Akademinin hal-i pürmelali: 1071 imza 1068’e düştü!



AYM’nin ‘Barış Bildirisi’ni imzalayan akademisyenlerle ilgili verdiği “hak ihlali” kararına karşı 1071 imzalı gerici bir deklarasyon yayınlayan “akademi” camiasının, mükerrer imza kullandığı ve bazı akademisyenlerin bilgisi dışında imzalarına yer verdiği açığa çıktı


Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) barış bildirisine imza atıkları için KHK’yla ihraç edilen ve haklarında dava açılan akademisyenlerle ilgili “ifade özgürlüğünün” ihlalidir kararı vermesinden sonra yaşananlar AKP’nin tasavvur ettiği “yerli ve milli akademinin” ne mene bir şey olduğunun aynası oldu. AYM’nin kararına karşı imza kampanyası başlatan ve sembolik bir tarihe gönderme yapacak şekilde 1071 imzayla “hayır” dediklerini deklare eden bu camianın temsil ettiği gericilik-kulluk işin bir yanını oluştururken diğer yanının da kendi tıynetlerine de uygun olarak sahtekarlıkla malul olduğu açığa çıktı.

Akademinin burjuva sınırlar içinde bile temsil ettiği düşünsel özgürlük ve demokratik yaklaşımı alenen buruşturup atan bu akademisyenler toplamının içinde çeşitli üniversitelerin rektörleri de vardı. Bu gerçek tartışılırken bu sefer de bazı akademisyenlerin o gerici deklarasyona imza vermediği, imzalarının bilgileri dışında konulduğu açığa çıktı. Belli ki “kulluk” anlayışını içselleştiren rektörler, akademisyenlerin de bu kültürle hareket edeceklerini düşünüp, “ne de olsa itiraz edemezler” düşüncesiyle imzalarını kendilerine sormadan o metnin altına kondurmuştu!

1071 imzalı olmasıyla simgeleştirilmeye çalışılan bildiri bazı akademisyenlerin “haberim yok, imzamı çekiyorum” açıklamaları ve mükerrer imza kullanılmasının farkedilmesiyle  daha şimdiden 1066’ya düştü.

Söz konusu bildiride imzası olan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden Dr. Mehmet Şerif Eskin, ne böyle bir bildirinin hazırlandığından ne de imzasının kullanıldığından haberi olduğunu söyledi. İstanbul Aydın Üniversitesi’nden Prof. Ercan Eyüboğlu da ‘Benim böyle bir metni imzalamış olabileceğimi dostlarıma kocaman bir yuh ve teessüf! Şimdi rektörlüğe düzeltme talebimle bir dilekçe yazıyorum” dedi.

Dr. Eskin, konuya ilişkin sosyal medyadan şu açıklamayı yaptı:

Bugün yayınlanan bir bildiride imza verenler arasında benim adım da var. Fakat ne böyle bir bildirinin hazırlandığından haberim var ne kimse bana imza atıp atmayacağımı sordu ne de kimseye imza verdim. Onayım olmadan ismim/imzam kullanılmış. Ayıptır.

 

Sayısız yerde yayınlanmış imza listesi. Hangi bir yerde düzelttireyim şimdi? Nasıl oluyor da bana sormadan imzam kullanılıyor yahu?

 

Bu bildiriyi hazırlayıp rızam ve haberim dışında ismimi kullananlar her kimse ya bu hatayı düzeltsinler ya da hukuki haklarımı kullanacağımı beyan ediyorum.

Eyüboğlu: o ben olabilir miyim?

Hayır, o ben olabilir miyim?” diye soran Prof. Ercan Eyüboğlu ise “Bir ketempereye getirilmiş ki düşman başına. Üniversitemiz ‘AYM terörü meşrulaştıramaz’ diye bir bildiri gönderdi. İmzalamak isteyen tıklayan butonuyla. Ve bu sabah, ne göreyim, 1071 imzacı arasında ben de görünüyorum. İsyan, infial, öfke… Benim böyle bir metni imzalamış olabileceğimi düşünen dostlarıma kocaman bir yuh ve teessüf! Şimdi rektörlüğe düzeltme talebimle bir dilekçe yazıyorum, gelişmeleri bildirmek üzere. Acaba, olabilir mi… Sakın, siz de duyurun paylaşın lütfen. Ve sen sevgili Hakan Yücel, Füsun hocaya sevgilerimle geçmiş olsun dileklerimi iletiver…

İmza sayısı 1066’ya düştü!

1071’deki Malazgirt Meydan Muharebesi’ne (Selçukluların Anadolu’ya girmesi) gönderme yapmak amacıyla 1071 akademisyen imzasıyla yayınlanan bildirideki imza sayısı, bu açıklamanın ardından 1070’e düşmüş oldu! Ayrıca 4 akademisyenin imzasının da ikişer kez bildiride kullanıldığı ortaya çıktı. Dr. Eray Güçlüer, Dr. Fatih Bayram, Prof. Dr. Hasan Koçoğlu ve Doç. Dr. Mustafa Yılmaz’ın isimlerinin mükerrer kullanılması nedeniyle imza sayısı 1066’ya düştü.

“Anayasa Mahkemesi terörü meşrulaştıramaz” başlıklı dünkü bildiride, AYM kararı skandal olarak nitelendirilerek, “Türk milleti adına karar vermekle yetkili kılınan Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının adalete ve kamu vicdanına aykırı olmaması gerektiğine inanıyor, bu yanlış kararda imzası bulunanları kınıyoruz” denilmişti.