AKP döneminde zembereğinden boşalmışçasına hayata geçirilen yağmacı ve talancı neoliberal politikalarla palazlanan Cengiz İnşaat gibi asalakların Rize’nin İkizdere İlçesi’ndeki İşkencedere Vadisi’nda açmak istedikleri taşocağına karşı günlerdir süren halk direnişini, yakından tanıklık eden yaşam savunucu Caner Odabaş’a sorduk. Direnişin ekonomik-sosyolojik, kültürel arka planını anlatan Odabaş sorularımızı şöyle yanıtladı:
Alınteri: İkizdere’de halk Cengiz’in açacağı taşocağına karşı günlerdir direniyor. Jandarma evlerinin etrafını sarmaya kadar vardırdı işi. Bu direniş bu kadar kararlı kılan nedir, İşkencedere Vadisi’nin halk için nasıl bir anlamı var?
Caner Odabaş: Burada direnen insanlar belli değerlere sahip. Bunların başında, Ata toprağı dediğimiz değer mevcut aslında. Geçmişten gelen bir aktarım, insanlar orada yaşamlarını kurmuş, üretmiş ve bir şekilde, ekonomik sıkıntılara rağmen bu yaşamı sürdürüyor. Kimi insan arıcılık, kimisi çay tarımı, kimisi hayvancıkla uğraşmakta. Yapılmak istenilen taş ocağının da hem doğadan hem kendilerinden birçok şeyi alacaklarının farkındalar. Yöre daha önce HES’lere karşı mücadele etmişti, lakin engellenememişti. Buradan doğru daha kararlı, inatçı bir mücadele hâkim, zaten yöre insanın karakterinde hep bir inatçılık, kararlılık görünür, bu da direnişe yansıyacaktır.
Alınteri: Bu sürece gelinceye kadar gerek hukuksal gerekse halkın tepkisi anlamında neler yaşandı?
Caner Odabaş: Hukuksal anlamda köylülerle birlikle avukatlar gerekli itiraz ve şikayet dilekçeleri verilip davalar açtı. Ancak memleketin durumu malum; hukuksal süreç bu ve benzeri durumlarda adil ve hızlı işlemiyor. Bununla birlikte şimdiye kadar yaşanan tahribatın görselleri hazırlanıp acil çalışmayı durdurma talebinde bulunuldu. Halk proje duyumunu aldığı zamandan itibaren zaten bir arada. Çünkü dediğim gibi daha önceden benzer örneklerle karşılaşmaları net bir şekilde karşı çıkılması gerektiğinin farkına vardırıyor.
Alınteri: Mikrofonlara konuşan köylüler bu projenin aynı zamanda tarımsal arazileri, yerleşim yerlerini kapsadığını söylüyor. Fakat bu onlar için işin sadece bir yönü gibi. Diğer yandan güçlü bir doğa bilinci var, yansıyan. Bu bölgenin halkının doğayla ilişkisine dair gözlemleriniz?
Caner Odabaş: Köylüler bu konuda son derece haklı. Yörede birçok örneğini gördüğümüz bu tür talan projelerinde, hiçbir zaman belirtilen alan içerisinde çalışma olmamıştır. Düşünün dünyaya geliyorsunuz adım attığınız yer orman, dağ, dere… Bu doğa ile büyüyüp, öğreniyorsunuz ve size yaşam sağlıyor suyuyla, çiçeğiyle, otuyla… E bir de orada mücadele eden insanların babaları anneleri, dedeleri niceleri orada yaşamışlar. Ortada o doğa ile bir bütünlük mevcut böyle olunca bir kültür bağlığı gelişiyor doğa bilinci çok daha gelişmiş oluyor, çünkü insanlar bununla büyüyor.
Alınteri: Direnişin daha geniş bir bölgeye yayılma daha doğrusu dayanışma ağıyla sarmalanma potansiyeli var sanırız. İkizdere ve yakın çeperindeki ilçelerle, bölgelerle etkileşim içinde yürüyor gibi, öyle mi?
Caner Odabaş: Evet çevre il ve ilçeler çeşitli insanlar, örgütler, kurumlar mücadeleye desteğe geliyor çünkü çevredeki bütün ilçeler ve insanlar bu projeler konusunda hep mücadele etmiş ve yarası olanlardan oluşuyor.
Alınteri: Bu bölge halkının devletle karşı karşıya gelme deneyimi açısından bir ilk yaşanıyor sanırız. Devletin jandarmasının Cengiz’in özel gücü gibi kullanılması, kendilerine saldırılması halkta nasıl bir dönüşüm yaratıyor?
Caner Odabaş: Evet, yöre halkı devletin kolluk gücüyle, zor kullanımıyla, gazla ilk kez tanışıyor. Bu yörede asker denildiğinde ekmek bölüşülür, su verilir herkes evladından aşağı tutmazdı. Lakin jandarmayı karşılarında görmek ve şirketin korumalığını yapması ve kadınlara saldırması bardağı taşıran son damla oldu diyebiliriz. İnsanlar yara aldıkça doğruları da inandıkları şeyler de değişiyor. Orada yaşayan gençler, diğer yaşanan olaylarda insanların ne kadar haklı olduğunu; direnince hemen nasıl “terörist” ilan edildiklerini gülerek anlatıyor bizlere.
Alınteri: Bundan sonrasına ilişkin bir plan var mı?
Caner Odabaş: Malum pandemi dönemiyle 18 günlük bir kapanma var. Bu sürede yöre halkı kendi direniş biçimini sergileyecek orada. Biz yaşam savunucuları, bir şekilde insanların yanında olmaya çalışacağız ve mücadeleye elimizden geldiğince gerek fiili olarak gerekse medya üzerinden destek vermeye devam edeceğiz…
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!