Poyraz Soysal
“Kışlık Saray’da Kerenski.
Smolni’de Sovyetler ve Lenin,
sokakta o n l a r.
O n l a r biliyorlar ki, O:
“– Dün erkendi, yarın geç.
Vakit tamam bugün,” dedi.
O n l a r : “– Anladık, bildik,” – dediler.
Ve hiçbir zaman bildiklerini bu kadar müthiş ve mükemmel bilmediler”
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Buz kırıldı, yol açıldı. 106 yıl önce dünya, onu yaratan ellerin gücüyle sarsıldı. Tarihin en barbar dönemlerinden biri olan 1. Paylaşım Savaşı’nın vahşeti içerisinde proletarya göğü yeniden fethe çıktı. Geçmişteki geleceğimiz, yani geleceğimizin temel taşlarını ilmek ilmek ördü nasırlı eller. Hem de Marx ve Engels’in öngörüsünün dışında, bir halklar hapishanesi olan Çarlık Rusya’sında. Komünden öğrenerek, ayaklarını toprağa daha sağlam basarak, köylülüğü de rüzgarına katarak tarihin en uzun soluklu ilk işçi emekçi iktidarını yarattı.
1919 1 Mayısında Lenin “Torunlarımız bu günü okuduklarında, insanın insanı sömürmesine şaşıracaklar” diyordu. Bu cümle propaganda amaçlı kullanılmış değildir. Sosyalizmin, komünizmin ön evresi olduğunu vurgulayan bir niteliğe sahiptir. Yani sosyalizm yaygın bir ezber olarak tekrarlanan kapitalizmi izleyen bir sistem olmakla sınırlı değildir. Sosyalizm sınıfsız topluma geçişin, komünist toplumun ön aşamasıdır. Marx, Engels “Alman İdeolojisinde” şöyle anlatır:
“Şimdiye kadarki bütün devrimlerde faaliyet tarzı değişmeden kalıyordu. Sadece bu faaliyetin başka türlü bir dağılımı, işin başka kişiler arasında yeni bir bölüştürülmesi söz konusuydu. (Oysa) Komünist devrim, bunun tersine daha önceki faaliyet tarzına karşı yönelmiştir, emeği ortadan kaldırır ve her türlü sınıf egemenliğini sınıfların kendileriyle birlikte ortadan kaldırır.”
Sovyet deneyimi proletaryanın bu yöneliminin bir sonucu olarak var oldu. Çarlık boyunduruğu altında korkunç bir emek sömürüsüyle yaşamaya çalışan, savaşlara ölüme gönderilen Rusya emekçi halkları ve proletaryası, tek imtiyazlı “sınıfın” çocuklar olacağı bir dünyanın ilk temellerini attı. Belki kapitalizmin lekeleri yaratılan sosyalizmin varlığını bir kanser gibi kaplayarak onu rotasından çıkardı ama binlerce yıllık sınıflı toplum tarihinde ilk kez insanca bir yaşamın kurulabileceğinin canlı bir örneğini yarattı. Çalışmak, savaşmak ve vergi vermekten başka bir hayat görmemiş bir toplumu her alanda gelişmiş bir topluma dönüştürdü. Emekçiler, yetenekleri ve gerçekleştirdikleri hayalleriyle var olabildikleri bir toplum inşa ettiler. 70 yıllık bir süreçte -revizyonist dönemi saymazsak daha kısa bir süreçte-, insanlığa kattıklarıyla ölümsüzleşti.
