İran’a karşı Saldırı ve Savaş ile İlgili Karanfil’de Panel



Mülteci, göçmen ya da buradaki antikapitalist aktivistlerin buluşma mekânı olan Karanfil Cafe’de, İran’a karşı başlatılan savaşla ilgili bir panel gerçekleştirildi. Emperyalist saldırganlık ve savaşa karşı tutum üzerine sunum ve tartışmalar yapıldı


Emperyalist kapitalist sistemin yaşadığı kriz ve savaşlar sonucunda yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kalmış olan mülteciler, yeni yaşam alanlarında da bu savaşların ve krizlerin etkisini hayatlarında hissetmeye devam ediyorlar.

İran ya da Sudan’da yaşanan çatışma ve isyanların Berlin’de yaşayan İranlı ya da Sudanlı birini etkilememesi düşünülemez. Savaş, hapis ya da sömürü nedeniyle coğrafya değiştiren insanlar, yeni yaşam alanlarında da birbirlerini buluyorlar çünkü birbirlerini en iyi onlar anlıyor.

Mülteci, göçmen ya da buradaki antikapitalist aktivistlerin buluşma mekânı olan Karanfil Cafe’de, İran’a karşı başlatılan savaşla ilgili bir panel gerçekleştirildi. Emperyalist saldırganlık ve savaşa karşı tutum üzerine sunum ve tartışmalar yapıldı. Bu paneli İran kökenli Manjenigh (Mancınık) adlı bir grup organize etti. Grubun bakışı esas olarak devrimci hareketin ilkesel perspektifine uygundu. Emperyalist saldırı ve haksız savaş karşısında işçi sınıfının ve emekçi halkların çıkarına uygun olarak konumlanmak, iç savaşa çevirip sosyalist devrim perspektifiyle mücadeleyi yükseltmek esas alınmalıdır.

Panel konuşmacısının görüşüne göre, molla rejiminin emperyalist bir saldırıyla devrilip yerine Şah rejiminin geçirilmesi, işçi sınıfının çıkarına bir ortam getirmeyecektir. Şah rejimi, bilinen özelleştirme yanlısı neoliberal planların hayata geçirileceği bir ortam yaratacaktır. İşçi sınıfı mevcut durumundan daha geri bir konuma düşecektir. Diğer yandan molla rejiminin kapitalizmle bir sorunu yoktur. Sorun din sorunu değildir; sömürü ve kâr kaynaklarına kimin hâkim olacağı sorunudur.

Soru-cevap bölümünde, Avrupa’da gerçekleşen eylemlerde kimi göstericiler tarafından İran bayrağının taşınması veya İsrail bayrağının taşınmasıyla ilgili tartışmalar yapıldı.

Panel konuşmacısına, İran’daki devrimci güçlerin mevcut durumdan sosyalizm alternatifini kitlelere bir seçenek olarak sunabilecek kapasiteye sahip olup olmadığını sorduk. Devrimci grupların dağınık olduğunu, tüm baskı ve katliamlara rağmen sistemin devrimci hareketi yok edemediğini ancak devrimci güçlerin zayıf ve dağınık durumda olduğunu anlattı. İran’da devrimci faaliyetlerin gizli yürütülmek zorunda olunduğundan söz etti.

Yönelttiğimiz diğer bir soru da Kürt özgürlük hareketiyle ilgiliydi. Devrimci faaliyetin güçle ve eylemle yürütülebileceğini, bu anlamda en örgütlü yapının Ortadoğu coğrafyasında Kürt özgürlük hareketi olduğunu, önemli ölçüde geriletilmesine rağmen Rojava devrim deneyiminin çok önemli bir deneyim olduğunu, pozitif ve negatif yanlarıyla önemli dersler sunduğunu belirttik. Mancınık hareketinin bu konuda ne düşündüğünü ve Kürt özgürlük hareketiyle bir bağının olup olmadığını sorduk. Konuşmacı, sorunun önemli ve hassas bir soru olduğunu ancak kendisinin bu soruya cevap verebilecek kadar konuya hâkim olmadığını söyledi.

Elbette ki İran’da devrim yapmak iddiasıyla mücadele yürüten bir hareketin, bölgenin en köklü sorunu ve hareketiyle ilgili bir politik perspektifinin olmaması kabul edilemez. Panel konuşmacısının konuya hâkim olmadığını açıkça söylemesi mütevazı bir tavırdır, ancak konu üzerine hareketinin politikasını kavraması gerektiği yönünde yoldaşça eleştiri ve önerilerimizi ilettik.

Mancınık grubuyla tanışıklığımız uzun süreye dayanmasına karşın grubun tarihi çok eski sayılmaz. 2010 yılında kurulmuş Mancınık. Komiteler biçiminde örgütlü mücadeleyi esas alan bir hareket. Komünist kadın çalışmasını esas alıyor. Avrupa’da hâkim olan NGO tipi beyaz feminist gruplarına karşı eleştirel ve mesafeli bir yaklaşımı var. Hareket içinde seksiyon kadın örgütlenmesini esas alıyor. Gizli Nesvan Kadın Komitesi adıyla bu faaliyetleri yürütüyor.

Enternasyonal faaliyetlerini yürütmek için Slingers (Sapanlılar) adlı İngilizce yayın yapan bir siteleri var. Almanca, Fransızca, İspanyolca vb. dillerde de bazı yazılarını yayınlıyorlar. Enternasyonal örgütlenme ve ilişkilerde Kuzey Afrika ve Batı Asya’daki örgütlerle ilişkilenmeyi öncelikli bir tercih olarak görüyorlar. Bölge devriminin yanında dünya devrimi perspektifi gereği tüm dünyadaki uygun devrimci hareketlerle de bağ kurmayı önemsiyorlar.

Komünist LGBT+ komitesi çalışmaları var. Beluci, Arap halkları içinde faaliyet için etnik halklar komitesi olarak adlandırdıkları birimleri de var.

Mancınık’ın Karanfil’de düzenlediği ilk panel değildi bu. Kısa bir süre önce de “Devrim ve Politik Güç” konulu bir panel gerçekleştirilmişti. Bu panelde Sudan Komünist Partisi kökenli bir konuşmacı ve Mısır direniş koalisyonundan bir konuşmacı vardı. Dünyadaki isyan hareketleri ve bu hareketlerin neden istikrarlı bir devrimci kanala yöneltilemediği tartışılmıştı.

Dünyada yükselişte olan sağcı hareketler, emperyalist kapitalizmin sınırsız saldırı ve savaşlar öbür taraftan devrimci hareketleri de öne çıkmaya tetikliyor. Sosyalizmden başka savaş ve dizginsiz sömürüye, doğanın geri dönülmez biçimde yok edilişine son verebilecek bir seçeneğin olmadığını kavratmak şimdi daha mümkün.

Eksiklik, kitlelere güven veren, gerçekleştirilen hatalara karşı samimice özeleştiri veren, bölge ve dünya çapında bir devrimci öznenin örgütlenmesindedir.

Turgay Ulu
Nisan 2026 – Berlin