“Soma’yı unutma, unutturma!”



Yargıtay’ın bozma kararı üzerine dört sanığın yeniden yargılandığı Soma Katliam davasının ikinci duruşması bugün Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.


13 Mayıs 2014’te 301 madencinin hayatını kaybettiği, 162’sinin de yaralandığı Soma Katliamı davasında Yargıtay kendi kararını bozmuştu. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Ocak 2021’de “olası kastla insan öldürme” suçundan ceza alan sanıklar hakkında “bilinçli taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma” suçundan ceza verilmesini istemişti.

Dört sanığın yeniden yargılandığı Soma Katliam davasının ikinci duruşması bugün Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşma öncesi madenci aileleri, Akhisar İstasyon Meydanı önünde bir araya geldi. Ailelerle birlikte sendikalar ve siyasi partiler Akhisar Tren Garı önünden mahkeme salonu önüne kadar yürüyüş gerçekleştirdi.

Yürüyüşe madenci ailelerinin yanı sıra Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, milletvekilli Ahmet Şık, EMEK Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, sendika ve sivil toplum kuruluşu yöneticileri de katıldı. Yürüyüşte, “Soma’nın körümü katilleri yakacak, “Katillerden hesabı emekçiler soracak” pankartı açılırken sık sık, “Soma’yı unutma, unutturma” ve “AKP halka hesap verecek” sloganları atıldı. 

Davamız, ekmeğini kazanırken kimse öldürülmesin diyedir

Açıklamada söz alan dava avukatlarından Can Atalay, 7 yıldır çevirmedik dümen kalmadığını belirtti. Bu düzenin böyle gidemeyeceğini söyleyen Atalay, “İşçilerin canını hiç sayarak bu ülkeyi kalkındıramazsınız, sadece cebinizi dolduruyorsunuz. Bu ülkede kimse ekmeğini kazanırken öldürülmesin diyedir davamız. Suçüstü yakalandılar” dedi. 

“Adalet önünde hesap vereceksiniz!”

Yargıtay üyelerinin değiştirilerek Eylül kararını bozmasını eleştiren Atalay, “Bu karar, tezgâhın ne kadar büyük olduğunu, dönen paraların ne kadar büyük olduğunu, kullanılan siyasal nüfuzun ne kadar büyük olduğunun kanıtıdır. Türkiye’nin bu koşullarında, bu adaletsizlikte işçi sınıfı ve bu insanlar Eylül kararını aldı. Ancak Ocak ayında çevrilen tezgâhı hepiniz biliyorsunuz. Ama siz unutmadık, adalet önünde adil bir şekilde hesap vereceksiniz” diye konuştu.

“Aileler 7 yıldır adalet arıyor”

Emek Partisi Genel Başkanı Ercümet Akdeniz ise dava öncesi yaptığı açıklamada, “Soma katliamının 7. yılında hâlâ adalet arıyor aileler. Sadece aileler değil Türkiye işçi sınıfı adalet arıyor ve hâlâ adalet gelmedi. Geç gelen bir adalet gerçekten adil bir adalet olmaz” diyerek Emek Partisi olarak madencilerin ve ailelerin yanında olduklarını ve adalet arayışının peşinde olduklarını söyledi.

Sanıklar duruşmaya SEGBİS’le katıldı

Salih Pehlivanoğlu’nun mahkeme başkanı olduğu heyetin verilen kararları okumasının ardından konuşan müşteki avukatları, sanıkların SEGBİS ile ifade vermesine tepki gösterdi.

İlk olarak söz alan dava avukatlarından Melek Polat, sanık Evinç hakkında beyanda bulunarak, acil durum sorumluluğa ilişkin “Etkili bir kriz masası kurulmamış, sorumlular maden suluyor. İlk 1 saati maden sulamak ya da başka şeyler için değerlendirmek yerine krizi yönetselerdi bu kadar insan ölmeyecekti” dedi.

“Hava akımının terse çevrilmesi kaç işçinin canına mal oldu?”

