Cumartesi Anneleri’ni yargılayamazsınız!



Cumartesi Anneleri’nin 700. hafta buluşmasına yönelik polis saldırısında aralarında kayıp yakını ve hak savunucularının da olduğu kırk kişiye “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet ettikleri” iddiasıyla açılan davanın 2. duruşması Çağlayan Adliyesi’nde görülüyor. “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” iddiasıyla İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada 46 kişi hakkında 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor.


Kayıp yakınlarının duruşmasına, Cumartesi Anneleri, kayıp yakınları, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, HDP Milletvekilleri Hüda Kaya, Züleyha Gülüm, Oya Ersoy, Musa Piroğlu; CHP Milletvekilleri Ali Şeker, Mahmut Tanal, Sezgin Tanrıkulu, Turan Aydoğan, Uluslararası Af Örgütü, Diyarbakır, Van, İstanbul Barosu ve çok sayıda kişi katıldı.

İlk sözü alan avukat Öztürk Türkdoğan “Bize göre suçun oluşmaması nedeniyle beraat verilmesi gerektiğini söylüyoruz” dedi. Bunun açılmaması gereken bir dava olduğunu vurgulayan Türkdoğan şöyle devam etti: “700’nci haftaya gelindiğinde İçişleri Bakanı, ‘açıklama yapamazsınız’ dedi. 2 yıl süren OHAL boyunca da annelerimiz eylemlerine devam etti. Ne değişti 700’ncü haftada? Cumartesi Anneleri’nin çocuklarının akıbetini sorması en doğal haklarıdır. Derhal beraat kararı verilmesi gerektiğini talep ediyoruz.”

Besna Tosun: Galatasaray’dayım, babamı arıyorum

Savunması istenen ilk isim, 19 Ekim 1995 tarihinde üç sivil polis tarafından evinin önünden gözaltına alınarak kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun oldu. Tosun savunmasına, polis saldırısıyla karşılaştıkları 700. hafta açıklamalarında neden Galatasaray Meydanı’nda bulunduklarını babasının kayıp hikayesiyle ilgili bilgiler vererek anlattı: “19 Ekim 1995 akşamı eve giderken babamın üç kişiyle birlikte evimizin önünde durduğunu gördüm. Babam bitkin görünüyordu ve ayakta durmakta zorlanıyordu. Yaklaştığımı gören iki kişi babamın koluna girerek evimizin yan tarafında bulanan bahçeye indirdi. Bir kişi bahçenin önünde duran beyaz, 34 UD 59 plakalı aracın bahçe tarafındaki kapılarını açık tutmuş bekliyordu. Bahçenin önüne geldiğimde eğilip baktım ama bahçe ışıklandırması olmadığı için bahçedekileri göremedim. Aracın yanında bekleyen kişiyi babamın arkadaşı sanıp yüzüne baktım, birbirimize gülümsedik.” 26 yıldır hayatını cehenneme çeviren o kişinin gülüşüyle yaşadığını söyleyen Tosun, “Bir gün adil bir yargı önünde hesaplaşmanın umuduyla, o gülüşü unutmamak için hafızamı milyon kere zorluyorum ve unutmayacağım” dedi.

‘Bizi zamansız ve mekansız bıraktılar’

İç hukuk yolları tıkanınca konuyu AİHM’e taşıdıklarını anlatan Tosun, bütün hak arama yollarının kapatıldığına işaret etti. Galatasaray Meydanı’na ilk olarak 26 yıl önce, babasının kaybedilmesinden bir hafta sonra gittiğini kaydeden Tosun “Cumartesi Anneleriyle birlikte 699 hafta boyunca ‘Failler Belli Kayıplarımız Nerede?’ diyerek sessiz, slogansız bir biçimde barışçıl buluşmalarımızı gerçekleştirdik. Bu buluşmalarda bir kez bile bizden kaynaklanan olumsuz bir olay yaşanmadı. Yıllarca Galatasaray Meydanı’ndan adalet talep eden ve iki yıl önce oğluna ve adalete ulaşamadan aramızdan ayrılan Elmas Eren’in dediği gibi bir karıncayı bile incitmedik” diye konuştu.

Polisler darp edilmiş!

