Malatyalı aile: “Canımızı zor kurtardık”



“Üç gün doğru dürüst bir şey yiyemedik. Aç kaldık. Hayırseverler, sivil toplum yardımları geldi, bu şekilde geçirdik. 27 Şubat’ta Ankara’ya gelmeye karar verdik. “


6 Şubat depremiyle birlikte gelecek hayali, geçmişi ve bugünü yok edilen depremzede ailelerin bir kısmı artık Ankara Mamak’ta… ‘Ankara Mamak’ta diyoruz ama bu aileler henüz yerleşip yerleşmediklerini kendileri de pek bilmiyorlar. Çünkü barınma sorunu hâlâ belirsizliğini koruyor.

Bugün ziyaret ettiğimiz Malatyalı depremzede aile depremin ardından altmış depremzede aile ile misafirhaneye çevrilen Batıkent Cemevi’nde kalmışlar. Şu an geçici olarak kaldıkları evin sahibi ile orada karşılaşıp tanışınca Mamak Çağlayan Mahallesi’nde bulunan daireye yerleşmişler. Önce iki aylığına denmiş. Depremzede aile bu eve yerleşeli 10 gün oluyor, bir buçuk ay sonra ne olacağını ise bilemiyorlar. Tam bir bilinmezlik hali devam ediyor.

Devlet barınma konusunda kılını bile kıpırdatmıyor. Depremzedelerle Mamaklıların dayanışması olmasa tamamen kendi kaderlerine terk edilmiş olacaklar. Melek ve Can’ın anlattıklarına kulak verelim:

Alınteri: Deprem anında neler yaşadınız? Sonrasında buraya gelme kararını nasıl verdiniz?

Can: Deprem sırasında evimizdeydik. Her iki depreme de evin içinde yakalandık. Çok korktuk. Deprem olduktan sonra dışarıya çıktık. Birkaç gün arabalarımızda kaldık zaten. 3 gün ne yemek ne su ne de ekmek bulabildik. Orada yaşamak için direnç şarttı. Çadıra başvurduk olmadı, konteynıra başvurduk olmadı. 3 gün arabada kaldıktan sonra nikah salonuna gittik kaldık. Çok kalabalıktı olmadı yine. Bir okul var dedi arkadaşlar arkadaşlar. Okula gittik, 1 haftaya yakın okulda kaldık.

En son 27 Şubat’ta bir deprem oldu, 5,6. Okul müdürü bana, “Valilikten bir emir gelmedi, başınıza bir şey gelirse ben o sorumluluğu alamam. Ben okulu kapatacağım” dedi. Biz de dışarıda, sokakta kaldık yine. Eve gidelim diye düşündük. Ama eve de girilmiyor zaten. Eve girişleri de yasakladılar. Girenlere 60 bin lira ceza yazarız diye… Biz de, kıyafetlerimizi alıp çıkalım, dedik. Nereye gideceksek artık…

Kızımız buradaydı zaten. Arkadaşlar aracılığıyla Ankara’ya geldik. Arkadaşlar Batıkent’teki Cemevi’ne yönlendirdiler bizi. 10 güne yakın oradaydık. Bugüne kadar da devletten bir yadım alamadık.

Alınteri: Buraya gelirken, benzin vs. ulaşım paralarını nasıl karşılayabildiniz? Şunu biliyoruz iki depremden sonra kimse evine giremedi. Ne yiyeceğini ne de parasını alabildi.

Can: 3 gün doğru dürüst bir şey yiyemedik. Aç kaldık. Hayırseverler, sivil toplum yardımları geldi. Bu şekilde geçirdik. 27’sinde (Şubat’ta) karar aldık.

Alınteri: Kaç kişisiniz ailede?

Can: Biz beş kişiyiz, babamlar da üç kişi, sekiz kişiyiz. Arkadaşlar söylemişti, devlet açıklamış kendi arabanızla ya da otobüslerle giderseniz, otobüsler bedava. Kendi arabanızla da giderseniz oradaki kaymakamlığa başvuruyorsunuz, benzin paralarını ödüyorlar  diye.

Alınteri: Size ödeme yapıldı mı?

Can: Yok, bize benzin parası verilmedi. Biz geldiğimizde ilk Batıkent’e geldik. Yenimahalle kaymakamına gittik başvurmak için. Dediler ki, oradan (deprem bölgesinden) çıkışta kaymakamlıktan bir belge almanız gerekirdi. Biz de, “Biz oradan çıktığımızda deprem oldu zaten. Tüm binalar boş, nereden belge alacağız” diye itiraz ettik. Yok dediler, o belge olmazsa biz size bir şey veremeyiz. Başvuramadık.

