Kötü çalışma koşullarına, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmamasına, düşük ücretlere karşı Petrol-İş Sendikası’nda örgütlenen Kale Kayış işçilerinin; iki arkadaşlarının işten atılmasına, sendikalaştıkları için artan baskılara, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin olmamasına karşı iş yapmama haklarını kullanarak başlattıkları direniş, 32. gününde.
300 işçinin çalıştığı fabrikadan 150 işçinin katılımıyla devam eden direniş, bugün Silivri sahilde yapılan kitlesel basın açıklamasıyla varlığını Silivri halkına duyurmaya çalıştı.
Direniş kararlılığının altı çizilen kitlesel basın açıklamasında direnişin tek başına ekmek parası için değil, onur ve işçi sağlığı-güvenliği önlemeleri talepleriyle gerçekleşiyor olmasının önem ve anlamına yapılan vurgular öne çıktı.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG)’nin Mart ayı iş cinayetleri raporunu da açıkladığı basın açıklamasına Alınteri, İnşaat İşçileri Sendikası, Dev Yapı-İş, Enerji Sen, Mücadele Birliği, DİP, TİP ve başka kurumlar da katılarak destek verdi.
İşçilerin sık sık “Sendika haktır, engellenemez!”, “Çalışırken ölmek istemiyoruz!”, “Yaşasın onurlu mücadelemiz!”, “Direne direne kazanacağız!” ve “Direne direne kazanacağız!” sloganlarını haykırdığı açıklamada, Petrol-İş Trakya Şube Başkanı Ercan Yavuz ve Genel Mali Sekreteri Turgut Düşova yaptıkları konuşmalarla direnişin nedenlerini ve yarattığı etkileri ifade ettiler.
İşçi çocukları ve yakınları da açıklamada gerek sloganlara katılımları gerekse basına verdikleri röportajlarla sonuna kadar direnişin yanında olacaklarının altını çizdi.

İSİG Meclisi adına konuşan Murat Çakır da mart ayında iş cinayetlerinde 108 işçinin hayatını kaybettiğini açıklayarak şunları belirtti:
108 işçinin hepsi sendikasızdı. Yani sendikasız çalışmak, ölüm demek. Binlerce yaralanma, binlerce meslek hastalığı demek. Ve bugün Kale Kayış işçileri çalışırken ölmemek için, yaralanmamak için, meslek hastası olmamak için Petrol-İş Sendikası’na örgütlendiler. Çünkü Kale Kayış fabrikasının çalışma şartları işçileri hasta ediyor, yaralıyor, bugüne kadar 3 arkadaşımız iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Hiçbir yasal mevzuata uyulmuyor.
6331 sayılı yasada belirtilen İSİG Kurulu yok, risk değerlendirmesi yapılmıyor, acil durum planlaması yok, yangın ve patlamalara dönük hiçbir önlem alınmıyor. İki talebimiz var. İşçi sağlığı ve güvenliği önlemleri alınsın, sendika tanınsın.
Sendika temsilcileri tarafından yapılan açıklamalarda Silivri’de 478 fabrikanın bulunduğu; ancak hiçbirinde sendikal örgütlenmenin sözkonusu olmadığı hatırlatılarak, işçilerin dayatılan kölece koşullara karşı yanlarında durmayıp, patronlardan yana tutum alan ya da patronlarla karşı karşıya gelmeyi göze alamayan siyasetçileri sandıkta oy vermeyerek cezalandırdıkları ve şu anda Silivri’deki tüm fabrikalarda örgütlenme çalışmalarının bulunduğu dile getirildi.
150 işçinin çoğunun usta işçiler olduğu ve fabrikada yeni alınan göçmen işçilerle ancak yüzde 30 oranında bir üretimin gerçekleştirilebildiği anlatıldı.
Kale Kayış direnişinin daha önce üç işçinin öldüğü, çoğunun da ciddi yaralanmalar ve meslek hastalıklarına maruz kaldıkları bir fabrikada yaşandığının hatırlatıldığı açıklamalarda, direnişin Türkiye’de bu önlemlerin alınması talebiyle başlayan ender direnişlerden biri olduğu vurgulandı.