Tosun 700. haftada yapılması planlanan ancak polis saldırısıyla karşılaştıkları basın açıklaması için şunları söyledi: “Basın açıklamamız saat 12.00’de olmasına rağmen bizler henüz saat 10.30’da darp edilerek gözaltına alınmıştık. Gözaltında saatlerce ters kelepçeyle bekletildik, hakaretlere ve galiz küfürlere maruz kaldık. Barışçıl toplanma ve gösteri yapma hakkımız ihlal edildi. Sadece 700. haftada değil daha sonraki haftalarda da İnsan Hakları Derneği İstanbul şubesinin sokağında sistematik olarak polis şiddetine maruz kaldık. Darp raporlarımıza ve olay anına ait görüntülere rağmen savcılığa yaptığımız suç duyuruları takipsizlikle sonuçlandı. Bugün ise burada hakları ihlal edilen ve polis şiddetine maruz kalan bizler yargılanıyoruz. Önce sevdiklerimizi aldılar, yaşamdan tüm izlerini sildiler. Bize en ufak bir umut kırıntısı dahi bırakmamak için bizi zamansız ve mekansız bıraktılar. Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçin demek, sevdiklerinizden vazgeçin demek. Ben vazgeçmiyorum. Bizler bir daha aynı acıların yaşanmaması için adil bir yargı önünde hesap sormayı seçtik. Babamı aramaktan vazgeçmedim, vazgeçmeyeceğim.” Mahkeme başkanı, Tosun’a kolluk kuvvetinin darp edildiğini bu yönde raporların olduğunu söyledi. Tosun darp edilenin kendisi olduğunu belirtti.

‘Burada, sevdiklerimizi bizden alanlar yargılanmalı’

Berkin Elvan’ın ablası Gamze Elvan ise yaptığı savunmada Cumartesi Anneleri’yle nasıl tanıştığını şöyle anlattı: “Cumartesi Anneleri’ni biliyorum ama ilk kez sekiz yıl önce eylemlerine gittim, katıldım. Ben herhangi bir yakınımı gözaltında kaybetmedim ama ben de bizzat polis şiddetine maruz kaldım. Gezi Direnişi sırasında kardeşim Berkin’i polis başından vurdu ve onu öldürdü. O günden beri adalet arayan birisi olarak adalet arayan herkesin yanında olmaya çalışıyorum. Ben Besna’dan, İkbal Abla’dan şanslıyım çünkü en azından bayramlarda, anmalarda gidebiliyorum mezarına, bir karanfil bırakabiliyorum, yas tutabiliyorum. Şanslıyım çünkü kardeşim öldüren katillerden biri kısmen de olsa yargılandı ve ben hesap sorabildim. Ama onlar sevdiklerini arıyorlar, nerede olduklarını bilmiyorlar. Ve bu arayış hepimize örnek oluyor. Ben de bu yüzden Cumartesi Anneleri’nin haklı adalet arayışına elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum.” Elvan son olarak şöyle devam etti: “Sevdiklerimizi bizden alanlar bu mahkeme salonlarında yargılanmalı, bizler değil.

‘Acılarımızla kenetlendik’

Sanık olarak yargılananlardan bir diğeri Özge Elvan’dı. Elvan savunmasında “Cumartesi Anneleri ile yolumuzun kesişmesi Gezi direnişinde kardeşim Berkin Elvan’ın vurulduğu dönemlerde başlamıştı ve o günden sonra ortak acılarımız bizi birbirimize kenetledi. Çok acı ama kardeşimin bir mezarı olması belki de bizi Cumartesi Anneleri’nden ayıran tek fark. Destek olmak için oradaydım annelerin kayıp yakınlarının ve hak savunucularının maruz kaldığı polis şiddetine tanık da oldum. Cumartesi Anneleri’nin bu haklı mücadelesine elimden geldiğince destek olmaya çalıştım, yanlarında olmaya çalıştım ve olacağım da. Derhal beraatimi talep ediyorum.” İstiklal’de gözaltına alınanların darp edildiğini görünce onlara destek verirken gözaltına alınan Sinan Aslan ise Cumartesi Anneleri’ne neden destek verdiğini şu sözlerle anlattı:

Yaşlı kadınlara, bizlere şiddet uyguladılar. Şiddete kayıtsız kalmadım, engel olmak istedim. Bir tane komiser küfür ederek beni darp etti. İnsanlar desteğe gelince bu kişi bir anda melek oldu. Beraatimi talep ediyorum.

Avukat Çiğdem Akbulut mahkeme başkanına beraat dışında herhangi bir talepleri olmadığını söyledi.

Yıldızel: 20 yıldır adalet mücadelesi yürütüyorum

Suruç katliamı tanıklarından Kenan Yıldızel de, 2015 yılından bu yana Suruç için adalet mücadelesi yürüttüğünü söyledi, mahkeme başkanına “Benim anayasal hakkımı savunmanız gerekirken anayasal hakkımı kullanırken, darp edildim ve siz beni suçlu çıkarabilmek için siyasi erkin yönlendirmesiyle hareket ediyorsunuz” sözleriyle tepki gösterdi.

