AKP’nin 30 maddeden oluşan 10’uncu Yargı Paketi dün TBMM Başkanlığı’na sunuldu, 31 Mayıs’ta Meclis Adalet Komisyonu’na getirilmesi bekleniyor. Büyük beklentiler yaratılan paketin iktidar açısından asıl amacı, AKP TBMM Grup Başkanı Abdullah Güler tarafından yapılan konuşmayla dile geldi: Cezaların caydırıcılığının ve etkinliğinin artırılması! Caydırıcılığın temel felsefesi ise “herkes cezaevini tatmalı” şeklinde özetlenebilir. Yani özellikle politik mevzularda “suç” tanımının genişletilmesi, cezalandırılma biçiminin illa ki kapatmayla buluşturulması. “Kapatmanın” da sürekli bir gözetim, disiplin, soruşturmayla sıkılaştırılması!
Bu “caydırıcılık” ve “etkinlik” bahsinde yapılan düzenlemelerse esas olarak “yatarı olmayan cezalar” diye bilinen fiillere en az onda bir oranında yatar getirmek”! Güler bu maddeleri “Özellikle toplumsal suçlarda infial uyandıran 2 yılın altındaki cezalara da 1 yıllık denetimli serbestlik dönemi içerisindeki dönemin 5 günden aşağı olmamak üzere onda birinin de ceza infaz kurumunda geçirilmesini öngörüyoruz” şeklinde takdim etti. Bu cezaların uyuşturucu, kadına şiddet, çocuk tacizleri gibi fiilleri içermediği, esas olarak cumhurbaşkanına hakaret ya da toplantı ve gösteri hakkını kullandıkları için yargılananları kapsadığı biliniyor.
İnfaz düzenlemesi kapsamında Cezaevi kurullarının astığım astık kestiğim kestik diyerek devrimci tutsaklara uyguladıkları keyfi infaz yakmalar, disiplin soruşturmaları konusunda da somut bir adım yok. Güler’in “özellikle mahkum ıslahı noktasında iyi hal durumu güçlendirilmesi ve mahkumun cezaevi koşulları içerisindeki disiplin kurallarına, oradaki mesleki eğitimlere uyumu ve koşullu salıverilme hükümleri kapsamı içerisinde idari ve gözlem kurulları kapsamındaki olumlu süreci de biz burada desteklemek istiyoruz” sözleri tersine bu kurulların keyfiliğine yasal bir güvence getirilmiş izlenimi yaratıyor.
Yargı Paketi ile 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un ikinci maddesi de değiştirilecek. Yeni düzenlemeye göre, “İhlalin ilk bakışta anlaşıldığı durumlarda” BTK mahkeme kararı olmadan erişim engeli getirebilecek.
Trafik magandaları ya da basit şiddet olaylarının cezalandırılmasında sınırın üste çekileceği gibi düzenlemelerin ambalaj olarak kullanıldığı pakette esas vurucu noktalar düşünce ve eylem hakkına yönelik cezalarda herkesin cezaevine girişini garanti altına almak, burjuva hukuku açısından caydırıcılığı “kapatma” hissini yaşatarak sağlamak.
Yine mesela yıllardır tartışılan havai fişek gibi silah kategorisine girmeyen maddeler de bu kapsama alınarak esas olarak toplumsal olaylar karşısında alınan siyasi tutuma yasal kılıf geçirilmiş oluyor.
Kamuoyunda büyük beklenti yaratan ve 31 Temmuz 2023 tarihi öncesinde işlenen suçlar nedeniyle cezaevinde bulunanlara infaz indirimi öngören, “COVİD düzenlemesi” ise teklifte yer almadı.
Hastalık veya engellilik hali nedeniyle yaşamını cezaevinde tek başına idame ettiremeyenlerin infazı, Adli Tıp kararıyla konutta gerçekleştirilebilecek, fakat bu uygulama ağırlaştırılmış müebbet cezası alanları kapsamayacak. Ki kapsayanların yararlanması da yine sayısız aşamadan sonra mümkün olacak, kesinleşmiş bir hak olarak değil yine yetkilendirilmiş kurulların inisiyatifine bırakılacak.
Düzenleme ile öte yandan bir suçu kasıtlı olarak ikinci kez işleyenler, “İyi halli olmaları durumunda” cezalarının tamamını değil, dörtte üçünü cezaevinde geçirmeleri durumunda salıverilecek. Düzenlemeden 19 bin 800 kişi yararlanacak.
“Süreç” ve Anayasa tartışmaları altında yapılan ve kelimenin gerçek anlamıyla dağın fare bile doğurmadığı 10’uncu yargı paketi tüm bunların ötesinde esas olarak bir gerçeğin dile getirilmesi gibi. O da bu iktidarın liberal burjuva demokrasisinin en geri sınırlarında bile bir anayasa yapmak bir yana küçük küçük özgürlük alanlarını da tıkamak derdinde olduğudur. Nitekim “Yatarı olmayan” cezalar kategorisine giren hemen her başlık bu kapsamdaki cezaları içermektedir.
“Süreç” tartışmaları devam ederken 31 Temmuz 2023 tarihi öncesinde işlenen suçlar nedeniyle cezaevinde bulunanlara infaz indirimi öngören “COVİD düzenlemesi”nin teklifte yer almaması, lehte gibi görünen hiçbir düzenlemenin “ağırlaştırılmış müebbet cezasıyla” hapsedilmişleri kapsamaması ise oldukça manidardır. Keza bu iktidarın “sürece” nasıl bir anlam yüklediğinin bir şekilde ilanıdır. Önümüzdeki süreçte bu daha da netleşecektir.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!