Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’yla yetkileri ve zırhları genişletilen, uygulamadaysa sınırsızlaştırılan polisler dün akşam kendilerine kağıt üzerinde de kalsa haklarını hatırlatan, yazılı bir gerekçe olmaksızın ya da dayanak sunulmaksızın kimliğini göstermeyeceğini belirten Hatay Barosu Başkanı Ekrem Dönmez’i ailesiyle yemek yediği mekanda zorla gözaltına aldı. Avukat olduğu anlaşılınca bir saat sonra serbest bırakıldı.
Ekrem’in polislerle tartıştığı ve gözaltına alındığı anlar kameraya da yansıdı ve sosyal medyada paylaşıldığında büyük bir tepkiyle karşılandı.
Dönmez’in kendisinden kimlik isteyen polislere, “Yazılı emir olmadan göstermiyorum,” yanıtı vermesi ve polislerin ise “Biz devletiz, kanunsuz iş yapmayız” tekerlemesini yinelemeleri Türkiye’deki siyasi tablonun çarpıcı bir özeti oldu.
Kapitalist özel mülkiyet sisteminin kolektif çıkarlarının koruyucusu, uygulayıcısı burjuva devlet biçimlerinden biri olan faşizmin özeti olan bu cümleler, öylesine söylenmiş cümleler değildi. Yasama-yürütme-yargı erklerinin tek bir elde toplandığı, rıza üretmenin yerine hegemonya ve gücün konulduğu tüm faşist diktatörlük biçimlerinde olduğu gibi Türkiye’de de gücü elinde tutan yürütmenin en önemli dayanağı silahlı kolluk güçleridir.
O güçlerin işçi ve emekçilere, rejime karşı tepki gösteren tüm demokratik dinamiklere dönük saldırganlıktaki motivasyonları korunsun diye yapılmayan kalmaz. Öldürme ya da diğer yetkileri sözümona kağıt üzerinde sınırlandırılır, ama pratikte kendilerine “yasa da uygulayıcısı da sizsiniz” bilinci ve ruhu kazandırılır. Tetiği çektiklerinde elleri titremesin ya da devletin gücünü hissettirmeleri gerektiğinde kararsızlık göstermesinler diye sırtları sürekli sıvazlanır.
Dün akşam ailesiyle birlikte bir mekanda yemek yerken kendisine kimlik sorulmasına yazılı yasalardaki haklarını hatırlatarak tutum alan Hatay Barosu Başkanı Dönmez’i şaşkınlıkla karşılamaları ve belletilmiş cümlelerle “biz devletiz, kanunsuz iş yapmayız” demeleri oluşturulmuş bu bilincin özeti dışında bir anlam taşımıyordu.
Hatay baro başkanı avukat @AvEkremDonmez ailesiyle birlikte yemek yerken hiç bir sebep yokken kimlik soruluyor. Baro başkanı işlemin dayanağını sorunca “Biz devletiz” cevabı veriliyor ve göz altına alınıyor. Savunmayı susturma çabası videoda! pic.twitter.com/kcX2VTRovl
— Sosyal Hukuk (@sosyalhukuk) July 29, 2020
Sınıf ve halk hareketinin zayıf olduğu dönemlerde demlenen bu bilincin küçük bir itiraz karşısında gerçeği özetleyecek cümleler kurması o açıdan da son derece anlaşılırdır.
Dönmez’in yazılı yasalardaki haklarını hatırlatıp, yazılı gerekçe istemesine “Şu an kanunen suç işliyorsunuz” demeleri ya da Dönmez’in bunun üzerine “Suçun ne olduğunu bileyim?” diye soru sormasına tahammül göstermemeleri bundandır.
Faşist rejimlerde yazılı yasanın değil, fiili uygulamanın belirleyici olduğunu ifade edercesine “Neden vermek istemiyorsunuz? Kimliğinizi vereceksiniz, bunun bir dayanağı yok ki” diyen polis de bu gerçekle bağlantılı olarak yaptığının son derece meşru olduğunu ifade ediyordu.
Bir başka polis de kimlik sormanın polisin yetkisinde ve inisiyatifinde olduğunu söylüyor. Öyle ya yıllardır her köşe başında her an karşınıza çıkıp kimliğinizi isteyen, küçük bir itirazda üstünüze çullanarak anında gözaltına alan ve hatta kurşun sıkabilen polisler, esas yasanın kendilerine belletildiği gibi sokakta yazılıp, uygulandığını, bu konuda tepe tepe kullanmaları için kendilerine sınırsız bir inisiyatif tanındığını bilerek işlerini yapmaktadırlar.
Karşılarında örgütlü bir halk gücü olmadığı sürece de bu böyle devam edip gider.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!