Kolombiya’da İsrailliler
Varlığı keşfedilen ilk okul, “El Tecal” adıyla bilinmekteydi ve paramiliter kuvvetlerden ilki burada eğitim görmüştü; bu gruplar kırsal kesime nüfuz edip uyuşturucu ticaretinden sağladıkları finansmanı genişlettikçe, başka bölgelerde başka okullar kuracaklardı. Örneğin, “Cero Uno [Sıfır Bir] Puerto Boyocá-Zambito yolunun dokuzuncu kilometresinde yer alıyordu;” ve “El Cincuenta” [Numara 50 – Castaño’nun kitabında “50” olarak geçiyor] ise El Delirio’yu Ariza (Santander)’ya bağlayan yolun üzerindeydi.” Ayrıca, bar ve genelevleri andıran, “Galaxias” gibi adları olan “uydu okullar” da bulunmaktaydı. DAS raporuna göre, “Bu okullardan mezun olanlar, ‘paramiliter uyuşturucu kaçakçılığı’ yapısına katılarak şu özgül görevleri yerine getirmeyi hedefliyorlardı:
-Uyuşturucu kaçakçılarının cemaatleri ve mülklerinin gerilla ve rakip gruplardan korunması…
-Kartellerin ve paramiliter kuvvetlerin şeflerinin kişisel korumasından sorumlu olmak, koruma hizmeti görmek.
-Örgütün laboratuvarlarında kokain imal etmek.
-Union Patriotica [FARC’la bağlantılı yasal, solcu bir siyasal parti; kıtada siyasal cinayetlerle büyük bölümü yok edilen tek siyasal partiydi] üyeleri ile, uyuşturucu ticaretine karşı çıkan hükümet ya da siyasal parti üyelerine saldırılar düzenlemek.”
Bu “suikastçı okulları”nda eğitim görme hakkını kazanmak için adayların Henry Perez ve her biri Castaño kardeşlerin arkadaşı olan kafadarlarıyla bir mülakattan geçmeleri gerekliydi. Öğrenciler “bölgeden bir çiftçi, sığır yetiştiricisi ya da uyuşturucu kaçakçısının açık tavsiyesi” ile seçilip “İdeolojin nedir? Gerilla oldukları kanıtlanacak olsa, babanı, anneni ya da kardeşini öldürmeye hazır mısın?” gibi sorularla sınanıyorlardı. Adaylara savaşın sonsuza dek sürebileceği ve tek düşmanın komünizm olduğu söyleniyordu. Ve “adayın verdiği tüm bilgilerin değerlendirilmesi ve doğrulanması üzerine, aday tıbbi bir muayeneden geçirilir ve temel bir eğitim kursuna yerleştirilir. Eğitimin ilk evresinde, devşirilenler mali aygıtta (uyuşturucu imali) ya da güvenlikte (korumalar, devriyeler) görevlendirilir. Eğitim kursu şu konuları kapsamaktadır: a) Kamuflaj teknikleri; b) Küçük silahların kullanımı; c)Patlayıcılar; d) Kişisel savunma; e) Kimliğini gizleme; f) Korumalık; g) İstihbarat; h) Karşı-istihbarat; i) İletişim; j) İlkyardım.”
Ancak yurttaş Kolombiyalılarca verilen bu eğitim yeterli olmamış olmalı ki, 1987’de, muhtemelen Kolombiya ordusundaki aracılar vasıtasıyla İsraillilerden yardım istendi.
Belki de haklarında rapor hazırlayan Kolombiyalı DAS ajanlarının önyargıları nedeniyle, 16 İsrailli ve bazı İngiliz eğiticiler egemen medyada “paralı askerler” olarak sunuldu. Oysa bu yabancı askeri eğiticiler sıradan “paralı askerler” için fazlasıyla derin bağlantılara sahiplerdi: aşağıda da göreceğimiz gibi, açık biçimde hükümet -kesinlikle İsrail’in, muhtemelen ABD’nin de- onayıyla hareket ediyorlardı. Bu kurslara devam eden Castaño, aralarında ünlü İsrailli subay Yair Klein’ın da bulunduğu eğiticilerin gözetimindeki bu kursları Kolombiya ordusu mensuplarının düzenlediğini söylemektedir
Adayları seçen yine Castaño’nun müttefiki Henry Perez’di ve bu konuda uyuşturucu elebaşı Gonzalo Rodríguez Gacha ile birlikte davranmaktaydı. Kitabına bakılırsa, Carlos Castaño da bu kurslara katıldı ve örgütleri 50 burstan beşini elinde tutuyordu. DAS belgesine göre:
Beş İsrailliden oluşan bir grup, Puerto Boyocá’daki “El Cincuenta” okulunda, “PABLO EMILIO GUARIN VERA” adlı bir kursta eğitmenlik yapmaktadır
Eğiticiler ülkeye Cartegene (Bolivar) üzerinden girdikten sonra 45 gün süreyle bölgede kaldılar. Önce Puerta Boyoca’da “El Rosario” konutuna yerleştileri sonra da Isla de la Fantasia’daki rustik bir eve geçtiler…
En iyi öğrenciler, tıpkı Castaño gibi İsrail’de daha ileri bir eğitim görmek için otuz bursla ödüllendirildiler. “Bu eğiticilerin söylediğine göre, en iyi 30 öğrenciyi İsrail’de bir kurstan geçirmek üzere göndereceklerdi.” Otuz paramiliterin İsrail’e gönderilmesi, kuşkusuz ki, İsrail Güvenlik Kuvvetleri’nin – İsrail Hükümeti’nin iznini gerektirecektir. Sürekli savaşta olan bir ülke için başka türlüsünü düşünmek, güçtür.
