İstanbul’da Newroz…



İstanbul Newroz alanı gerek halklar arasındaki kardeşlik köprüsünün düzeyi gerekse Kürt halkının özlem ve beklentilerinin yansıdığı bir ayna oldu


Her Newroz aslında halklar arasındaki kardeşleşme köprülerinin ve özelde de Kürt halkının toplumsal örgütlülük düzeyi, beklenti ve ruh halinin aynası gibidir. İstanbul Newroz’unun bu açılardan özel bir yeri vardır. Milyonlarca Kürdün yaşadığı bu kent aynı zamanda Türk işçi ve emekçileriyle iç içeliğin de giriftleştiği bir kenttir. Türkiye işçi sınıfının gövdesinin Türk-Kürt ve diğer etnik-dinsel farklılıklardan oluştuğunun ve bu gövdenin demokratik haklar temelinde birbiriyle ne kadar etkileşim içinde olduğunun sınandığı alanlardan biri de Newroz alanıdır. Şovenizmin, sosyal şovenizmin oldukça derin köklere sahip olduğu bu coğrafyada İstanbul Newroz’u bu yaklaşımların ne ölçüde aşıldığının da bir çeşit aynasıdır. 1 Mayıs’tan farklı olarak böylesine kritik bir mevzunun sınandığı asıl meydan orasıdır. Bu noktadan bakınca bu yılki İstanbul Newroz’u alandaki rengarenk flama denizinden de anlaşılacağı gibi safların daha da genişlediği bir Newroz oldu. Seçim dönemi ve ittifak politikalarının da etkisi var kuşkusuz bu durumda. Ama aslolan kanırtıla kanırtıla da olsa Kürt halkıyla acısında-sevincinde bir arada durmak konusunda sistemi de rahatsız edecek bir genişlemenin yaşandığı gerçeğinin alana yansımasıdır.

İstanbul Newroz’u rejim için birçok açıdan önemli bir barometredir. Soğuk havaya, yağışa rağmen insanların akın etmesini baştan sakatlamak için polis erkenden “kontrollü gerilim” siyaseti izledi. Önceki yıllardan farklı olarak yürüyüş yapılan mesafeyi sınırlandırdı, çok daha büyük bir yığınak yaptı, basit mevzuları bile gerilimli bir “müzakere” konusu haline getirdi. 2023 seçimleri için de önemli bir tartı olacak Newroz’daki görüntüyü sakatlama isteği kadar depremlerin yarattığı acının öfkeye kesmiş renginin nerelere evrilebileceğini kestirememenin korkusu da vardı bu gerilim siyasetinde.

Bütün bunlarla birlikte İstanbul Newroz’u Kürt halkının özlem ve gelecek tahayyülünün bir kez daha çok güçlü biçimlerde dile geldiği bir ayna oldu. Sabah saatlerinden başlayarak ulusal giysileriyle kadınlar, atölyelerden-şantiyelerden- güvencesiz çeşitli işkollarından, okullardan gelen esmer çocuklarla dolmaya başladı alan. Gelişler saatler ilerledikçe arttı, alan defalarca dolup boşaldı. İlçelerden kalkan otobüslerin çeşitli engelleri aşarak ulaşmasıyla alandaki coşku ve öfke de görünür biçimde yükseldi.

Depremin yası-acısı nedeniyle geçen yıllarla kıyaslandığında coşkunun daha kontrollü olduğu, acının öfkeye kestiğinin daha görünür hale geldiği bir atmosferde seyretti alandaki ruh hali. Sahneden kavganın şairi Adnan Yücel’in Dörtlerin Gecesi nehir şiirinden Mazlum’un üç kibrit çöpüyle yarattığı destana dair bölümün okunmasıyla başladı etkinlik. Tüm alanın pür dikkat kesildiği anlardan biriydi bu, saygı duruşu bu alanda çok zor sağlanabilecek bir sessizliğe sahne oldu. Yaslıydık ve yasımız sessiz bir öfke olarak durulan saygı duruşumuza da yansıyordu.

Kadınlar bu Newroz’un da esas dinamiğiydi. Rengarenk giysileri, vakur coşkuları ve Kürt özgürlük bilincinin kuşaktan kuşağa taşıyıcıları olduklarını her halleriyle hissettirdiler. Sarı-kırmızı-yeşil bayraklar, çocuklarına giydirdikleri, kendilerinin de onurla taşıdıkları yöresel kıyafetlerle kadınlar onlarca yıl ödenen bedeller ve yaşanan sınırsız acılarla yaratılan halklaşma bilincinin en önemli yapıcıları oldukları kadar geleceğe taşıyıcıları de olduklarını duyumsattılar.

Gençler acı ve öfkelerini bugünü beklemişler gibi en hırçın, en dinamik halleriyle alana taşıdılar. 2023 Newroz’unun en önemli özelliklerinden biri de bu gerçek oldu. Kürt özgürlük bilincinin artık kuşaktan kuşağa taşınan doğal-anonim bir bilinç olmasının ifadesiydi tüm davranışları. Yaktıkları ateşler, haykırdıkları sloganlar ve polis ablukası altındaki ateşli öfkeleriyle bu gerçeği bir kez daha hissettirdiler.

Onların da, kadını yaşlısı erkeğiyle bir bütün olarak halkın dilinde de düşmeyen slogan “Bıjî serok Apo!”ydu. “Be serok jiyan nabe!”yle birleşerek haykırılan bu sloganda ezilen bir halkın tüm acı, özlem, beklenti ve talepleri birleşiyordu. Depremin yarattığı öfkeyle de buluşan bu talep ve beklentilerin artık somut siyasal kazanımlara dönüşmesi isteği somut, elle tutulur bir nitelik kazanıyordu. Kürt gençlerinin mevcut hale daha fazla tahammül göstermeyecekleri duyumsanıyordu. Bu açıdan İstanbul Newroz’una damgasını vuran ulusal özlem ve taleplerden bir milim geri adım atılmayacağı ve bunların artık bir halkın gövdesiyle sahiplendiği talep ve beklentiler olduğu gerçeğiydi.

Newroz bunların yanısıra artık anonim bir nitelik kazanmış bu ruh ve bilincin hızla daha örgütlü-şekilli bir güce dönüşmesi zorunluluğunu da ortaya koydu.

Sahnede seçim ve sandık vurgusu öne çıkarken alanda dile getirilen özlem ve beklentilerin o sandığa sığmayacağı gerçeği de bir kez daha görüldü Newroz alanında. Aynı yere bakan bu büyük gövdenin taşıdığı devasa potansiyel açısından sandık sadece bir etaptı. Aslolan onu da kapsayan ama devrimci demokratik dönüşümdü. Keza gelinen noktada en basit demokratik sorunun bile bir devrim meselesi haline geldiğini yaşayarak biliyoruz. Kürt halkının demokratik talepleriyse sandığa, birkaç hamleye sığmayacak kadar derin ve kapsamlıdır. Newroz alanındaki rengarenk görüntü, kesif öfke, yası dinamik bir duruşla birleştiren bütünlük de bunun özeti gibidir.

Bitimdeki polis saldırısı ve gözaltılar da bu gerçeğin yarattığı öfkenin ifadesidir.

Fotoğraflar: Hayri Tunç