Belediye İşçileri: Çöp toplarken iyi, grev yaptığımızda ‘terörist’ mi oluyoruz?!.



DİSK Genel-İş İstanbul 1 No’lu Şube’de örgütlü olan ve çoğunluğu 2018’de çıkarılan KHK’yla belediyeye bağlı taşeron şirket bünyesinde çalışan 2 bin 300 işçinin dün başladığı grev, ikinci gününde işçilerin hedef gösterildiği manipülasyonlar, kırma çabaları ve polis baskılarıyla devam ediyor.



DİSK Genel-İş İstanbul 1 No’lu Şube’de örgütlü olan ve çoğunluğu 2018’de çıkarılan KHK’yla belediyeye bağlı taşeron şirket bünyesinde çalışan 2 bin 300 işçinin dün başladığı grev, ikinci gününde işçilerin hedef gösterildiği manipülasyonlar, kırma çabaları ve polis baskılarıyla devam ediyor.

“Çöp topladığımızda iyi, grev yaptığımızda ‘terörist’ mi oluyoruz!” cümlesiyle özetliyor işçiler bu tutumlar karşısındaki isyanlarını. Belediye binası önünde kardan adamlar yaparak, büyük varillerde grev ateşi yakarak, öbek öbek toplandıkları yerlerde grev üzerine sohbet ederek hakları için mücadele etmenin gururunu taşıyan işçiler, özellikle Kadıköy halkının kendilerini anlaması konusunda hassaslar.

Ziyaret ettiğimiz işçiler, grevlerinin AKP’nin yöntemleriyle (manipülasyon, hedef gösterme, halkı kışkırtacak açıklamalar yapmak… gibi) hedefe çakılması, gerçeklerin saptırılması, şükretme ve kanaat etmenin bir kez daha kendilerinden istenmesi dahası buyrulması konusunda sınıfsal bir tutumla itiraz ediyorlar.

Nasıl bir gücü temsil ettiklerinden, hangi toplumsal hizmetleri yerine getirdiklerinden ve bu hizmetlerin nasıl bir anlam taşıdığından bahsederek, bir sınıfın parçası oldukları bilinciyle konuşuyorlar.

İşçiler, 2018’de çıkarılan ve sözümona taşeron çalışma sisteminin sonlandırıldığı söylenen düzenleme nedeniyle 3 yıl boyunca yüzde 4 oranında zamla yetinmek zorunda bırakıldıklarını, bu yıllar boyunca yasa nedeniyle asgari ücrete yapılan yüzde 14 ya da daha fazla oranlardaki zamlardan bile yararlanamadıklarını, oysa enflasyonun -resmi rakamlarla bile- yüzde 14’lerle, gerçek rakamlara göre yüzde 30’larla telaffuz edildiğini, aldıkları ücretin sefalet ücreti olduğunu, şimdi bu kayıplarının giderilmesini talep ettikleri belirtiyorlar.

Bu arada daha önce taşeron şirkete ödenen işçi başına 500 TL’nin şimdi belediyeye kaldığını hatırlatarak bunun da belediye yönetimiyle işçiler arasında pay edilebileceğini söylüyorlar. Bunları dile getirdikleri ve enflasyonun alıp başını gittiği, bu yıllar boyunca uğradıkları kayıplarla kendileri için durumun vehamet boyutlarına ulaştığı (bazı işçilerin 2 bin 700 TL ücret aldıklarına işaret ediyorlar!) ortadayken Kadıköy Belediyesi’nin yüzde 7 gibi bir artıştan bahsedebildiğini ifade ederek, kelimenin gerçek anlamıyla “yeter artık” diyorlar ve ekliyorlar:

Birçoğumuz açlık sınırının altında çalışıyoruz, şimdi en azından yoksulluk sınırına yakın bir ücret talep etmemiz düşmanlaştırılmamıza neden oluyor!

İBB ara sokaklardaki çöpleri de topluyor, bunu fotoğraflayan işçilere ceza kesiliyor!

Belediye önünde toplanan işçiler oldukça gergin. Çünkü yasal olarak merkezi yerlerdeki çöpleri toplayacağını söyleyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) bunu ara sokaklara doğru genişlettiğini, gece grev gözcülerinin bu girişimi fotoğraflamaya çalışmasına polis müdahalesi, gözaltı ve sokağa çıkma yasağını ihlal etmekten ceza kesmekle yanıt verildiğini anlatıyorlar.

Gece gözaltına alınan beş işçiden biri, grev gözcülüğü kapsamında sokakları dolaştıklarını ve İBB’nin ara sokaklardaki çöpleri de topladığını fotoğrafladıkları sırada karşılarına polisin çıktığını, 2 saat boyunca karakolda tutulduklarını ve bu sırada adeta psikolojik işkenceye maruz bırakıldıklarını anlatıyor. Bir noktanın altını özellikle çizmek istiyor: “Polis bizi aldığında bir yere telefon ederek ‘bunlara ne yapalım başkanım’ diye sordu. Bu ‘başkanın’ kim olduğunu anlamadık ama her kimse polise ‘en üst sınırdan ceza verip yollayın’ dediğini duyduk” diyor.

Sendika yöneticisi “Biz şimdi o başkanın kim olduğunun açıklanmasını istiyoruz. Kimdir bu? Kılıçdaroğlu mu, Ekrem İmamoğlu mu yoksa Şerdil Dara mı?” diye soruyor.

“2018’den beri yüzde 4 zamma kanaat etmemiz istendi, asgari ücret zamlarından bile yararlanamadık!”

