Erdoğan kıdem tazminatı için halen “mutabakat” diyor!



Erdoğan kıdem tazminatının, zorunla hale getirilecek BES’le entegre edilerek fona devredilmesi saldırısına bodoslama dalan damadına ayar çekme gereği duydu! İşçi ve emekçiler reddettiklerini defalarca göstermiş olsalar da “mutabakat” dedi!


İşsizlik oranlarının resmi rakamlara göre bile yüzde 14,7 ile ifade edildiği, bütçe açıklarının dikiş tutamaz hale geldiği, sanayi üretimindeki daralmanın kronikleştiği, hayat pahalılığının alıp başını gittiği; bunların hepsinin siyasi istikrarsızlık ögeleriyle de birleşerek akut bir nitelik kazandığı Türkiye’de, burjuvazi ve onun çıkarlarını “demir yumrukla” savunmaya ant içmiş faşist rejim kuruyan para musluklarını açmak için her yolu deniyor.

Muhtemelen iflasın eşiğine dayanmış bir devletle karşı karşıyayız. Şimdi rant-asalaklık-yolsuzluk ve derinleştirilen sömürü politikaları üzerine kurulan bu çarkın dönebilmesi için gerekli para kaynaklarını genişletmeye dahası kuruyanı damlatmaya çalışıyorlar. Bir taraftan Varlık Fonu kapsamına alınan işletmelerin satışı için yetki vererek “devleti” adeta satılığa çıkarmanın hazırlıklarını yapıyorlar (elde kalanların tabi!) bir taraftan da işçi ve emekçilere bindirilecek vergilere ek olarak elde kalan son kazanılmış haklarını da gasbetmeyi hayata geçirmeye çalışıyorlar.

İşçinin iş güvencesi anlamına da gelen kıdem tazminatını türedi şirketlerin denetimindeki fonlara devredilmeyi ve bunu bir de işçiden yapılacak yüksek kesintilerle zorunlu hale getirilmesi planlanan bireysel emeklilik sigortası (BES) ile birleştirerek burjuvazi için yeni bir kasa, uluslararası sermaye için de gösterilecek güvence olarak kullanmayı tasarlayan AKP’li devlet, halen “tarafların mutabakatını dikkate alacağız” demekten vaz geçmiyor!

Tarafların milyonlardan oluşan kesimi yani işçi sınıfı bu fonu ve BES’i reddettiği ve bunu defalarca gösterdiği halde halen “mutabakattan” bahsederek, oluşan toplumsal tepkilere ayar vermekten vazgeçmiyorlar.

Yetki ve misyonunu kadir-i mutlak sanan Tayyip Erdoğan, o her zamanki politik cambazlığıyla damadının bodoslama daldığı ve para kaynaklarına da vaat olarak sunduğu kıdem ve BES’in entegre edilerek fona devredileceği planına ayar vermek üzere açıklamalar yapma gereği duydu. Ne de olsa 31 Mart seçimleriyle de ortaya çıkan kendi çözülmelerini bir yerde durdurmak zorunda olmanın basıncı var üzerlerinde. Damat atıp tutsa da yılların siyaset cambazı Erdoğan bunun partisinde başlayan çözülmeyi hızlandıracağı kaygısıyla o çok tanıdığımız riyakarlığını bir kez daha kuşanmak zorunda olduğu bilinciyle konuştu.

Dün Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi Türkiye Kanadı ile Beştepe’de bir araya gelen Tayyip Erdoğan’ın kıdem tazminatıyla ilgili burada yaptığı değerlendirme tam da bu duruma işaret ediyor. Erdoğan defalarca reddedilmiş bir soygun planını “mutabakat” kılıfıyla bir kez daha piyasaya sürdü ve şunları söyledi:

Hiç kimsenin mağdur edilmesini istemiyoruz. Bu konuda mutabakat esastır. Aile Bakanı ile oturup tüm boyutlarıyla değerlendirip, istişareyle karar vereceksiniz. Tüm tarafların mutabakatını dikkate alacağız. Bu işin üç ayağı var: İşçi, işveren ve hükümet. Üç ayağı da mutabakata vararak bu konuyu çözeceğiz.

Onun politik hesaplarla “mutabakat” gevelemelerine gitmesinin kendisi bile dayatma ve zorbalık. Keza işçi sınıfı bu soygun ve en önemlisi de sömürünün daha da derinleşmesi anlamına gelen planı en geride duranıyla bile reddediyor. Erdoğan açısından da artık kritik saldırıları zamana yayarak hayata geçirme zemini sözkonusu değil; keza oynayacağı alan kalmadı.

O nedenle de dünkü toplantıda sarfettiği “istihdam sorunun çözeceğiz”, “fiyatlardaki yükselişi durduracağız”, “kıdem tazminatında mutabakatı esas alacağız”, “bu yönde emirler verdim” gibi sözlerin hayatın gerçek tablosu içinde hiçbir karşılığı yok.

İşçi sınıfı ve emekçilerin bu çarkın paslı dişlileri arasında öğütülmemelerinin tek sahici yolu birleşik, örgütlü mücadeleleridir. 1 Mayıs ise bunun ilk sınav alanı olacak.