Tamam dedik, neyse. Sonra bir hayırsever geldi, benim bir evim var, istiyorsanız gelin birkaç ay kalın, ondan sonra da bakarız dedi duruma. Geldik, buraya yerleştik. Sağ olsun komşularımız olsun, dernekler olsun yardım ettiler; sivil toplum hepsi. Devletten hiçbir yadım almadık. Sivil toplum yardımcı oldu, evimizi döşediler. Eksikliklerimiz olsa da, yine de başımızı sokacak bir yerimiz var.

Burada da belediyeye gittik, yardımlara başvurduk. Belediye, bizim yardım yapacak bir şeyimiz yok, dedi. Sosyal yardımlaşmaya gidin, dediler. Sosyal yardımlaşmaya gittiğimizde, daha önce geldiğimizde muhtarlığa başvurmuştuk, muhtarlık da bizim adımıza sosyal yardımlaşmaya başvurmuş. Başvurunuz var dediler. Ama daha hiçbir şey görmedik.

Melek: Yardımlar kesilmiş deniyor.

Can: Erzağımız falan var, sivil toplum çok şükür yardım ediyor bize, dedik. Doğalgazımız var, elektrik, suyumuz var dedik. Ama iki üç öğrencimiz var; yol yardımı şu yardımı vs. Şu an doğalgaz ve elektrik yardımına başvurular bitmiş, kesilmiş dediler. Yardım edilecek, yardım edilecek diyorlar, ama yardımlar kesilmiş.

Alınteri: Kızılay’dan herhangi bir şey aldınız mı ?

Can: Kızılay’a gittik başvurduk. Form doldurduk ama bir şey olmadı daha.

Melek: (Kızılay’dan) hepimize kıyafet istedik.

Alınteri: Peki sizce nasıl olması gerekiyordu ?

Can: Devletin söylediği ile bizim karşılaştığımız çok farklı. Devlet diyor ki, biz şunu yapıyoruz, bunu yapıyoruz, şu yardımı yapıyoruz. Kaymakamlığa da başvurduk, belediyeye de başvurduk, sosyal yardımlaşmaya da başvurduk, hiçbir şey göremedik.

Melek: Malatya’da da başvurduk Kızılay’a kıyafet için. Size dönüş yapacağız dediler. 1 ay oldu bir şey yok. Burada da başvurduk. Bir ümidimiz yok yani.

Can: Malatya’da Kızılay’a başvurduk. Bilgilerimizi aldılar. Gıda yardımı, kıyafet istediğimizi söyledik. Dönüş olmadı. Burada da olmadı. Buradaki kaymakamlığa da gittik,  yakıt parası için başvuralım dedik. Dediler ki, “Oradan yazı almadıysanız, biz başvurunuzu alamayız”. Ben ve babam birlikte gitmiştik. Dedik ki, oradan gelirken binaların hepsi boş. Deprem olmuş, kaymakamlığı nerden bulucam valiliği nereden bulucam da ben yazı alıcam?!.

Melek: Canımızı zor kurtardık.

Can: Benim TC kimlik numaramı girdiğin zaman, benim nereden geldiğim gözüküyor zaten. Yok diyor, oradan yazı almadıysan ben senin başvurunu kabul edemem. Yakıt param da cebimden gitti. Şimdi hepsini kredi kartıyla aldım. Tamam kredi kartını 6 ay ertelemiş ama ben bunu 6 ay sonra nasıl ödeyeyim ?

Melek: Evimiz de kredili. Aylık 3 bin lira kredi ödüyoruz. Çalışıyorduk, ancak yetişiyorduk. Araba da enkazın altında kalmış. Son gün yaptırdık 15 milyara, kredi kartıyla ödedik. Sigorta var ama DASK (Doğal Afet Sigortaları Kurumu) karşılamıyor. Karşılar diye düşündük ama karşılamıyor. Onu yaptırmasaydık, buraya da gelemezdik. Arabanın önü bantlı üstleri delik, yaptıramadık, para yoktu, çıktık geldik. Camı taktırabildik. Üstleri delik, oranın da yapılması gerek ama neyle yaptıracağız.

Alınteri: Sizin evinizde hasar tespiti yapıldı mı ?