Basın açıklamasını gerçekleştiren Petrol İş Genel Mali Sekreteri Turgut Düşova, bu noktaların altını çizdiği konuşmasında Kale Kayış’ta işçi sağlığı ve iş güvenliği şartları düzelene kadar ve sendikanın varlığı kabul edilene kadar, direnişlerini sürdüreceklerini ifade etti.
“32 gündür fabrikada çalışırken ölmemek için belki de Türkiye’de ilk defa Kale Kayış’ta yaşanıyor: İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri alınmadan çalışmayacağız, çalışmıyoruz diyen yürekli Kale Kayış işçilerini sendikamız adına selamlıyorum” diyerek sözlerine başlayan Düşova, “Arkadaşlarımız bu koşulları değiştirmek, elini kolunu kaybetmemek, hayatını kaybetmemek için Petrol-İş Sendikası’na üye oldular. Çoğunluk yetkisi aldık. Ancak insanların demokratik hakkını tanımayan, işçi güvenliği ve sağlığı önlemlerini almayarak buradaki kazaları ve ölümleri ciddiye almayan işveren sendikayı da tanımadı. Sendikanın yetkisine itiraz etti, hukukun arkasına dolanarak bu süreci uzattı. Özellikle yetkisi olmayan mahkemelere itiraz ederek bu sürecin aylarca sürmesini istediler. Arkadaşlarımıza sendikadan istifa etmeleri için baskılar oluşturdular” şeklinde devam etti.
“Kale Kayış işçileri yaptığımız değerlendirmede biz şalter indireceğiz, üretimi durduracağız. Aksi halde burada öleceğiz dediler. Sendikamıza da bu mücadeleye sahip çıkmak kaldı. 32 gündür maddi manevi yanındadır ve yanında olacaktır” diye vurgulayan Düşova Kale Kayış işçilerin çalıştığı insanlık dışı koşulları şöyle özetledi:
Fabrika yüzde 80 ihracat yapmakta, yüksek derecede üretim yapmakta. Burada çalışanlar sabah fabrikaya bembeyaz gidip, akşam havada uçuşan plastik tozlarından evlerine kapkara gitmekteler. Havalandırma bulunmadığı için içerdeki plastik tozları, kanserojen maddeleri 12 saat boyunca solumaktalar. İşçi kardeşlerimiz bu koşullara hayır demeseydiler kısa zamanda ya KOAH ya kanser olacaklardı. Bu mücadele ekmek mücadelesinden ziyade bir ayakta kalma, yaşam mücadelesine dönüşmüştür. Burada kaçak göçmen işçiler çalışmaktaydı. Direniş başladığında kayıt dışı göçmen işçiler arka kapıdan kaçırıldı.
Petrol-İş’in bu anlamlı direnişe maddi manevi destek verdiği, vermeye devam edeceğini belirten Düşova, Silivri bölgesinde 478 fabrikada bu koşullarda çalışan 40 bin işçinin olduğunu belirterek, iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilerden yüzde 98’inin sendikasız olduğunu hatırlattı.

Düşova konuşmasının devamında Kale Kayış direnişinin Silivri’deki işçiler arasında yarattığı etkiyi ve sendika olarak örgütlenme çabalarını şöyle özetledi:
Biz tabi ki ekmeğimizi büyütmek daha iyi koşullarda çalışmak için mücadele verirken aynı zamanda fabrikalarda çalışırken ölmemek için de mücadele veriyoruz. Kale Kayış işçilerinin bu haklı mücadelesinin, bu yaktıkları kıvılcımın Silivri’yi saracağından hiç kuşkumuz yok. Her gün her sabah her fabrikada Silivri’deki 40 bin işçi bu direnişi konuşuyor. Her fabrikada dayanışma ve örgütlenme devam ediyor.
Basın açıklaması slogan ve alkışlarla sona erdi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!