Kadınlar İstanbul’dan haykırdı: Hayatlarımız değil, patriyarka yıkılsın!



İstanbul’da tüm engellemelere rağmen binlerce kadın 8 Mart için bir araya gelip isyanını, öfkesini haykırdı, kararlılığını gösterdi. Saat 21:00’de basın açıklamasının okunmasıyla eylem sonlanırken kadınlar dağılmayıp Taksim’e çıkmayı zorladı. Polisin biber gazlı saldırısında çok sayıda kadın gözaltına alındı


İstanbul’da binlerce kadın, tüm engelleri, polis barikatlarını aşarak Cihangir’deki Katlı Otopark’ın önünde buluştu. Oldukça kalabalık kadın gruplarının Karaköy ve Cihangir Caddesi’nde engellenmiş olmalarına rağmen buluşma, kitlesellik, öfke ve kararlılıkla dikkat çekti. İktidarın en önemli hasımlardan ilan ettiği kadın hareketini gövdesinden ayırma, kendi deyimiyle “marjinalleştirme” politikalarına karşı da güçlü bir yanıt verildi. Eylem saat 21:00’de basın açıklamasıyla sonlandırıldı. Kadınlar dağılmayıp Taksim’e çıkmayı zorlayınca polis biber gazıyla saldırıya başladı. Gazetecilerin de uzaklaştırıldığı saldırı ara sokaklarda devam etti, çok sayıda kadın gözaltına alındı.

Bu yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün anlamları depremin yarattığı toplumsal acı ve öfkeyle birleşti. İktidar gerek bu gerçeğin yarattığı korku gerekse kadın hareketine yönelik yasak ve baskıyla yalıtma, “marjinalleştirme” politikasıyla 1 gün önceden başlayarak Taksim ve civarında abluka oluşturdu, esnafı işyerlerini açmaması konusunda tehdit etti. Sabah da Beyoğlu Kaymakamlığı, kadın hareketini hedefe çakan kışkırtıcı gerekçelerle 21’incisi yapılacak Feminist Gece Yürüyüşü’nü yasakladığını açıkladı, Taksim’e ulaşımda kullanılan metro ve füniküler hatlarını sınırlandırdı.

Saat 14:00’ten sonra ulaşım kaldırılsa da, yasak kararı ilan edilip Taksim geniş bir polis ablukasıyla kuşatılsa da binlerce kadın önceki yıllarda da buluşma adresi olan Cihangir Katlı Otopark’ta bir araya geldi. “Geceleri de, sokakları da, meydanları da terketmiyoruz!”, “Hükümet istifa!”, “Jin, jiyan, azadi!”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz!” sloganlarıyla, depremin yarattığı yıkıma ve sonrasındaki müdahalesizliğe duyulan öfke birbirine karıştı.

Kadınlar uzun süre konuşmalar, slogan ve ses çıkarmalarla burada bekledi. Karaköy Boğazkesen Caddesi ve Cihangir Caddesi’nde önleri polis barikatıyla kesilen arkadaşlarının yanlarına gelmesini, sokağın açılmasını, barikatların kaldırılmasını istedi.

Bir süre sonra Karaköy’deki kadınlar barikatı aşarak sloganlarla Taksim’e doğru koştu, polis barikatları kararlılık karşısında gevşedi.

Saat 20:00’de tüm kadınlar telefonlarının fenerlerini açarak görkemli bir görüntü oluşturdu. Polisle tartışmalar, gerilimler ve hiç susmayan sloganlarla saat 21:00 itibariyle basın açıklaması okundu.

Basın açıklamasının ardından dağılmayarak Taksim’e yürümek isteyen kadınlara polis biber gazıyla saldırdı. Barikatları aşarak Taksim’e çıkmak isteyen pek çok kadın gazdan etkilendi. Polis Cihangir’in ara sokaklarında insanların peşine düşerek biber gazı sıkmaya başladı.

Basını uzaklaştıran polis çok sayıda kadını darbederek gözaltına aldı.

