‘Ateşli Silahlar Yönetmeliği’ iktidarın kodlarına göre yenilendi!



“Ateşli Silahlar Yönetmeliği” geçtiğimiz hafta iktidarın ekonomik-siyasi kodları, mevcut siyasi-toplumsal krizin olası sonuçlarının dikkate alınmasına göre 19. kere yenilendi. Bireysel silahlanmanın genişleyen boyutlarının olası sonuçlarının son derece vahim olacağını anlamak içinse kahin olmaya gerek yok!


Geçtiğimiz hafta “Ateşli Silahlar Yönetmeliği” 19. kez değiştirildi. Değişiklikle şimdiye kadar 57 meslek grubuna silah taşıma ruhsatı verilirken bu genişletildi. Artık gardiyandan uzman erbaşa, mühendisten müteahhide, Cumhurbaşkanlığına bağlı kurum ve kuruluşların en üst yöneticilerinden Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Başkanı, üyeleri ve bu görevde bulunmuş olan kişilere, büyükşehir belediyesi genel sekreteri, il özel idaresi genel sekreteri ve yine bu görevde bulunmuş olanlara da silah ruhsatı verilecek.

Rusya’daki son üniversite saldırısı yeterince anlatıyor!

Poligonların daha kolay ruhsat almasından tutalım da daha önce ateşli silahla suç işleyen kişilerin cezalarının infazının üzerinden 5 yıl geçmesi koşuluyla yeniden ruhsat alabilmelerine kadar son derece kritik maddelerin bulunduğu ‘Ateşli Silahlar Ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik’ değişikliğinin olası toplumsal sonuçları halen tartışılıyorken Rusya’nın Perm Eyalet Üniversitesi’nde öğrenci olan 18 yaşındaki Timur Bekmansurov’un okulda gerçekleştirdiği silahlı saldırı gündeme düştü. Sekiz öğrencinin hayatını kaybetmesi ve çok sayıda öğrencinin yaralanmasına neden olan bu saldırı, bireysel silahlanmanın hangi sonuçlara neden olacağına dair çarpıcı bir uyaran oldu. 11 yaşından beri böyle bir saldırının hayalini kurduğunu belirterek herhangi bir örgüte üye olmadığını iddia eden Bekmansurov’la ilgili görüntülerde, marketten peynir alırcasına 150 adet şarjör aldığı görülüyor.

Yönetmelik iktidarın siyasal-toplumsal kodlarına göre yenileniyor!

Türkiye gibi siyasal ve toplumsal krizin oldukça kapsamlı, katmanlı ve derin olduğu bir ülkede önüne gelene silah ruhsatı dağıtılması, bazı kritik mesleklerin keyfi kullanıma da açık bireysel silahlarla donatılması hatta kimileri için harç indirimine bile gidilerek adeta “aman silahlanın” denilmesi mevcut faşist rejimin niyet ve yaklaşımlarını da deşifre ediyor.

Müteahhit ve çeşitli inşaatlarda çalışan mühendis ve mimarların silahlandırılması ya da OHAL Komisyonu gibi iktidar adına kılıç sallayan özel birimlerde çalışanların ömür boyu silah taşıma hakkına kavuşturulması bunun sadece bir yanını oluşturuyor.

Maden ocakları ve şantiyelerde gelişebilecek işçi tepkilerine ya da yöre halkın koyacağı tutumlara karşı müteahhit ya da geniş anlamda patronların, bir senaryo uydurarak keyfine geldiği gibi silah kullanabilmesi, o namlularını hakkını arayan işçiye, doğasını savunan köylüye ya da sendika temsilcisine çevirmesi bundan sonrası için sürpriz olmayacaktır.

Yine on binlerce emekçinin kararnamelerle ihraç edilmesi sonrasında kurulan OHAL Komisyonu’nu çalışanlarının ömür boyu ruhsatlı silah taşıma hakkına kavuşturulmalarının alacakları kıyım kararlarında cesaretlendirmek dışında bir manası olmadığı ortadadır.

Daha önce silahla suç işleyenlerin cezasının infazının ardından yeniden ruhsat alabilmesiyse paramiliter, mafyatik örgütlenmelerin önünün sonuna kadar açılması dışında başka nasıl bir anlamı olabilir ki!

Kadınlar tedbir kararı çıkaramazken…

Hakkında tedbir kararı bulunan şiddet faili erkeklere silah ruhsatı verilmesi ve yenilemesine ilişkin işlemlerinin bekletilmesi ve silahlarının tedbir kararı kalkıncaya kadar emanette tutulması da yer alıyor bu düzenlemede. Düzenlemeyi yapan siyasi iktidar bu maddeyle kadın cinayetleri konusunda ne kadar duyarlı olduğunu gösterme çabasına bile girdi. Sanki “Kadına şiddet uygulayan her kişi ömür boyu ruhsat alma hakkından yoksundur” demişler gibi bir yanılsama yarattı. Oysaki zaten tedbir kararı çıkarmak için bin dereden su getiren kadınları tehdit edenlerin, olası katillerinin sadece tedbir kararı kalkıncaya kadar silahları kolluk kuvvetlerinde kalıyor. Tedbir kararı kalktıktan sonra onları yine özgürce (!) kullanabilmek üzere alabiliyorlar. Kadınların yeniden tedbir kararı çıkartmasıysa kelimenin gerçek anlamıyla aslanın ağzından ekmeği kapmaya benzeyecek kadar zor.

Oysaki şiddet gören kadın, 6284 Sayılı Kanun kapsamındaki tedbirlerde failin silah aldığı, silah kullandığı ya da mesleği gereği silah bulundurması gerektiği durumlarda silahının kolluk kuvvetine teslimini isteyebiliyordu zaten. Bu böyleyken kadınların katledilmesi, katleden erkeklerin kolayca silahlanması engellenmiyordu. Bu maddenin eklenmesinin de bu açıdan özde bir farklılık getirmeyeceğini anlamak için kahin olmaya gerek yok.