Çiftçi Osman Yılmaz’ın ölümü çok şeyin özeti!



Yozgat’ın Yerköy İlçesi’nde Küçük Nefes Köyü’nden Osman Yılmaz’ın, traktörüne haciz gelmesine dayanamayarak ertesi gün kalp krizi geçirmesi milyonlarca köylünün yaşadıklarının çarpıcı bir özeti!


Kredi ya da tefeciden alınmış yüksek faizli borçlarla üretim için gerekli girdilere ulaşabilen, ürettiklerini satamayan ya da devasa aracılar-komisyoncular ağıyla dev gıda tekellerine yok pahasına satabilen köylüler, o borçları ödeyemedikleri için hacizle boğuşuyor. Borç harç alabildikleri makinelere haciz gelince tüm varlıklarını kaybetmiş olmanın derin kederiyle kalp krizi geçiriyor bazıları. Yozgat’ın Yerköy İlçesi’nde Küçük Nefes Köyü’nden Osman Yılmaz’ın, traktörüne haciz gelmesine dayanamayarak ertesi gün kalp krizi geçirmesinde olduğu gibi.

Osman Yılmaz’ın yine çiftçi oğlu Ali İhsan Yılmaz yaşanan dramı şu sözlerle özetliyor:

Pancar tarlada kalınca, tefeciden babamın aldığı 25 bin lirayı ödeyemedik. Geçen yıl ağustos ayının içinde traktöre yakalama kararı verilmiş, haberimiz olmadı. Babam, bu borca karşılık tefeciye pancar söküm makinesini vermiş, senedi almadığı için işlem başlatılmış. Borç ödenmesine karşılık traktörün üzerinde yakalama kararını görünce şaşırdı, mahkemeye başvuruda bulundu. İtiraz dilekçesini verdikten bir gün sonra ise kalp krizi geçirip, vefat etti.

Yılmaz, pancar tarlada kalınca borçlarını ödeyemezken; Türkiye’de gıda ithalatı alıp başını gitmiş durumda. 2018’deki krizle birlikte tırmanıp giden gıda fiyatlarının tek sorumlusu onlarmış gibi “stokçu hainler” denilerek depolarına baskın düzenlenen köylüler, şimdilerde depolarda çürümeye terkedilmiş ürünleriyle adeta isyan ediyor: Tek bir kilo bile satamadık!

Dev gıda tekellerinin devasa bir aracılar-komisyoncular ağıyla tarımsal üretimi, fiyatları istediği gibi kontrol ettiği bu koşullarda emekçi köylülüğün yıkımı çığlıklaşarak devam ediyor. Osman Yılmaz gibi sayısız köylü, üretmek için borçlanıyor, ürettiklerini satamayınca o borcu kapatamayor, kapatamayınca başka bir iş makinesini elden çıkarmak zorunda kalıyor ya da hacizlerle, elde kalan ürünlerini ne yapacağı sorularıyla boğuşup duruyor.

Kısacası küçük köylülük, bu çağın Gazap Üzümleri’ni yazmaya devam ediyor, sessiz ve alttan alta!