Krizin isyana çağıran simgeleri: Boş döner, boş dürüm, boş tost, …



Mevcut kriz, binlerce işyerinin kapandığı, resmi olarak bir milyon insanın işsiz kaldığı, enflasyonun yüzde 100’lere ulaştığı 2001 krizini katlayan sonuçlarla yaşanmaya devam ediyor. Her kriz döneminde olduğu gibi bu krizin de açlığı, işsizliği, çaresizliği ifade eden simgeleri oluşuyor. 2001 krizinin yarattığı yıkımın içinden simit kafeler türemişti. İşçi ve emekçilerin en ucuz yoldan açlıklarını bastırabilecekleri mekanlar …


Mevcut kriz, binlerce işyerinin kapandığı, resmi olarak bir milyon insanın işsiz kaldığı, enflasyonun yüzde 100’lere ulaştığı 2001 krizini katlayan sonuçlarla yaşanmaya devam ediyor. Her kriz döneminde olduğu gibi bu krizin de açlığı, işsizliği, çaresizliği ifade eden simgeleri oluşuyor. 2001 krizinin yarattığı yıkımın içinden simit kafeler türemişti. İşçi ve emekçilerin en ucuz yoldan açlıklarını bastırabilecekleri mekanlar olarak türeyen bu kafeler kısa sürede tüm illerde oluşan şubeleriyle dev bir ağa dönüşmüştü. İşsizlikte, hayat pahalılığında 2001 ya da öncesi-sonrası yaşanan diğer krizlerden daha ciddi bir yıkım yaratan, ancak henüz daha güçlü toplumsal tepkileri tetiklememiş bugünkü krizin simgesi de “boş baklava”, “boş dürüm”, “boş döner”, “boş tost”, “içsiz köfte”. Şimdilik bunları daha çok öğrenciler tercih ediyor. Ama yarın ekmeğin bile ulaşılamaz olacağı anlaşılan günlerde ne olur bilinmez.

Saraylardaki şatafattan bir şey eksilmez, patronlara kesintisizce milyarlar akıtılırken işçi ve emekçilerin açlıkla burun buruna gelmesinin simgesi olan bu “boşlara” başınızı çevirdiğiniz her yerde rastlamak mümkün. Krizi, açlığı, yaşanan yıkımı hatırlatırcasına gözünüzün içine bakıyorlar. Şimdilik sadece bunun simgesi oluyorlar. Acizce bir kabul mü yoksa safahat ve sefaletin bu denli uçurumlaştığı bu düzene karşı isyanın çağrısı mı olacakları belirleyecek her şeyi.

Sözcü’de yer alan haber bu “boşların” şimdilik sessiz de olsa bir isyanın çağrısı olduklarını, bu isyanın yarın şu ya da bu şekilde hayatın ritmini belirlemeye hazırlandığını bir kez daha hatırlatıyor.

Bir emekçi “Her şeye zam geldi. Artık biz ölelim… İçimi dökmek istiyorum ama içeride yatmaya korkuyorum” ifadeleriyle yaşadığı çelişkiyi özetliyor.  Bir diğeri durumun vahametini “Hani Kemal Sunal’ın bir filmi var ya; tavuğun suyuna camdan ekmek banıyor, o hesap olduk” örneğiyle anlatıyor.

‘Mevcut yönetim içimizi boşalttı, hayat sevincimizi elimizden aldı’

Gazeteye konuşan emekçilerin çarpıcı sözleri şöyle:

Soner Cambaz: Hayat boş oldu zaten. İçimizi boşalttılar. Mevcut yönetim hayat sevincimizi elimizden aldı. Dışarıda yemek yemek lüks oldu.

Songül Temur: Hani Kemal Sunal’ın bir filmi var ya; tavuğun suyuna camdan ekmek banıyor, o hesap olduk…

Taner Taşkın: Şu an böyleyse artık ileride içi boşu bırakın, lavaş bile vermeyecekler. Seçimlerde göstereceğiz. Makarna bile alamıyoruz.

‘Alım gücümüz gerçekten yüzde 100 düştü’

Hivda Kaplan: En dibe vurduk maddi olarak. Hiç kimse hiçbir şey alamıyor. Mecburen boş döner yiyor insanlar.

Mehmet Deniz Çam: Ekim ayında tükettiğim yemeklerin ortalama fiyatı 30 liraydı. Alım gücümüz gerçekten yüzde 100 düştü.

Sebire Erhan: Her şeye zam geldi. Artık biz ölelim… İçimi dökmek istiyorum ama içeride yatmaya korkuyorum. Böyle olacağı hiç aklıma gelmezdi ama bak ne durumlara geldik 20 senedir.”