“Havalandırmanın ters çevrilmesi ile ilgili hiçbir tatbikat yapılmamış, sonuçlarının ne olacağı bilinmemesine rağmen uygulanmadı” diyen Polat, “Haluk Erinç’in havanın ters çevrilmesi kararını alarak kaç kişinin ölümüne sebep olduğuna ilişkin bilirkişi raporu alınmasını talep ediyoruz. Bu talebi reddederseniz esasa ilişkin çok temel bir talebi reddetmiş olacaksınız” diye konuştu.

Avukat Hatice Arslan da, Yargıtay’ın eksik incelemelerde bulunduğunu belirterek, “Yeni bir bilirkişi raporu şart. Sadece Evinç için değil Gürkan için de bilirkişi raporu şart. Ek bilirkişi raporu görev ve sorumluların bilinmesi için şart” dedi.

Katledilen işçilerin aileleri mahkeme başkanına, “Sanıklar hâlâ madenlerde çalışıyor. İkinci bir katliama hazırlık yapıyorlar” diye seslendi.

“Taleplerimiz mahkemenizin gerekçeli kararında dayandığı taksir gerekçelerine ilişkindir. Bu gerekçelerde maddi hata bulunmaktadır” diyerek söz alan avukat Derviş Emre Aydın da “Gerekçeli kararınızda yöneticilerin ‘tam bir kayıtsızlık ve kabullenme içinde bulunmadığından’ bahsediliyor. Şirket önceki tüm raporlara rağmen Ocak Revize Projesi’nde ‘halen bir sorun yaşanmamıştır’ diyerek tam bir kayıtsızlık içerisinde olduğunu kanıtlamaktadır oysa. Fan sorununa ilişkin olarak, bu fanların hangi panolar için yapıldığı hakkında bilirkişi raporu alınmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Gazeteci Pehlivan’ın iddiaları incelensin!”

Ardından söz alan Can Atalay, “Can Gürkan Ankara’da siyasiler ile yüksek mertebe hukukçular ile görüşmeler yaptı. Gazeteci Barış Pehlivan bunu açık açık yazdı. Manisa savcılığı size parmak salladı. Bu iddialar ile kovuşturmayı genişletmeyecekseniz ne yapacaksınız?” diye sorarak, gazeteci Pehlivan’ın ortaya koyduğu iddiaların incelenmesini istedi.

Avukat Murat Kemal Gündüz de kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin soruşturma yolunun açılmasını talep etti.

Avukatlar mahkeme heyetini reddetti

Verilen aradan sonra mahkeme heyeti avukatların taleplerini reddetti.

Aradan sonra ilk olarak söz alan Avukat Nergiz Tuba Aslan, “Başkan sıfatıyla sizi ve iki üyenizi reddediyoruz” dedi. Aslan, dosyanın yargılamasına başlandığında gerçekten dosyanın kapsamını bilen savcının gittiğini hatırlatarak, “Şu anki savcı geçen celse itibarı ile 19 sayfa mütalaa verdi. Gerekçelerinin tamamı Yargıtay 12. Ceza Dairesinin kararının birebir kopyası. Savcılık makamına ilişkin bir red müessesesi bulunmuyor CMK’de. Ancak bu dosyada gerçek bir esas hakkında mütalaadan bahsetmek mümkün değil” diye belirtti.

Aslan, şöyle devam etti: “Sayın başkan uzun zamandır tarafsızlığınızı yitirdiğinizi düşünüyoruz. Üyelerinizin bu dosyaya gerçek anlamda hakim olabilmeleri mümkün değil, bu yargılamada da hiçbir varlık göstermediler. Bu sebeple üyelerinizi de reddediyoruz.”

“301 maden işçisi rakam değildir!”

Katledilen 301 maden işçinin sadece rakamlarla açıklanmaması gerektiğini vurgulayan Aslan, “Ama bu kişilerin nerede, niye, nasıl öldüğü tespit edilmesi gerekiyor. Çok küçük farklar hariç hep sorumluluk aynı kabul ediliyor. Herkes bir torbaya atılıyor. Yargılamanın subjeleri varsa bunun hakkını vermek zorundasınız, hukuki sorumluluktur, ahlaki sorumluluktur. Eğer bir ceza yargılaması yapıyorsak her türlü bulgu ile sorumlu tutabilir” dedi.