Mahkeme Başkanı, “savunma dışına çıkıyorsun” diyerek Yıldızel’in konuşmasını kesti. Avukatların tepki göstermesi üzerine Yıldızel, savunmasına devam etti. Yıldızel, “Oradaydım, mücadeleye devam edeceğim. Gösterdiğiniz fotoğraflarla beni suçlu çıkaramazsınız. Madem hukuk kurallarında hareket ediyorsunuz, o zaman benim anayasal hakkımı savunun. Devlet şiddetine maruz kalan bir adalet arayışçısıyım” diye konuştu.
 
Avukat Levent Pişkin, delil olarak gösterilen fotoğrafların hukuksuz alındığını söyledi, fotoğrafların gösterilmemesini istedi. Mahkeme başkanı talebi reddetti.  

Reddi hakim talebi reddedildi

Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, mahkeme başkanın müvekillerinin savunmalarına müdahale etmesine ve Tanal’ı duruşmaya almamasına ilişkin söz aldı. Saat 10.00’da başlaması gereken davanın saat 13.00’te başlamasının da duruşmaya saygı olduğunu belirten Eren, mahkeme başkanın dosyadan çekilmesini talep etti. Eren konuşmasına devam ederken başkan yine Eren’in sözünü kesti. Avukatlar, “Savunma hakkının sınırı olamaz” diyerek reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme başkanı duruşmaya devam edeceğini söyledi. Mahkeme başkanı sanık avukatlarına, “Ya beş dakikada duruşma devam eder ya da savunma yapmazsınız, savunma yapmadığınızı tutanaklara geçirerek duruşmayı bitiririm” dedi. Avukatlar bu durumun yasalara aykırı olduğunu söyleyerek başkana, “suç işliyorsunuz” dedi. Mahkeme başkanı salonu terk etti.

Mahkeme başkanı salona geri gelip avukatların salonda olmadığını görünce tutanaklara, “duruşmaya son verildi” kaydı geçti. Ayrıca mahkeme başkanı, avukatların reddi hakim taleplerinin yargılamayı uzatmaya yönelik bulduğu yönünde değerlendirmede bulundu. Bir sonraki duruşma 24 Kasım saat 10.30’da görülecek.

‘Asla yılmayan, asla susmayanlarız!

Duruşma öncesi Cumartesi Anneleri adliye önünde basın açıklaması yaparak “Bu davada yargılanan bizim hakikat ve adalet anlayışımızdır” dedi. Basın açıklamasını gözaltında kaybedilen Ferhat Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe okudu. Açıklamada şunlar dile getirildi:

Biz evlatları ve yakınları, güvenlik görevlileri tarafından kaybedilenleriz. Yıllardır kayıplarını arayanlarız. Yıllardır Galatasaray Meydanı’nda ‘evlatlarımızın hiç olmazsa kemiklerini verin’ diye haykıranlarız. Sevdiklerimizin mezarlarına bırakamadığımız karanfilleri göğsümüzde taşıyanlarız. Biz, 850 hafta boyunca dünyanın en barışçıl, en haklı mücadelesini yürüten anneleriz, evlatlarız, kardeşleriz, hak savunucularıyız… Biz, taleplerimize kulaklarını tıkayanlar tarafından yaka paça gözaltına alınan, şiddet görenleriz. Biz, anayasal hakkımızı kullandığımız, ‘evlatlarımız nerede?’ dediğimiz için mahkeme mahkeme süründürülmek istenen, yıldırılıp sesi kısılmak istenenleriz. Ama biz aynı zamanda asla yılmayanlarız. Biz susmayanlarız.

Bin dava da açsanız…’

Anayasal haklarını kullanmaktan asla vazgeçmeyeceklerini söyleyen Tepe, “Bizler, kaybedilen her bir evladımızın akıbetini öğrenene kadar pes etmeyecek olanlarız. Bugün, burada yargılanan, bu pes etmeyen irademizdir. Bugün, burada yargılanan, anayasal haklarımızdır. Anayasal haklarımızı kullanmaktan vazgeçmeyeceğiz. Bu hakkımızı kullanmak için seçtiğimiz ve 700 hafta boyunca bizden kaynaklanan tek bir olay çıkmadan oturduğumuz Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçmeyeceğiz. Bir değil, bin dava da açsanız, biz asıl davamızdan, ‘evlatlarımız nerede?’ diye haykırmaktan asla ama asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.