“İstihdamın önünü açacağız” denilerek Meclis’e getirilen torba yasa tasarısındaki kölelik düzenlemeleri anlamına gelen 33 ve 37. maddeler şimdilik geri çekildi. İşçi sınıfının sadece 25 yaş altı ve 50 yaş üstü kesimlerini kapsayacağı söylenen, fakat tüm bir emek gücü piyasasını, çalışma rejimini esnek-kuralsız-güvencesiz çalışmaya mahkum etmeyi hedefleyen teklif karşısında anlamlı bir tepki geliştirilemese de krizin biriktirdiği patlama dinamiklerinin yarattığı korkudan olsa gerek şimdilik o maddeler geri çekildi.
Tepki çeken maddelerden ilki, 25 yaşını doldurmayan veya 50 ve üzeri yaşta olan işçilerle belirli süreli iş sözleşmelerinin 2 yıla kadar koşulsuz yapılabilmesini düzenleyen maddeydi. Maddenin gerekçesinde bu yaş gruplarında olanların istihdam piyasasına girişlerinin daha kolay hale getirilmesinin amaçlandığı öne sürüldü.
Teklifteki tartışmalı maddelerden diğeri de 25 yaş altı olup 10 günden az çalışma günü olanlara yönelik düzenlemeydi. Bununla da 25 yaş altındaki işçilerin işsizlik, malullük, yaşlılık gibi sosyal güvenlik haklarından yararlanması ortadan kaldırılıyordu.
İşçi sınıfını yaşa göre bölen, fakat esasında tüm işçileri ucuzun da ucuzu, güvencesiz, keyfi emek rejimiyle köleleştirmeyi hedefleyen düzenleme şimdilik geri çekildi.
Son ana kadar grev lafzını bile etmeyen, Ankara’ya yürümekten bahsettiği halde buna uygun bir hazırlığa girmeyen sendikaların her biri “mücadele ettik, geri çektirdik” diyor.
Hatta Türk-İş’e bağlı sarı sendikalardan Genel Maden-İş gibiler hızını alamayarak, bu geri çekmenin Ergün Atalay’ın siyaset koridorlarında attığı görüşme turları ya da yapılan birkaç sembolik eylemle gerçekleştiğini iddia ediyorlar. “Esnek çalışma düzenlemesine karşı Türk-İş Genel Başkanımız Sayın Ergün Atalay’ın önderliğinde tüm emek sınıfının verdiği mücadele başarıyla sonuçlanmıştır. Genel başkanımız sayın Ergün Atalay başta olmak üzere Türk-İş yönetim kuruluna, maden ve MTA işçilerimize, mücadeleye destek veren tüm emek dostlarına teşekkür ediyoruz.” diyorlar.
Bu geri çekişte elbette ki sembolik de olsa fabrikalarda, meydanlarda, işyerlerinde yapılan eylemlerin rolü oldu. Bu eylemlerle işçi sınıfı nasıl bir toplumsal gücü ifade ettiğini gösterdi en azından. Fakat bu, sadece o eylemlerin basıncıyla olmadı. Keza bu devlet mevcut sendikaların soluğunun nereye kadar gidebileceğini onlardan daha iyi biliyor. Ama işçi sınıfının gövdesinde biriken öfkenin çapını, patlaması halinde ulaşabileceği sonuçları kestirmesi o kadar kolay değil. Bu korku bir yanını oluştururken diğer yanının da çeşitli siyasi hesaplarla doğrudan bağlantılı olduğu anlaşılıyor. Dahası işsiz işçilerin oranının yüzde 30’ları bulduğu bir ülkede işsizlik korkusu sopasıyla pek çok dayatmanın şimdilik bu yasa çıkmasa da karşılık bulabileceğini düşündüklerini söylemek de abes olmayacaktır.
Sonuç itibariyle şimdilik pek çok faktörün bir araya gelmesiyle torbaya konulan o 33 ve 37. Maddeler geri çekildi. Fakat tümden gündemden kaldırılmadı. Önümüzdeki dönemlerde çeşitli biçimlerle yeniden yeniden gündeme getirilecek ve daha önemlisi pratikte uygulanmalarına devam edilecek.
O nedenle de kıdem tazminatının, emeklilik hakkının gaspı, işçi sınıfının daha vahşi sömürü koşullarına mahkum edilmesi saldırısının şimdilik geri çekilmesinin rehavetine kapılmadan, iç örgütlülüğümüzü geliştirip derinleştirmemiz kaçınılmaz bir görevdir.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!