Sanık Evinç’in bir imza atmamış olmasının onu sorumluluktan kurtarmayacağını belirten Aslan, sanıkların beyanlarını anımsatarak, “Burada havayı ters çevirdiklerini gururla anlattılar. Ne yaptıklarını bizim hayret nidalarımızla anladılar. Meslektaşlarımız taleplerde bulundular, siz bizim ‘taleplere ilişkin taraflara sormayacak mısınız’ sorumuza rağmen, ara verip kararı yazarak geldiniz, sonra savcılığa sordunuz. Bu usule eksiklik dahi sizin bu dosyayı hızla karara çıkarmak istediğinizin kanıtıdır” diye konuştu.

“Patronu koruyorsunuz, taraflısınız!”

“Bürokratın birilerine tonla para verme iddiaları gözünüzün önünde, Yargıtay kararları, raporlar her şey gözlerinizin önünde. Bunlara rağmen bu yargılamanın hukuksuz olduğunu görmemeniz bu yargılamayı sürdüremeyecek olduğunuzun göstergesidir. Bu dosyada hukuka uygun bir karar vermekten yoksun olduğunu gösterdiniz. Biz sanıksız ceza yargılaması yapıyoruz. Adalet için vazgeçmeyen aileler burada ama sanıklar yok. Sanıkların getirilmemesi sizin nasıl bir karar vereceğini ve tarafsız olmadığını göstermiş oldu” diyen Aslan son olarak reddi heyet talebini yineledi.

Daha sonra söz alan Avukat Melek Polat ve Hatice Arslan Atabay da reddi heyet talebinde bulundu. Atabay, “Vicdanen çok rahat bir şekilde sizi reddediyorum. Patronu koruduğunuz için, taraflı kararlar verdiğiniz için sizi reddediyorum” dedi.

“Sizden adalet beklentimiz yok!”

Avukat Mürsel Ünder, “Nafile bir çaba içinde olduğumuzu düşünebilirsiniz. Ama biz son ölümüzün hesabını son katile sorana kadar durmayacağız” diyerek sözlerine başladı.

Mahkeme başkanına, “Sizden adalet beklentimiz hiç yok. En azından göstermelik de olsa usulü uygulayın” diyen Ünder diğer iki heyet üyesine seslenerek, “Size dikte edileni onurunuz ve mesleğiniz için kabul etmeyin. Dosyayı okuduğunuzu, birlikte karar aldığınızı düşünmüyoruz” dedi.

İş güvenliği ya da iş cinayeti davalarında yargının patronların yanında olduğunu söyleyen Ünder, “Aman sermayedarı ürkütmeyelim algısı var ve bu konuda bir cezasızlık politikasının olması da bundan kaynaklı. İşçilerin canı yok, sadece maliyet olarak görülüyorlar” diyerek iş cinayeti davalarındaki cezasızlığı eleştirdi.

“Soma davasının Türkiye ekonomi politik davasıyla ilgisi var. Parayı takip edin bu dosyadaki müdahaleyi görürsünüz. Para dışında, nüfuz, statü, korku, kariyer motivasyonu da var. Bu davaya yapılan müdahale bunlardan kaynaklıdır” diyen Ünder reddi heyet talebinde bulundu.

Sizi de temsil ettiğiniz düzeni de reddediyoruz!”

Reddi heyet gerekçesini açıklayan Avukat Tamer Doğan da “Yangından mal kaçırır gibi davayı kapatmak istediğiniz için, özel bir şekilde buraya atandığınız için, taleplerimizi kabul etmediğiniz için sizi reddediyoruz. Sizin buradaki kararınız hukuki değil sınıfsal bir karardır. Sizde bir sınıfsal tercih yaptınız. Bu yüzden de sizi de sizin temsil ettiğiniz düzeni de reddediyoruz” dedi.

Mahkeme avukatların savunmasından sonra ara verdi.

Reddi hakim talebi reddedildi, duruşma 14 haziran’a ertelendi.