Geçtiğimiz günlerde açıklamalar yapan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Türkiye’nin bu süreçten (pandemi) büyük kayıplar yaşamadan çıkacağını, gelecekte bu dönemden bahsedildiğinde “Dünyanın üzerinden kamyon geçerken bize motorsiklet çarptı” şeklinde hatırlanacağını müjdelemişti! Daha önce her konuşmasında bütçe disiplininden bahseden, yüzde 3 açık hedefini hatırlatıp durarak uluslararası sermayeye açık çek veren Albayrak bu sefer bu hedefe ve dövize olan taleple ilgili soruya, “2020 yılı için tahminlerimizi yaparken normal bir döneme göre hesapladık. Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Bu ortamda Bütçe dengesi performansı önceliğimiz değil. Önceliğimiz istihdamı korumak.” yanıtı vermişti. Belli ki burjuvaziye bol bol para akıtılacaktı -ki zaten akıtılıyor-ve bu da esas olarak istihdamın geliştirilmesi bahanesiyle ambalajlanacaktı.
O konuşmasında Albayrak, istihdam konusunda “çok ciddi” bir paketin hazırlandığını duyurmuş, bu paketin nasıl bir şey olacağına dair hiç renk vermemişti.
İstihdamı daha doğru ifadeyle işçi yararına gibi göstererek patronlara yağdırılacak paranın hangi kaynaklardan karşılanacağı başta olmak üzere ne tür formüllerle korumaya çalışacaklarını tahmin etmek güç olmasa da buna ilişkin kırıntı düzeyinde bazı bilgiler de basına yansımaya başladı.
Bunlara göre AKP’li hükümet patronların esnek ve keyfi çalışmayı kurumsallaştırmalarının da önünü açan kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin gibi her ikisi de işsizlik fonundan karşılanacak düzenlemeleri uzatmak istiyormuş. Kısa çalışma ödeneğinin patronlarca nasıl kullanıldığını biliyoruz. İşçinin ücretinin yüzde 60’lık kısmı işsizlik fonundan karşılanırken, patronların bu ödenekten yararlanan işçileri işsizlik tehdidiyle günlük 20 TL bile olabilecek bir ücretle her türlü angaryaya koştukları basına da yansımıştı. Yine işten çıkarılmanın ücretsiz izin karşılığında yasaklanmasının işçi üzerinden nasıl bir tehdit ve dayatmalar silsilesi yaratacağını kestirmek de güç değil.
Her açıdan patronların cebinden beş kuruşun bile çıkmadığı bu iki düzenlemenin süresi dolmak üzereyken işçi kıyımları başladı bile. Toplam 131 milyardan fazla bir paraya tekabül eden ve bugüne kadar işçiler dışında her şeye kullanılan işsizlik sigortası fonundaki paradan korona boyunca işçilere yapılan ödemeler de devede kulak kaldı. Devlet tahvil ve bonolarına yatırılan bu paranın nakde çevrilmesinin kendileri açısından yaratacağı zorluklar da biliniyor.
İşsizlik fonunun her iki uygulama için de bir 3 ay daha kullanılabilmesi hatta milyonlarca işçiye asgari ücret düzeyinde bir ücretin ödenebilmesi olanağı varken AKP’li hükümetin kaynak sorununu da bahane ederek defalarca gündeme getirdiği kıdem tazminatı fonunu bir kez daha raflardan indirmeye hazırlandığı belirtiliyor. Hem de işsizlik korkusu sopasını sallayarak bunu yapacağı anlaşılıyor.
Ne de olsa istihdam deyince akan suların duracağını çok iyi bilen ve işçi sınıfının pandemi koşullarında derinleşen krizin de etkisiyle her türlü dayatmayı kabul edebileceğini varsayan hükümetin kıdem tazminatının fona devrini patronları razı ederek (fona geçildiğinde ödeyecekleri miktarın oranını düşürerek) bu süreçten lütuf devşirmeye yönelecekleri anlaşılıyor.
Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre önden müjdelenen bu paketle ilgili Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı işçi sendikaları ve patron örgütleriyle görüşmeler yürütüyor. Türk-İş yöneticileri görüşmelerde nasıl bir hazırlık yapıldığına dair renk verilmediğini belirtiyor.
Bakan Zehra Zümrüt Selçuk’un geçen gün yaptığı ziyarette kısa çalışma ödeneği ile işçi çıkarma yasağını uzatmak istediklerini dile getirdiği, Türk-İş yönetimininse yapılmak istenilenleri incelemek istediklerini, önerilerin yazılı olarak kendilerine iletilmesini istediği ama sonuç alamadığı belirtiliyor.
Türk-İş yönetiminin söylediğine göre o görüşmede kısa çalışma ödeneği ve işten çıkarmanın ücretsiz izin karşılığında yasaklanması konusunda süre uzatılması kapsamında esnek çalışmanın yaygınlaştırılmasının kabul edilmeyeceğini açık bir dille ifade ettiği söyleniyor.
Türk-İş, kısa çalışma ödeneğinden yararlanma koşullarının daha da esnetilmesini ve sürenin yıl sonuna kadar uzatılmasını istiyor. Ancak Türk-İş yönetiminde, kısa çalışmanın uzatılmayabileceği, hükümetin bunun yerine başka bir “b” formülü getirebileceğine de dikkat çekiliyor. Ayrıca süre uzatımını patronların kabul etmeyebileceğine işaret ediliyor.
Türk-İş ziyareti sonrasında TOBB yönetimi ile de bir araya gelen Bakan Selçuk’un bu görüşmede kıdem tazminatının fona devri ve yeni bir emeklilik sisteminin oluşturulması mevzularını gündeme getirdiği belirtiliyor.
Türk-İş yönetiminin esnek çalışmadan bahsetmesi ve kendilerine kıdem tazminatıyla ilgili herhangi bir bilgi verilmediğini söylemesi çok inandırıcı değil. TOBB’da gündeme gelen konunun Türk-İş’te de gelmemesinin bir anlamı yok keza…
Kısacası işçi sınıfı büyük bir işçi kıyımı dalgasıyla karşı karşıyayken esnek ve güvencesiz çalışmanın önünü açacak, patronların kolayca işçi kıyımına gitmelerini sağlayacak kıdem tazminatının fona devrinin önümüzdeki günlerin temel gündemlerinden biri olacağı anlaşılıyor. Büyük yıkımların yaşanacağı böylesi dönemlerin büyük saldırıların da bahanesi yapıldığını tarihte yaşanan sayısız örnekle biliyoruz.
İşçi sınıfına sıtma mı ölüm mü dayatmasında öne sürülecek koz tazminat hakkı olacak. İşçi sınıfı tüm korku zincirlerini kırıp birleşik bir tutum geliştirmediği sürece burjuvazi ve devleti her melanetten olduğu gibi bundan da sınıf açısından pek çok bakımdan kritik anlam taşıyan bu meyveyi devşirmeye girişecektir!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!