MEB’e kitlesel yürüyüş: Yusuf Tekin için istifa ve yargılama çağrısı



Bakanlık önünde kurulan nöbet alanını binlerce kişi ziyaret etti. Alana sığmayan kitle Atatürk Bulvarı üzerinde açıklama gerçekleştirdi. “Tarikatın bakanı Yusuf Tekin istifa”, “Çocukların katili saray rejimi” sloganları atıldı. TMMOB, TTB, gençlik örgütleri, emekli sendikaları ve derneklerin yanı sıra Alınteri okurları da dayanışma ziyaretinde bulunarak nöbet alanına destek verdi


Urfa Siverek ve Maraş’taki okul saldırılarının ardından Milli Eğitim Bakanlığı önünde dört gündür kesintisiz sürdürülen “Yaşam Nöbeti” kitlesel bir yürüyüşe dönüştü. Eğitim sendikaları, meslek odaları ve Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, nöbet alanına yürümek için Yüksel Caddesi’nde bir araya geldi. Yüzlerce kişi okullardaki saldırılara karşı yürüyüşüne başlarken, “Çocukların katili saray düzeni!”, “Tarikat Bakanı Yusuf Tekin istifa!”, “Direne direne kazanacağız!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz!” sloganları yankılandı.

Bakanlık önünde kurulan nöbet alanını binlerce kişi ziyaret etti. Alana sığmayan kitle Atatürk Bulvarı üzerinde açıklama gerçekleştirdi. “Tarikatın bakanı Yusuf Tekin istifa”, “Çocukların katili saray rejimi” sloganları atıldı. TMMOB, TTB, gençlik örgütleri, emekli sendikaları ve derneklerin yanı sıra Alınteri okurları da dayanışma ziyaretinde bulunarak nöbet alanına destek verdi.

“Yusuf Tekin yargı önüne çıkarılmalıdır”

Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Bakan Yusuf Tekin’e istifa çağrısı yaparak şunları söyledi:

“Okullarda yaşanan bu vahşeti sadece bir güvenlik zaafiyeti olarak geçiştiremezsiniz. Bu tablo eğitimden kültüre, ekonomiden sosyal politikalara kadar yıllardır sürdürülen yanlış politikaların somut ve kanlı bir sonucudur. Şiddet münferit değil politiktir. Bu ölümlerin sorumlusu Bakan Yusuf Tekin’dir, gerekirse yargı önüne çıkarılmalıdır.”

Irmak’ın ardından söz alan KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, iktidarın politikalarının yurt genelinde şiddetin yaygınlaşmasının önünü açtığını ifade etti. Yoksullaştırmanın, cezasızlığın ve çeteleşmenin şiddeti her alanda yaygınlaştırdığına dikkat çeken Koçak, şöyle devam etti:

“Şiddet bir yerde büyüyorsa tesadüf değildir. Toplumsal çürüme, bu ülkeye dayatılan ayrıştırıcı, rant politikalarının bir sonucudur. Bundan kurtulmak istiyorsak hep birlikte bu politikalara ‘hayır’ diyeceğiz. Çözüm, bu politikaların bütününe yönelik mücadeleden geçiyor.”

Mücadele yurt geneline yayılacak

Eğitim Sen Genel Sekreteri Zülküf Güneş, bakanlık önünde başlatılan ve farklı kentlerden ziyaretlerle süren dört günlük “Yaşam Nöbeti”ni, sonuç alıncaya kadar tüm kentlerde devam ettireceklerini söyledi.

Yürüyüşün ardından Eğitim Sen’in kurduğu serbest kürsü ile “Şiddetsiz okul nasıl mümkün olur?” tartışması yapıldı. Ortaya çıkan görüş ve öneriler doğrultusunda Eğitim Sen “Şiddetsiz Okul Deklarasyonu”nu kamuoyuyla paylaştı.

Forum ardından Deklarasyonun afiş hali MEB önüne asıldı.

Eğitim Sen’in Şiddetsiz Okul Deklarasyonu

Eğitim Sen’in açıkladığı deklarasyon şöyle:

  • Eğitim temel bir haktır; piyasacı politikalar derhal terk edilmeli, kamusal, eşit ve ücretsiz eğitim tüm öğrenciler için güvence altına alınmalıdır.