Can: İlk depremden sonra hasar tespiti yapıldı. Az hasarlı dendi. 27 Şubat’ta 5.6’lık depremden sonra 14 tane az hasarlı denen bina yıkıldı. Ondan sonra tüm hasar tespit raporları iptal edildi. Tekrardan hasar tespit yapılacak denildi. Ama bekliyoruz hâlâ. Kimse kalmamış ki. Girişte çatlaklar var. Girişte oturanlar, dükkan sahipleri bile yok ki. Kapıları açacaklar ki kontrol edilecek.

Alınteri: Ev sahibi ve kiracılara, ayrım yaparak da olsa, belirli bir miktar yardım yapılacağı söylenmişti. Bu yardımlardan yararlandınız mı ?

Can:10 bin lira yardım, az hasarlı olanlara ve ondan sonrakilere ödeme yapılacak. Ama bizim hasar raporu iptal olduğu için tekrardan kontrol edilip, ondan sonra yapılacak denildi. 5-10 bin lira denen taşıma yardımına dair de biz hiçbir şey görmedik.

Melek: Biz başvurduk, 2-3 hafta geçti ama bir şey yok. Hani taşınma yardımı?

Can: Televizyonlarda söylenenle gerçek aynı değil.

Melek: Ev için kredi çektik, o kredi ödemesi var daha 10 yıl. 6 ay sonra ben nasıl yapacağım? Daha 1 yıldır oturuyorduk. İplik fabrikasında çalışıyordum asgari ücretle ile. İşim zordu ağırdı. El mecbur iyi kötü dayanmaya çalışıyordum. Başka çarem yoktu. Evin kredisi, üç çocuk okutuyoruz. Doğalgazdır, aidattır… Zar zor yetiyordu. 6 ay sonra nasıl olacak? 2 ay işe gitmesem çıkışım verilecek. benim gibi çıkarılan çok zaten. Ücretsiz izne ayrılmışlar. 2 ay sonra buradan gitsem yine (Malatya’ya) nerede gireceğim işe? Evlere girilemiyor zaten.

Can: İşyerinde eşime 2 ay ücretsiz izin verilmiş. Ücretli olması gereken bir durumdu ve aslında devlet ödeyebilirdi. İşsizliğe de başvuramıyor, çünkü çıkışı yok işten. Ne işsizlik ücreti alabiliyor ne tazminat ne de maaş…

Melek: 2 yıldır çalışıyordum. 

Can: 2 ay sonra biz size bir tebligat göndereceğiz diyor patron. 3 gün içinde işe gelirseniz gelirsiniz, gelmeseniz tazminatsız çıkışını vereceğiz diyor.

Melek: Yani sözleşme fesholuyor.

Can: Tazminat da ödemiyor.

Melek: Şu an olsa 25 bin lira tazminat alırım. Onu verseler ben az da olsa idare ederim. Belki eşim iyleştikten sonra bir iş bulur. Çocuklar yerleştikten sonra ben de bir işe giderim. Ben evde oturmayı seven bir kadın değilim.

Can: Eşimi çağıracaksın ama. Eşim oraya gidecek nerede kalacak? Ev yok, bir şey yok, çocukların okulu. Çok mantıksız bir şey.

Alınteri: Sizin rahatsızlığınız nedir?

Can: Bende bel fıtığı ve astım var. Fabrikalar zaten işe almıyor beni. Kaç fabrikaya başvurdum. Astım ve bel fıtığı olduğundan dolayı sizi işe alamayız dediler. Özel güvenlik işinde, bir operasyon geçirmem gerekiyor, ayın 28’inde. Orada (Malatya’da) tedavi görüyordum zaten, yarım kaldı.

Alınteri: Engelli raporunuz var mı?

Melek: Vermiyorlar. Astımdan dolayı başvurmuştu. Ama çıkmadı. 15 yıl sigortası vardı. Eşimi fabrikalara almıyorlar. Özel güvenlikte de herkes torpille… Deprem sonrası arabada yattık, okulda yattık. Bacağı tam kötü oldu. Yürürken bir bacağı kısa. İş buldu diyelim. Yürüdüğü zaman işe almazlar. Bari operasyonu geçirsin, inşallah olursa, ancak bu şekilde bir işe girebilir.

Alınteri: Geri dönmeyi düşünüyor musunuz ?

Can: Toparlanırsak geri döneriz. Burası bizim ortamımız değil yani (gülüşmeler). Orada yerleşik bir düzenimiz vardı, tanıdıklar vardı.

Melek: Ev düzelirse. Çatıdaki duvar komple yıkılmış.

Can: Ama bu gidişle de yani zor.

Alınteri: Teşekkür ederiz.

Melek-Can: Biz teşekkür ederiz.