Deprem bölgesinde çalışan işçiler günlerdir “can güvenliğimiz yok” diyerek işten kaçınma haklarını kullanmak istiyor, patronlarsa “çalışacaksınız” diye dayatıyor. Antep’te depremin üzerinden bir hafta geçmişken işçiler yakınlarını kaybetmeleri, evlerinin yıkılması, yaşadıkları travma hiçe sayılarak işe çağrılmış, gelmeyeceklerin tazminat hakları da gasbedilerek işten çıkarılacağı tehdidi mesaj olarak yollanmıştı. Aynı örnek Malatya’da da tekrarlanmıştı.
Kıyım yasak ama Kod 46 serbest!
Gerek işçilerin tepkisi gerekse patronların talepleri dikkate alınarak yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ise pandemi dönemindeki uygulamaların bir tekrarı. Bu sabah AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmî Gazete’de yayınlanan “OHAL kapsamında çalışma ve sosyal güvenlik alanına ilişkin alınan tedbirlere dair kararname” de sözümona işçi kıyımını yasaklıyor, patronun başvurusuyla hasarlı olduğu tespit edilen işyerleri için kısa çalışma ödeneğini devreye sokuyor, işsizlik sigortası ve kısa çalışma ödeneğnden yararlanamayanlara OHAL süresiyle sınırlı olmak üzere günlük 133,44 TL ödemeyi öngörüyor. Grev ve toplu sözleşme düzenini de fiilen ortadan kaldırıyor.
Hatırlanırsa pandemi döneminde de işten çıkarmak yasak denilmişti. Ama “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymamak” gibi bir maddeyle işten atmak serbestti ve birçok işçi Kod 29 denilen bu maddeyle patronlar ahlaksızlık yaparak işten çıkarılmış, tazminat hakları gasbedilmişti.
“Kapatıyorum” diyerek işten çıkarabilecekler!
Deprem kapsamında çıkarılan kararnamede aynı zamanda “işyerinin kapanması” gibi bir şartla da kıyım yapabilirsiniz deniliyor. Diğer taraftan patron hasar tespiti başvurusu yapar ve işyeri binası hasarlı görülürse işçiler, kısa çalışma ödeneğinden yararlanır deniliyor. Patronun hasarlı bina tespiti yaptırtıp işi sürdürmeye devam etmesi ya da bu bahaneyle başka yere taşıyıp kıyıma gitmesi Türkiye koşullarında yabana atılacak bir seçenek olmadığı gibi, kısa çalışma ödeneğini sigorta fonu üzerinden ödettirip işçileri ücret ödemeden çalıştırması da işten bile değildir!
Günlük 133 TL’ye talim!
Kararnamede pandemi döneminde olduğu gibi ne işsizlik fonundan ne de kısa çalışma ödeneğinden yararlanabilen işçiler ise günlük 133,4 TL’ye mahkum ediliyor. O da devletin bütçesinden değil, işsizlik fonundan karşılanacak! 133,4 liraya bırakalım bir günlük masrafı, yarım kilo peynir bile alamazsınız! Bu işçilerin aynı zamanda Genel Sağlık Sigortası kapsamında sayılması kararı alındı. Yani sağlık haklarına erişmeleri için belli bir prim ödemeleri!..
Grev hakkını toplu sözleşme düzenini gasp!
Genelgenin diğer başlığıysa grev ve toplu sözleşme hakkının gasbedilmesini kapsıyor. Buna göre deprem bölgesindeki işyerlerinde Sendika Kanunu kapsamındaki yetki tespiti, toplu sözleşmelerin yapılması, uyuşmazlıkların çözümü, grev ve lokavt süreleri OHAL süresi boyunca uzatıldı. Yani sendikalı olmanın anlam kazandığı grev hakkı OHAL süresince gasbedildi. Hoş OHAL olmasa da bu yasak artık bir alışkanlığı dönüştüğü için işçi sınıfının bir kez daha uğruna dövüşeceği bir hak haline geldi grev hakkı.
Fiili meşru mücadele!
Devletin neden seferberlik değil de OHAL ilan ettiğinin özeti olan kararname işçilerin fiili meşru mücadelesiyle aşılacaktır. Deprem gibi büyük bir yıkımdan çıkan ve ücreti dışında tutacak dalı olmayan bölgedeki işçiler, her maddesi ayrı bir sinsilik, patron aklı ve sefaleti meşru kılma yaklaşımıyla yazılmış bu kararnameyi biriktirdikleri deneyimle aşabilirler. Deprem vergilerini de işsizlik sigortası fonunun da patronlara peşkeş çeken bu devletin bunca büyük acı içinde bile aklına gelenin grev yasağı ya da 133 TL’lik cep harçlığı olmasının kendisi bu mücadeleye davetin adıdır.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!