21’inci Feminist Gece Yürüyüşü’nde okunan basın açıklaması şöyle:

‘Hayatlarımız değil, patriyarka yıkılsın’

Hayatlarımız değil, patriyarka yıkılsın diye feminist isyandayız. Sokakları ve geceleri feminist isyanla, coşkuyla ve dayanışmayla doldurduğumuz Feminist Gece Yürüyüşü’nün 21’incisi için buradayız, sokaklardayız. Yirmi yıl boyunca çok şey gördük; savaş, işgal, yoksulluk, ırkçılık, artan emek sömürüsü, LGBTİ+ düşmanlığı, yönetilemeyen pandemi, ekonomik kriz ve giderek güçlenen patriyarka. Şimdi ise 6 Şubat’ta yaşanan deprem sonrasında on binlerce kişinin hayatını kaybettiği, yaralandığı, evsiz kaldığı bir dönemden geçiyoruz. Patriyarkal kapitalizmin yol açtığı yıkım, bizlere doğal afet diye açıklanmaya çalışılıyor. Doğayı, kentleri rant uğruna mahvedenler, afete müdahale biçimleriyle de insan hayatına zerre önem vermediklerini gösteriyor. Deprem bölgesinde dayanışma kurmak için seferber olan insanları polisle tehdit edip baskı uygulayarak dayanışmayı kriminalize etmeye ve insanları birbirine düşman hale getirmeye çalışıyor.

Öfkeliyiz

Biz kadınlar; insan hayatının hiçe sayılmasını, devletin krizleri yönetme, sorumluluğunu yerine getirme konusundaki acizliğini ve bunun sonuçlarını çok iyi biliyoruz. Bir gecede İstanbul Sözleşmesi’ni iptal ederek milyonlarca kadının hayatını tehlikeye atmasından, 6284’e karşı saldırıların önünü açmasından, erkek şiddetini teşvik etmesinden tanıyoruz. Erkek şiddetine maruz kaldığı için şikâyete giden kadınları karakollardan evlere geri göndermesinden; mahkemelerde tecavüzcü ve katil erkekleri, erkeklik indirimleriyle affetmesinden; hayatına sahip çıkan kadınlara ağır cezalar vermesinden; nafaka hakkına saldırmasından; kürtajı engellemeye çalışmasından; kamu kreşlerini kapatıp çocuk bakımını özel sektöre ve yoksulları da cemaat ve tarikat kreşlerine mecbur bırakmasından; ev içindeki tüm iş yükünü kadınların sırtına yüklerken kadınları sermayeye ucuz iş gücü haline getirmesinden tanıyoruz.

Üzgünüz

Kadınları aileye hapseden, aile dışında var olmalarını kabul etmeyen politikalarından, LGBTİ+’ları hedefe koymasından, çocuk yaşta evlilikleri meşrulaştırmaya çalışmasından tanıyoruz. Diyanete sonsuz bütçe verip kreşleri kapatırken dini kurumlarda eğitimi teşvik edenler, bugün refakatsiz çocukları tarikatlara, dini kurumlara vermekte beis görmüyor. Bu iktidarı, bu erkek-devleti her yıl 8 Mart’larda yüzlerce polisiyle, TOMA’sıyla, barikatıyla bizi, isyanımızı engellemeye çalışmasından biliyoruz. Yaşadığımız afetin sonuçlarının, kadınlar için katmanlı olduğunu biliyoruz; hayatı sürdürme, yeniden kurma yükünün, afet durumunda da kadınların üzerinde olduğunu, temel ihtiyaçlarının nasıl ikincilleştiğini görüyoruz ve depremin üzerinden daha 1 ay geçmişken kadınların hayatlarının daraldığına tanıklık ediyoruz. Tüm bu yaşananlar, bizlere bir kez daha feminist mücadelenin ve dayanışmamızın; şiddetin, adaletsizliğin ve eşitsizliğin olmadığı bir dünya kurmanın tek yolu olduğunu gösterdi. Başka bir dünya kurma talebimizin haklılığını bir kez daha gösterdi.

Hiçbir yere gitmiyoruz

Her yıl olduğu gibi burada el ele, yan yana bir aradayız; erkek devlete, homofobiye, transfobiye, ırkçılığa, emek sömürüsüne, patriyarkal kapitalizmin yıkımına karşı buradayız. Sırtımızı ranta değil birbirimize yaslayarak, erkek egemen sistemin yarattığı her türlü şiddete karşı birlikte isyan ederek, dayanışarak, direnerek ve yaşamlarımızı adaletten, eşitlikten yana kurmak için buradayız. Mücadelemizden, hayatlarımızdan, birbirimizden, feminist bir dünya kurma tahayyülümüzden vazgeçmiyoruz.

Öfkeliyiz, yastayız, buradayız, hiçbir yere gitmiyoruz.