Hayat ve ölüm…



Açlık, yoksulluk ve işsizlikle çaresizlik girdabına itilen emekçiler hayatın dışına doğru itiliyor. İntiharlar hayattan koparıyor, antidepresanlar uyuşturarak hayata bağlamaya çalışıyor.


“Boşuna değil dökülen kan / Tarihin akışından anlıyorum / Kuvvet zamanla yıkılır / Yalnız senin uğrunda ölür insan / Yarası acımadan.” (Necati Cumalı)

Aydın’da bir günde üç kişinin intihar ettiği haberi görüş alanımıza girdiğinde, zincirin ne kadar hızlandığı dehşetle farkediliyor. Kocaeli’de bir haftada yedi insanın intiharından, minicik bebeklerini komşuya bırakarak hayattan kopma yolunu seçen çiftin iç burkan intiharlarından sonra saymayı, intihar çetelesi tutmayı bırakıyor insanlar. Ama intiharlar, iş cinayetleri ve kadın katliamları öyle büyük bir hızla geliyor ki üzerimize, kaçınmak, görmezden gelmek mümkün değil. İçimizi kanata kanata zihnimize yerleşiveriyor.

19 yaşında bir Afgan bunlardan biri: Sayyid Ümit Sadat. Aydın Geri Gönderme Merkezi’nde intihar ediyor. Aydın’ın Efeler ilçesinde bilgisayar öğretmeni Gizem İlanbey 5. kattan kendisini atıyor. Aydın Koçarlı’da bir metal fabrikasında müdürlük yapan iki çocuk babası İbrahim Ç. İşyerinde canına kıyıyor.

Yoksul, işsiz intiharları neyi gösteriyor

Uzun yıllar intihar üzerine de çalışan psikiyatri uzmanı Dr. Sezai Berber’e göre son zamanlarda tanık olduğumuz intiharların temelinde, Durkheim’ın “anomi” dediği, toplumsal-siyasal çöküşten kaynaklı “kuralsızlık” yatıyor.

Kapitalizmin pandemiyle derinleşen çok yönlü krizi, işçi emekçi kitleleri yaşamın dışına süpürüp atıyor. Kriz görüngüleri hayatın her alanında intiharlar, isyan ettiren iş cinayetleri olarak hükmünü yürütüyor.

Toplumsal-siyasal çöküşün bireylerde boy veren çıkışsızlık duygusuna, başka bir yol kalmadığını düşünen insanların sayısının her gün daha da artmasına dönüşen isyan ettirici bu tablo 2008’den bu yana gittikçe kararıyor.

Veriler kelimenin gerçek anlamıyla korkunç: 2012’den bu yana her yıl 300 kişi intihar ediyor. 2020’ye ilişkin veriler henüz açıklanmadı. Ancak çift haneye demirleyen enflasyon, sürekli artan işsizlik, ithalata bağımlı üretim yüzünden yükselen maliyetlerin vatandaşa zam olarak dönmesi gibi mevcut nedenlere bu yıl bir de covid-19’un yarattığı kriz eklendiği için bu yıl geçim sıkıntısı kaynaklı intiharlarda patlama yaşanacağı aşikar.

İşsiz intiharlarında patlama bekleniyor

İSİG’e göre sadece işyeri içinde ve/veya işe bağlı olarak intihar edenlerin sayısı 2020’nin ilk 8 ayında 54 kişi. İSİG üyesi Kansu Yıldırım, “Pandeminin getirmiş olduğu ağır çalışma koşulları nedeniyle bu yıl artan sayıda işçi intiharı gündeme gelecek” diye konuştu.

İşçi intiharlarına yol açan dört temel sınıfsal neden ise şunlar: 10 milyonu aşmış durumdaki işsizlik, borçluluk, iş yükü/tükenmişlik ve baskı. 2008’de 289 kişi, 2009’da 318 kişi geçim zorluğundan dolayı intihar etti. Son üç yıl incelendiğinde ise 2017’de 232 kişinin, 2018’de 245 kişinin ve ekonomik krizin etkisinin hissedilmeye başlandığı 2019’da ise 321 kişinin geçim zorluğu yüzünden intihar ettiği ortaya çıkıyor.

Düşünün, sadece şu son iki ayda işini kaybeden ve geçim sıkıntısı yaşayan doksan beş kişi intihar etti. 2020 yılında 99 bin 588 esnaf dükkanını kapatırken 40 bin 735 şirket ise kapandı, gerçek işsiz sayısı ise 11.2 milyona ulaştı. 

“İntihar etmeyin, uyuşup her şeyi unutmaya bakın!”

Kod-29’la Kod-29’suz, ücretli ücretsiz izne çıkarılan, “İşsizlik Fonu”yla sadece patronların desteklendiği kölelik koşullarında hayata tutunmaya çalışan yoksul intiharlarının en büyük nedeni şüphesiz pandemi koşullarıyla birlikte daha da ağırlaşan ekonomik sıkıntılar.

İSİG Meclisi üyesi Pınar Abdal bu konuda şunları söylüyor:

İşsizlik pandemi döneminde had safhaya ulaştı. 10 milyonu aşkın işsiz var. İstihdamda olup pandemiden dolayı işbaşında olmayan 5 milyon kişiyi de düşünmek gerekiyor. Pandemi döneminde sözde işten çıkarma yasaklanmıştı. Fakat bu dönemde ücretsiz izin silah olarak kullanıldı. Bu kapsamda 2 milyon kişi ücretsiz izne çıkarıldı. Diğer yandan Kod-29 gerekçesiyle insanlar onurları da ayaklar altına alınarak işten çıkarmalar yaygınlaştı.

Yine geçenlerde yayınlanan bir araştırmaya göre antidepresan kullanımında olağanüstü bir artış var: “2019’da 49.8 milyon kutu antidepresan ilaç satılırken bu sayı 2020’de 54.6 milyona çıkmış durumda. 2018’den 2019’a artış oranı yüzde 1.8 iken 2019’dan 2020’ye artış oranı yüzde 9.6 olmuş”.

“Tarihin akışı” intiharların da iş cinayetlerinin de acılarımız ve yoksunluklarımızın da ancak örgütlü bir güce dönüşen eylemimizle önlenebileceğinden başka bir şey söylemiyor: “Yalnız senin uğrunda ölür insan / Yarası acımadan…”

Özgürlük dünyası”ndan başka bir “yer” değildir anlatılan. Bu sözün çağrısına kulak verelim.