Konuştuğumuz işyeri temsilcilerinden biri akşam yaşanan bu olayın grevin gücünün kırılmasına yönelik bir girişim olduğunu, buna izin vermeyeceklerini belirterek şunları ifade ediyor:

İşçiler, temsilciler, şubemiz kararlı; greve devam edeceğiz. Manipülasyonlara açık bir alan değil bu. Şu an biz bütün belediye işçilerinin gözünün kulağının olduğu bir yerdeyiz. Kamuda kolay kolay grev olmaz. Sendikal mücadele her türlü şeyi gerektiren bir mücadele, buradaki mücadeleyi de sonuna kadar sürdüreceğiz. Yapılan manipülasyonları geri püskürtme şansımız var. Çünkü işçinin talepleri bunlar. Yoksulluk sınırının 8 bin 500 lira olduğu yerde insanları yıllardır komik paralara çalıştırıyorlar. İnsanlar ilk defa özgür toplu sözleşme şansına sahip oldu. Elbette ki birtakım talepleri olacak, sosyal haklar isteyecekler. Toplu sözleşme masasında tabii ki işçiler haklarını savunacaklar. Kamu kaynaklarını hem hizmet için hem de kendilerinin geçinebilmesi için bölüştürülmesi isteğinde bulunacaklar. Bizim talebimiz budur. Çok insanidir, çok normaldir. 2 bin 500 ile 4 bin 500 lira aralığında çalışıyor işçiler. İşçiler arasında yıllar içinde çok büyük maaş farkları da söz konusu, ama bu taşeron sisteminin yarattığı bir şey. Sendikanın yarattığı bir şey değil, işçinin yarattığı bir şey değil. Bunu gidermeye dönük de toplu sözleşmede çabalarımız oluyor.

Gece çevreyi kolaçan eden işçilerin polis tarafından 2 saat alıkonulmasının kabul edilebilir bir şey olmadığını belirterek “Biz taleplerimizde sonuna kadar haklıyız ve kazanacağız!” diyerek kararlılıklarının altını çiziyor. Dara’nın işçilerin ücretleriyle ilgili olarak kamuoyuna yaptığı dünkü açıklamayı hatırlattığımızda ise şunları söylüyor:

Toplu sözleşme masasında maaşı düşük olan arkadaşlarımızın belirli bir tabanda buluşturulması çabamız var. Belediye yönetiminin yaklaşımı şuydu: İlk 6 ay -yani 2022 Temmuzu’ndan sonraki 6 ay- için 2 bin 900 lira. Ama onun içine geçen yıl toplu sözleşmesinden kazandığımız 380 lira seyyanen zammı da dahil etmişler. Toplu sözleşme masasında olduğumuz için sonra onu 3 bin 100’e çıkardılar. Bir sonraki teklifi 3 bin 200’e çıkardılar. Bize şu an söyledikleri 3 bin 200 liradır. Rakam budur, bu toplu sözleşme masasında ifade edilen rakamdır. Elbette ki toplu sözleşme masasıdır, bu yukarı da çıkabilir, ama genel manzara budur.

Onun dışında da yüzde 7’lik bir zam oranı teklif ettiler. Ama yoksulluk koşullarını, enflasyonu düşündüğümüzde geçmişte yüzde 4 oranında zamla çalışan insanların taleplerini bunun yukarısına çıkarmak istemeleri, yoksulluk sınırına doğru yükseltilmesini istemeleri afaki bir şey değildir. İnsanları ‘siz çok maaş alıyorsunuz’ diyerek işçilerin üzerine sürdürmek de kabul edilebilir değildir.

CHP’li belediyelerde emsaller oldu. Mesela Bornova Belediyesi 4 bin 900 taban yaptı. Bu karşılaştırmalara karşı burası ne diyor” diye soruyoruz. ‘Her belediyenin koşulları farklı’ yanıtı veriyorlar.” diyor.

Şöyle devam ediyor:

Bornova Belediyesi’nin toplu sözleşmesinin -skala yaptılar onlar- taban ücreti en düşük 182 lira brüt. Bu 132 lira nete denk geliyor. Ve 52 günlük ikramiyeleri var. Bize 10-20 günlük ikramiye verdiler. Yani bir yanda 52 bir yanda 10 var. Durum bu. ‘Her belediyenin koşulları farklıdır’ diyerek bu tutumlarını savunuyorlar. Bunun üstüne çıkan sözleşmeler de var, Şişli Belediyesi’nde çalışan arkadaşlarımız 112 gün ikramiye alıyor. Dolayısıyla bizim de talebimiz KHK’nın verdiği 5+5 değil, çünkü ikramiyeler 5’er günlüktü. Daha kabul edilebilir bir şeydir. Ama 10 ya da 20 günlük ikramiyeler kabul edilebilir değildir. Bizim işçiler bilinçli işçilerdir. Her toplu sözleşmede her maddeyi sorarlar. Eğer talep düşükse o temsilciyi eleştirirler. Böyle bir bilinç söz konusu. Biz tüm TİS görüşmelerinin sonuçlarını arkadaşlarımızla paylaşıyoruz, paylaşmak zorundayız. Hele bir paylaşmakta geç kalalım, anında hesap sorarlar. ‘Genel-İş’in somut talebi nedir diyoruz’. TİS taslakları bir pazarlık marjına göre hazırlanır. Bizim taslağımız da öyle. Ama işverenin teklifi çok düşük olduğu için pazarlık zemini kalmıyor! Taşeron sistemine karşı kadro talebiyle mücadele etmeliyiz, siyasetçiler de bunu Meclis’te gündeme getirmelidir. Arkadaşlarımız bordrolarını paylaştılar. 2 bin 900 liraya, 3 bin 200 liraya İstanbul’da yaşanır mı? Kira en düşüğünden bin lira!