Pandemiyi halkın sağlığını değil, sömürüyü, faşist baskı, denetim ve kontrolü derinleştirmek için bir fırsat gibi kullanarak işçi ve emekçilere sürü bağışıklığını dayatan, konulan “kısıtlamaların” tümünü bu yaklaşımla getiren burjuva devlet, şimdi de 29 Nisan-17 Mayıs tarihleri arasında “tam kapanma”ya geçildiğini duyurdu.
Pandemide çarkların hiç durmadığıyla övünen, dolayısıyla toplum sağlığını değil esas olarak kapitalist mal ve hizmet dolaşımının sekteye uğramamasını önemsediğini her fırsatta dile getirmekten kaçınmayan devlet, “tam kapanma” kararındaki esas nedenin de aynı gerekçeler olduğunu açıkça ilan etti. Erdoğan bunu, “Avrupa’nın açılma sürecine girdiği bir dönemde, bizim geride kalmamak için vaka sayılarımızı süratle 5 binin altına indirmeliyiz. Aksi takdirde, turizmden ticarete ve eğitime kadar her alanda ağır bir faturayla karşı karşıya gelmemiz kaçınılmaz olacaktır” sözleriyle dile getirdi. Yani ne sapır sapır ölüyor oluşumuz ne hastanelerde yer kalmadığı gerçeği ne o ne bu… Asıl mesela zaten tıkanmakta olan sıcak para akışının turizm gelirlerinin salgın nedeniyle kesilmesiyle birlikte hepten duracak olması!
Zaten tam kapanma dedikleri de tam kapanma değil. Çünkü mal ve hizmetlerin üretimi ve dolaşımı yani işçi sınıfının evlerinde kalması bu kapanma koşullarında da söz konusu olmayacaktır. Keza fabrikalar, inşaatlar, atölyeler, tersaneler, lojistik ağları bir kez daha “kapanma istisnaları” arasına alınmayacaktır.
Tam kapanma denildiğinde işi olmayanın, gündelik işler dışında geliri bulunmayanların ne yiyip ne içeceği “turizm gelirleri” dışında bir şey düşünmeyen bu kapitalist-tüccar zihniyetin umurunda bile olmayacaktır!
Halkın ne yiyip ne içeceğiyle ilgilenmeyen, işe gitmeye mecbur tutulan işçinin nasıl korunacağı umurunda olmayan, evde kaynatılacak tencerelere ne konulacağı ya da o tencereleri kaynatmak için gerekli yakıtın nasıl sağlanacağı gündem dahi olmayan bir “tam kapanma” halk düşmanlığının pandemi kılığına bürünmüş ifadesi dışında bir anlam taşımamaktadır.
Erdoğan yasakları istismar edecek olanlar karşısında sert önlemler alacaklarını, yaptırımlar uygulayacaklarını söyledi. O yasakları gündelik işlere gitmek için çiğnemek zorunda kalanların varlığının umurunda bile olmadığı besbelli bir devlet kibri ve nobranlığıyla konuştu. Çarkların dönmesiyle gurur duyan, önlemden, halkın sesini kısmayı, isyanını bastırmayı anlayan bir sınıfın temsilcisinden başka bir şey beklemek abes olur zaten.
Öyle olmasa turizm gelirlerinden, sorumluluğu bir kez daha halkın sırtına yükleyen tehditlerden önce halkın sağlığını, kapanma boyunca ne yiyip ne içeceğini, kirasını nasıl ödeyeceğini dert ettiğini belli eden birkaç kelam ederdi. Mesela derdi ki “bu süre boyunca hiçbir geliri olmayan, sadece gittiği gündelik işlerle karnını doyuran milyonlarca vatandaşımızın kira-beslenme-ısınma-temizlik-sağlık ihtiyaçlarını bütçeden karşılayacağız!”
Fakat demez!.. O ve temsil ettiği sınıflar için pandemi de önlemler de esas olarak işçi ve emekçilerin geleceklerinden çalmak, sömürüyü derinleştirmek, baskıyı koyulaştırmak için vardır.
Tam da bu noktada ve 1 Mayıs arifesinde işçi ve emekçilerin şu talepleri daha gür bir sesle dile getirmesinin zamanıdır:
-Toplumsal yaşam açısından zaruri olan mal ve hizmetlerin üretimi ve dolaşımı dışında tüm işkollarında üretim durmalıdır!
-Zorunlu işkollarında çalışan işçi ve emekçiler hızla aşılanmalı, düzenli testler yapılmalı, çalışma saatleri düşürülmeli, vardiyalar sağlıkları dikkate alınarak düzenlenmelidir!
-İşsiz milyonların kira-beslenme-elektrik-su-doğalgaz giderleri karşılanmalı, temel gelir desteği sağlanmalıdır!
-Küçük esnafın, aylardır kapatılan işletmeler nakdi yardımla desteklenmeli, kira-vergi-elektrik-su giderleri karşılanmalıdır!
-Herkes hızla aşılanmalı, aşıların patenti anonimleştirilerek vampirce bir kar güdüsünün konusu edilmemelidir.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!