21. yüzyılda biz hala “Vatandaş Türkçe konuş” zihniyetinden bir adım ileriye gidememişken SSCB 1936 Anayasasıyla tüm ulusların hak eşitliğini sağlamada önemli bir adım atıyordu. Bugün en gelişmiş kapitalist ülkelerde bile insanlar sokakta yaşarken, hatta kentlerin görünmez yerlerine süpürülürken SSCB nitelikli barınma hakkını garanti altına alıyordu. Bugün 100 yıl önce kazanılmış kadın hakları bile tırpanlanmaya çalışılırken, 100 yıl önce en geri bölgelerde kadın mücadelesinin nasıl ilmek ilmek örüldüğünü Kavel Alpaslan’dan şu alıntıyla örnekleyebiliriz:
“Peki Müslüman kadınların tartıştıkları, mücadele ettikleri başlıklar nelerdi? Bunun için gözlerimizi Şubat Devrimi’nden sonra toplanan Bütün Rusya Müslüman Kadınlar Kongresi’ne çevirmemiz gerekiyor. Yine Kazan’da yapılan bu kongrede 59 kadın delege, çoğunluğu kadın olan 300 kişilik bir kitle önünde; ‘çok eşlilik, kadın hakları, türban ve şeriat yasalarının statüsü’ gibi konuları tartışmaya açtı. İngiliz yazar China Miéville, ‘Ekim’ isimli kitabında bu kongrede konuşulanları ve alınan kararları şöyle anlattı: ‘Delegeler Kuran’daki emirlerin tarihsel olarak spesifik olup olmadıklarını tartıştılar. Tarih ötesi Ortodoksluğun birçok destekçisi bile metinleri kadınların camiye gitme hakları olmadığını veya erkeğin birden fazla eşe sahip olmasının, sanki ‘adilmiş gibi’, sadece ilk eşinin izniyle -önemli bir uyarı- mümkün olduğunu dile getiren muhafazakar seslere karşı kullanmak için yorumladılar. Toplantıda çok eşlilikle ilerici-gelenekçi pozisyonun onaylanmasından memnun kalmayan feministler ve sosyalistler, Burnaşeva da dahil olmak üzere, üç üyelerinin gelecek ay Moskova’da yapılacak olan Bütün Rusya Müslümanları Konferansı’na katılmalarına ve çok eşliliğe karşı kendi alternatif görüşlerini sunmalarına karar verdiler. Konferanstan, kadınların oy hakkı, cinsiyetlerin eşitliği ve türbanın mecburi olmaması da dahil olmak üzere, on iki ilke geçti.”
Bu bir tarihle avunma yazısı değil. SSCB’nin içerisindeki doğum lekelerini aklamak gibi bir amacımız da yok. Sınıflar mücadelesinde yene yenile ilerlenir. Her devrim önceki deneyimlerin ışığında ilerler. Bugün tarihin sonu zırvalarına onu ortaya atanlar bile inanmıyorken, bir zorunluluk olarak sosyalizm ufuktayken ve varlık yokluk derecesinde ihtiyaçken SSCB deneyimini değerlendirmek, dünya halklarına mirasını sahiplenmek ve yanlışlarından ders çıkarmak en temel görevlerimizden. Bugün kamuculuğa, çoğulculuğa, halkçılığa sıkıştırılmış bir sosyalizme karşı Marksizm Leninizmi dogmalaştırmadan savunmak en temel zorunluluğumuz.
Burjuvazi ve küçük burjuva sosyalizmi tarihi sürekli çarpıtırken, Sovyet deneyiminin yaşandığı ülkelerde bazı kalıntı haklar bile nasıl bir değer yaratıldığının en açık örneği. Tıpkı Paris Komünü gibi Ekim Devrimi de sosyalizm kavgamızın temel taşlarından. Onun değerleri üzerinde yükselerek ileri taşıyacağız. Hataları 21. yüzyıl sosyalizmini yaratırken faydalanacağımız önemli dersler olacak. Kısa bir nefes arası verdiysek de yine çıkacağız güneşin zaptına. Yürüyeceğiz tek imtiyazlı sınıfın çocuklar olacağı bir dünyayı yaratana dek…
Ekim Devrimi Neden Rusya’da oldu?
Ekim Devrimi ve Kadınların Kurtuluşu
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!