“İstismar yasası” çıksaydı Uşşaki tarikatı şeyhi tutuklanmayacaktı!



Sakarya Akyazı’da 12 yaşındaki kız çocuğunu istismar eden Uşşaki tarikatı şeyhi Fatih Nurullah, “istismar yasası” çıkmış olsaydı çocuğun babasına söylediği gibi nikah yaparak bu pisliğini temizleyecek ve olayın üstü kapatılacaktı!


Beton-maden-enerji patronlarına, çetelerden oluşan paramiliter güçlere ve Uşşakiler gibi bir cürufa dayanan bu rejimin bastığı o çürük zemin, onlara için normalleşmiş ama esasta en hafif ifadeyle yüz kızartıcı olan her gelişmeden sonra bir kez daha gözümüze sokuluyor.

Asıl ismi “Eyüp Fatih Şağban” olan Uşşaki tarikatı şeyhi Fatih Nurullah Sakarya’nın Akyazı ilçesinde 12 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismarda bulunması ve tutuklanması da bunlardan biri oldu. Bu konuyla ilgili haberlere Akyazı Sulh Ceza Hakimliği’nce yayın yasağı getirilmesiyse tüm bunların tuzu biberi…

Fatih Nurullah’ın basit bir şeymiş gibi “nefsime yenilip, bir kere öptüm” diyerek kendisini savunduğu bu insanlık suçunun ardından ortaya çıkanlar, alınan kararlar ve yapılan açıklamalar; mevcut rejimin nasıl bir bataklığa dayandığı ve onun sözcülüğünü özellikle hangi noktalarda yaptığını da bir kez daha gözler önüne serdi.

Fatih Nurullah’ın istismara uğrayan 12 yaşındaki çocuğun babasıyla yaptığı telefon görüşmesinin ses kayıtlarında sarfedilen cümleler dini bir “özgürlük” cüppesi olarak giyen bu güruhun nasıl bir tıynette olduğunu bir kez daha gösterdi. Kendisini Mesih bile değil, peygamber ilan eden, devlet protokolünde yer verilen bu adam, o görüşmelerde babaya para teklifinde bulunuyorken aynı zamanda çocuğun yaşının küçük olması dolayısıyla nikah yapamayacağını belirtiyordu. Yani o ünlü “istismar yasası” çıkmış olsaydı bu “sapıklığını” “bir anlık nefsime yenildim” gibi bir açıklamayla affedilir (!) kılmaya çalışan Fatih Nurullah, çocuğa istismarını nikahla aklayacak ve onu ilelebet kendi zindanına tutsak edecekti.

İşte AKP cenahının çocuğa istismarın nikah karşılığında affedilmesi tasarısı için daha çok Roman halkındaki erken evlilikleri kalkan olarak kullanıp, diline pelesenk ettiği “mağdur vatandaşlarımız var” tekerlemesindeki o “mağdurlar” asıl olarak bu tıynetteki din bezirganlarıdır. Sözü edilen istismar yasası çıkmış olsaydı “buna gücüm vardı, ama yaşı küçük, o nedenle nikah da yapamıyorum” diyebilen Fatih Nurullah bugün cezaevine gitmeyecekti!

Bu açıdan da AKP’nin, bu olayın ortaya saçtığı pisliklerin esas olarak kendisine bulaştığını görerek, benzer durumların bundan sonra da yaşanacağını öngörüp, bu yasayı şu ya da bu şekilde yeniden gündemleştirmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Ne de olsa AKP, bunca saçmalığa ve hatta dini değerlere bile aykırılığa (şeyhin peygamber olarak görülmesi gibi!) rağmen çeşitli illerde taban bulabilen, belirli bir toplumsal gücü temsil edebilen Uşşakiler de dahil sayısız tarikatın-cemaatin koalisyonu olmuş durumda! Bunlar her birinin şeyhlerinin ya da yetkililerinin Fatih Nurullah’tan farklı olmadığını da en iyi o bilmekte.

Fatih Nurullah şahsında bu kesimlerin pisliklerinin bir kez daha ortalığa saçılmasının ardından apar topar açıklamalar yaparak sözkonusu pratiği kınayan ve halkı kendisinde somutlaşan siyasal gericiliğin etrafında toplanmaya davet eden Diyanet İşleri Başkanı’nın çırpınmaları boşuna. Çocuklar bile biliyor ki mevcut rejimin büyük gücünü oluşturan AKP, gelinen noktada Uşşakiler ve benzerlerinin temsilcisi konumuna oturmuş bir koalisyondur!

İstanbul Sözleşmesi’nde “geri adım atılıyormuş” gibi yapılsa da bunun istismar yasasını geçirmek pahasına atılmış bir “geri adım” olduğunu da çok yakında görürse şaşırmamak lazım.

O açıdan da Uşşaki şeyhinin çocuk istismarı, dini bir ticaret aracına dönüştüren bu kesimlerin rezilliğini tüm çıplaklığıyla ortaya koyarken, aynı zamanda bu pisliğin gizlenmesi ihtiyacını da daha yakıcı hale getirmiştir. Bu yaklaşımın önümüze getireceği yeni saldırı düzenlemelerine karşı tetikte olmamız gerektiğini gösterdiği gibi…