  • Eğitim sistemi bilimsel temelde yeniden inşa edilmelidir. Müfredat, eleştirel düşünmeyi geliştiren, özgür bireyler yetiştiren bir içerikle düzenlenmelidir.

  • TYMM derhal iptal edilmeli; bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitimi esas alan, eleştirel düşünmeyi ve özgür bireyler yetiştirmeyi hedefleyen yeni bir müfredat hazırlanmalıdır.

  • Eğitim politikaları kapalı kapılar ardında değil, demokratik ve katılımcı süreçlerle belirlenmelidir.

  • Merkeziyetçi, hiyerarşik ve otoriter eğitim yönetimi terk edilmeli; eğitim emekçilerinin, öğrencilerin ve velilerin karar süreçlerine etkin katılımı sağlanmalıdır.

  • Sınav merkezli ve rekabet odaklı eğitim sistemi, öğrencileri yarıştıran, eğitim hakkını ölçme ve eleme aracına dönüştüren; çok yönlü gelişimi engelleyen, eşitsizlikleri derinleştiren ve psikolojik baskıyı artıran bir yapıya sahiptir. Bu anlayış terk edilmeli; öğrencilerin ilgi, yetenek ve ihtiyaçlarını esas alan, eşitlik ve dayanışmayı güçlendiren bütünlüklü bir eğitim modeli hayata geçirilmelidir.

  • İktidarın ideolojik aygıtı haline getirilen vakıf, dernek ve cemaatlerle yapılan başta ÇEDES olmak üzere tüm protokoller sonlandırılmalıdır.

  • Çocuk emeği sömürüsü anlamına gelen MESEM uygulaması derhal sonlandırılmalıdır.

  • Her okula merkezi bütçeden yeterli ve eşit pay ayrılmalı; eğitim kurumlarının temel ihtiyaçlarının karşılanması velilere ve bağışlara bırakılmadan kamusal sorumluluk olarak güvence altına alınmalıdır.

  • Öğretmen ihtiyacı güvencesiz ve esnek istihdam biçimleriyle değil, kadrolu ve güvenceli istihdam politikalarıyla karşılanmalı; ücretli ve sözleşmeli öğretmenlik uygulamalarına son verilmelidir.

  • Öğretmen ihtiyacı güvencesiz ve esnek istihdam biçimleriyle değil, kadrolu ve güvenceli istihdam politikalarıyla karşılanmalı; ücretli ve sözleşmeli öğretmenlik uygulamalarına son verilmelidir.

  • Tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz yemek, temiz ve erişilebilir su sağlanmalı; eğitim sürecine ilişkin tüm temel ihtiyaçlar kamusal olarak karşılanmalıdır.

  • Okullar, baskı ve korku üreten mekanizmalarla değil, özgürlük ve güven temelinde yeniden düzenlenmelidir. Kalabalık sınıflar, ikili öğretim ve fiziki yetersizlikler giderilmelidir.

  • Okul mimarisi ve fiziksel mekânlar, çocukların gelişimsel, pedagojik, sosyal ve kültürel ihtiyaçları esas alınarak planlanmalı; okullar, öğrencilerin özgürce gelişebileceği, kendini ifade edebileceği demokratik yaşam alanları olarak yeniden tasarlanmalıdır.

  • İstisnasız her okula yeterli sayıda psikolojik danışman atanmalıdır.

Dört gündür süren “Yaşam Nöbeti” deklarasyonun afişinin MEB önüne asılmasıyla sona erdi. Ancak Eğitim Sen’in mücadeleyi yurt geneline yayma kararı, eylemin bir anlık tepki olmadığını gösteriyor. Deklarasyonda sıralanan talepler kamusal eğitimden bilimsel müfredata, güvenceli istihdamdan ücretsiz yemeğe, ÇEDES protokollerinin sonlandırılmasından psikolojik danışman atanmasına kadar – aslında şiddetsiz bir okulun nasıl mümkün olabileceğinin de yol haritasını çiziyor.