Bir elbise nasıl sandviçten daha ucuz olabilir?



Covid-19, küresel moda endüstrisinin ucuz emek sömürüsüne ne kadar bağımlı olduğunu gözler önüne serdi


İmran Amed

Koronavirüs pandemisi dünya çapında 2,5 trilyon dolarlık moda endüstrisini krize sürükleyerek Batı’da mağaza kapanmalarına, işten çıkarmalara ve iflas davalarına yol açtı. Ayrıca dünya çapında milyonlarca hazır giyim işçisinin geçim kaynağını tehdit ediyor.

Bu yıl dünya iki muazzam zorlukla yüzleşmek zorunda kaldı. Covid-19 ve hastalığın neden olduğu ekonomik felaket. Bu durum halihazırda düşük ücretlerle ve sahip olduğu az sayıda sosyal hakla uğraşmak zorunda kalan ekonomik açıdan savunmasız işçilere ağır bir zarar verdi. İşçilerin içinde bulundukları kötü durum, moda endüstrisi de dahil olmak üzere küreselleşen dünyanın birçok köşesine yayılan kapsamlı eşitsizliği ortaya çıkardı.

Pandeminin yarattığı ekonomik baskılar, modanın ucuz emek sömürüsüne ne kadar bağımlı olduğunu ve felaket dönemlerinde bu karşılıklı bağımlılığın ne kadar yıkıcı olabileceğini gözler önüne serdi. Dünya Bankası’nın pandemi nedeniyle 2021 sonuna kadar 150 milyon kadar insanın aşırı yoksulluğun pençesine düşebileceği uyarısı gözardı edilemez.

Covid-19 yayılmaya başladığında ve karantina uygulamaları dünyayı durma noktasına getirdiğinde, gelişmekte olan ülkelerdeki milyonlarca düşük maaşlı hazır giyim işçisi bu acının önemli kısmını üstlendi. Moda tedarik zincirlerinin kesintiye uğramasıyla ödemeler dondurulurken ve siparişler iptal edilirken Vietnam, Kamboçya, Hindistan ve Bangladeş’teki fabrika sahipleri büyük darbe aldı. İşçilerin çoğu, küresel bir sağlık krizinin ortasında kendi başlarına hayatlarını idame ettirmeleri için ödeme yapılmadan evlerine gönderildi.

Covid-19 etkisini artırmaya devam ederken, insan hakları aktivistleri moda endüstrisinin Çin’in Sincan bölgesindeki Uygur nüfusunun baskı altına alınmasında oynadığı role de dikkat çekti.

Ülkenin en büyük Müslüman etnik azınlığı olan Uygurlar, iktidardaki Komünist Parti’nin baskı kampanyasının hedefi haline geldi. Bir milyona yakın kişi gözaltına alındı, geleneksel yaşam tarzlarından vazgeçmeye zorlanarak mecburi iş programlarında kullanıldılar. Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü tarafından hazırlanan bir rapora göre, 2017’den 2019’a kadar en az 80 bin kişi Sincan’dan Çin’deki fabrikalara transfer edildi. İşten ayrılmalarına izin verilmedi ve gözetim altında çalıştırıldılar.

Devlete bağlı Çin medyasına göre, ülkenin pandemiyle karşı karşıya kalmasına rağmen transferlerin 2020’de de devam ettiği görülüyor. Temmuzda uluslararası örgütlerden oluşan Uygurların Zorla Çalıştırılmasına Son isimli bir koalisyon, tedarik zincirlerinin Sincan’dan gelen işçilerin zorla çalıştırılmasıyla bağlantılı olmadığından emin olmak için gerekli adımları atmadığına inandıkları moda markalarının isimlerini yayımladı (küresel üretimin neredeyse yüzde 20’sini oluşturan Çin pamuğunun yaklaşık yüzde 85’i Sincan’dan geliyor).

Mücadele edenler sadece Asya’daki hazır giyim işçileri değil. The Sunday Times of London tarafından Temmuz’da yapılan bir araştırma, Leicester’daki bir fabrikada ultra hızlı moda perakendecisi Boohoo için kıyafet yapan işçilere saatte 3,50 sterlin (35 TL) kadar az ödeme yapıldığını ortaya çıkardı. (Britanya’da 25 yaşın üzerindeki insanlar için asgari ücret saatte 8,72 sterlin).

Leicester’da işçi hakları için kampanya yürüten ve kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Labour Behind the Label (Etiketin Arkasındaki Emek), pandemi sırasında sosyal mesafe önlemlerine çok az özen gösterilerek çalışıldığını, hatta bazı çalışanlara covid-19 testleri pozitif çıktığı halde işe gitmelerinin söylendiğini belirtti.

Independent