanıyorduk. “Sağlıkta şiddet varsa hizmet yok” diyorduk. Sağlık Bakanlığı’na, “Salgın sırasında sorumluluğumuz çok fazla, taleplerimizi size iletiyoruz” dedik, “oluşturulacak her çalışmanın içinde yer alacağımızı belirtiyoruz” diyerek görüşlerimizi sunduk. Ama geçenlerde biliyorsunuz Cumhurbaşkanlığının yaptığı (Bilim Kurulu) görüşmesinde ne DİSK ne KESK ne TTB var.

Küresel bir pandemi ile ulusal mücadele edeceksen bu örgütleri görmezden gelmene imkan yok. Siz görmüyorsunuz diye biz yok olmuyoruz. Biz her dönemde en önde sağlık hizmeti veriyoruz. Ankara Gar Katliamı’nı biliyorsunuz ve devam eden süreç… her kayıp bizim için candır. O yüzden yaşatmak için yaşamamız lazım. Hiç kimse çalışmaktan kaçmıyor. Ama sağlık personelini gözardı etmeyin. Sağlık sıkıntısı olan, risk grubunda olanlarımız var. Bununa ilgili de yavaş yavaş geri dönüşler geliyor. İzinler neye göre veriliyor. İdare amirinin insiyatifinde ama idare amirleri adil davranıyorlar mı? Biz bunun peşindeyiz.