Koronavirüs salgınının bir sınıf hastalığı olduğu gerçeği sanayi kentlerindeki rakamlarla da adeta haykırıyor. Bu kentlerden biri de Bursa. Sağlık Bakanlığı’nın bile kentteki yükselişe dikkat çekmek zorunda kaldığı, gerçek verilere göre geçen yılın Kasım ayıyla bu yılın aynı dönemi arasındaki ölüm oranları farkının yüzde 135’lere fırladığı tespit edilen Bursa’da bir işçi daha koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti.
Türk Metal Sendikası’nın örgütlü olduğu fabrikalarda YPS Otomotiv A.Ş.’de çalışanı işçilerden Bekir Hasırcı, geçen hafta yoğun bakıma alınmıştı. Evli ve bir çocuk babası olan Hasırcı’nın bir hafta önce de babasını kaybettiği öğrenildi.
Ölüm bilgilerini açıklamak ve hatta kimi zaman onu bile yapmamakla bilinen Türk Metal (TM) Sendikası Osmangazi Şubesi sosyal medya hesabından, “Şubemize bağlı YPS Otomotiv A.Ş. işyeri çalışanı üyemiz Bekir Hasırcı, Covid-19 tedavisi gördüğü hastanede vefat etmiştir” denildi.
Farikalarda salgının kontrolden çıktığı, örgütlü sendikaların bu gidişata karşı işçileri koruyacak önlemlerin alınması için kıllarını kıpırdatmadıkları Bursa’daki tablonun vahameti, pandemideki ölümlere ilişkin gerçek rakamların tespiti için çalışma yapmak isteyen bilim insanlarının Sağlık Bakanlığı tarafından engellenmesinden de anlaşılıyor.
Çarkların dönmesi dışında bir şeyi önemsemeyen patronlar ve devletlerinin bırakalım işçileri koruyacak düzenlemeler yapmalarını, pandemiyi sömürüyü daha fazla nasıl derinleştirebilirizin fırsatına dönüştürmek için didindiklerini biliyoruz. Yaygın test yapılmayan, temaslıların yalıtılmadığı, vaka sayılarının gizlendiği o fabrikalarda patronların tek derdi, esnek-kuralsız çalışmanın temel çalışma biçimi haline getirilmesi, işçilerin işsizlik korkusuyla çok daha fazla denetim ve kontrol altına alınmasının yöntemlerinin geliştirilerek hayata geçirilmesi…
Devletin açıkladığı önlemler içinde işçilere dair tek bir satırın yer almamasına tepki gösteren işçilerin yerel BursaMuhalif gazetesine yaptıkları açıklamalar tabloyu çarpıcı bir şekilde özetliyor.
Sendikalı olduğumuzu ne zaman anlayacağız?
Gazeteye konuşan Bosch işçisi “Bu yasaklar sadece işçilere yok anlaşılan. Demek ki bize bulaşmıyor bu virüs! Fabrikalar virüsle kaynarken bizleri yasak dışında tutmak işçiye verilen değerin bir göstergesidir. İktidarın da patronların da tek düşündükleri ‘Nasıl daha çok kazanırız?” diyor. Fabrikada örgütlü Türk Metal’e de tepki gösteren işçi, şöyle devam ediyor:
Bizim virüsle ölümüne çalışmamıza sessiz kalan Türk Metal ne zaman sesini çıkaracak? Sendikalı olduğumuzu ne zaman anlayacağız? İşçiler ölüyor sendika, hükümet ve patronlar sessiz.
‘Virüsün önüne geçilmesi isteniyorsa tam kapanma gerekir’
TM üyesi TOFAŞ işçisi de “İşten eve dönerken çocuklarımla görüşmüyorum resmen, olur da bende virüs varsa onlara bulaştırmayayım diye. Sağlık Bakanı her fırsatta dillendiriyor Bursa’daki artışları. Virüsün önüne geçmek istiyorsak tam anlamıyla evlere kapanmalıyız. İşçileri muaf tutarak bu iş çözülmez. Benim annem babam, çocuklarım evde kalsa ne olacak, ben her gün fabrikaya gidip geliyorum.” diyerek tepki gösteriyor.
Patronlar fırsata dönüştürerek çalışma düzenini esnekleştiriyor
Renault’da çalışan bir işçi patronların pandemiyi fırsata çevirdiğini belirterek, “İşine nasıl geliyorsa vardiyaları dağıtıyor, kimini ücretsiz izne çıkarıyor, kimini ise 12 saat, 16 saat çalıştırabiliyor. Eskiden hiç olmazsa düzenli bir şekilde çalışabiliyorduk; çalıştığımız saat belliydi, gideceğimiz vardiya belliydi, hafta tatili vardı, her şey çok iyi değildi fakat hiç olmasa bir düzenimiz vardı. Şimdi ne gündüzümüz belli ne de gecemiz. Bir gün oluyor patron diyor ki ‘Koronavirüs yüzünden sipariş alamadık, yıllık izindesin.’ Yıllık izni bitiriyoruz, ücretsiz izindesin. Sonra işler yoğunlaşıyor, patron bu sefer diyor ki ‘Koronavirüs sürecindeyiz, bu zamanda işimizi ön plana almalıyız’, ardından aralıksız çalışmaya başlıyoruz. Patronların tek düşündüğü şey kâr elde etmek. İşçilerin sağlığıymış, toplumun sağlığıymış bunlar zerre kadar önemli değil” diye belirtiyor.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!