Bir de Nikaragua Kontra bağlantısı söz konusuydu. “İsrailli tercüman Teddy kaynağımıza, Nikaragualı kontraları Honduras ve Kosta Rika’da eğitme sözü verdikleri için kursu hızlandırıp kısa keseceklerini söyledi.” Bunların salt “kiralık” paralı askerler olduğunu ileri sürenler, bu alıntı üzerinde düşünmeliler. O zamanlar, silahlı bir grup insan bir yana, bir kişinin bile Honduras ya da Kosta Rika’daki kontra kamplarına girmesi, ancak ABD hükümetinin -özellikle Devlet Bakanlığı ve CIA’nin- açık onayıyla mümkündü. İsrailliler hem İsrail hem de ABD hükümetlerinin yüksek düzeylerinin açık bir güvenine sahip olmalıydı.
Bu süre içinde, hatta şimdiye kadar, Kolombiya devleti monolitik bir yapı sergilemedi. Günümüzde dahi, ABD’nin onca etkisine rağmen, halen Çevre ve İnsan Hakları Ombudsman bürosu gibi, ABD Devlet Bakanlığı’nca çizilen ve Devlet Başkanlığı ya da başka bir bakanlık kanalıyla dayatılan resmi hattı izlemeyi reddeden bakanlıklar vardır. Bu durum, Kolombiya devletinin bir kesiminin -adalet ve polis- paramiliterlerin hamlelerinden neden bu denli rahatsız olduğunu ve 1990’da polis birimlerinin neden bir Castaño mülküne baskın düzenlediğini açıklamaktadır. Baskında polis, bazılarında işkence izleri bulunan 24 çürümüş cesedi ortaya çıkaracaktı.
Başka sıkıntılar da vardı: Medellin ve Cali uyuşturucu kartelleri arasındaki rekabet, şiddetlenmekteydi. 1993 tarihli bir DEA istihbarat raporuna göre, “1990’a gelindiğinde, halen açık olmayan nedenlerden dolayı Autodefensas del Magdalena Medio ile Medellin Karteli arasında şiddetli bir düşmanlık başgösterdi.” Daha önce müttefik olan Medellin karteli uyuşturucu elebaşı Pablo Escobar, artık ABD istihbarat ajansları ve DEA’nın desteğindeki Kolombiya devletince aranıyordu. Castaño kardeşler, yeni örgüt adları “MAS” ismi altında Escobar’ın peşindeki Kolombiyalılara ve ABD’ne yardımcı oldular ve bu takip, Escobar’ın ölümüyle sonuçlandı. Carlos’un Escobar’ı öldüren polis timinde ilişkileri vardı; “Pablo Escobar’ı öldüren Araştırma Timi’nin amiri Hugo Martínez Poveda’nın kardeşini, her ikisinin İsrail’de geçirdiği günlerden” tanıyordu.
Escobar’ın devredışı kalmasının ardından, Castaño kardeşler paramiliterleri, İspanyolca AUC olarak kısaltılan, “Auto-Defensas Unidas de Colombia” (Kolombiya Birleşik Özsavunma Kuvvetleri) adı altında birleştirerek tahkim ettiler. Washington Post’tan Scott Wilson’un haberine göre:
“Bu ölüm mangalarından, AUC’un ülke çapındaki özel finansmanlı ordular konfederasyonunun en eski ve geniş birimi olan Cordoba ve Urduba Köylü Paramiliter Kuvveti (ACCU) türedi. Bu, Carlos Castaño’nun yeni önderliğinin sonucuydu: bölgesel bir koruma kuvvetini ulusal bir siyasal harekete dönüştürmüştü.”
Sonuç, dramatik oldu. Paramiliterlerin sayısı birkaç binden dokuz bin ya da daha fazlaya ulaştı ve Time dergisinin 2000’de bildirdiği üzere: “Son on yıl içinde bir milyondan fazla köylünün köylerini terk etmesinin bir nedeni, AUC’un intikamından duydukları korkudur.” Paramiliterler, Nikaragua kontraları, Salvador ve Guatemala ölüm mangaları gibi, halkı terörize etmek için aşırı şiddete başvuruyordu ve en azından bir keresinde kurbanlarına işkence etmek ve öldürmek için demir testereleri kullanmışlardı.
Ama paramiliterler de kayıp vermekteydi. 1994’te paramiliterlerin lideri, Carlos’un ağabeyi Fidel, ya da yaygın adıyla “Rambo”, -Carlos’a göre- kuzey Kolombiya’da FARC gerillalarıyla bir çatışma sırasında öldü. Ancak öldüğüne ilişkin kimi kuşkular bulunmaktadır. İçişleri Bakanlığı’ndaki kimi görevliler, halen hayatta olduğuna inanmaktadırlar ve yakın zaman önce yayınlanan bir makalede İsrail’de yaşıyor olabileceğine dair söylentiler aktarılmıştı. Hakikat ne olursa olsun, Carlos bu noktada en üst düzeydeki paramiliter mevkiye getirildi ve hareket büyümeyi sürdürdü. Öyle ki, günümüzde, ilkel de olsa bir hava kuvvetine sahiptir; bu, CIA’nin kara propagandasının egemen medyayı, Kolombiya hükümetine daha fazla askeri yardım sağlanmasını desteklemeye ikna etmek üzere gerillaların üzerine yıkageldiği bir durumdur.
Gerçekte, isyancılar hava kuvvetine sahip değillerdi, ama paramiliterlerin elinde bir hava kuvveti vardı ve var olmaya da devam etmektedir. 1990’ların sonlarına gelindiğinde, paramiliterler birkaç helikopterin yanısıra, bakım mekaniği ve pilot eğitimi edinmişlerdi. Helikopterlerin satın alınması ve bakımı çok pahalıdır ama, Carlos’un kısa sürede keşfedeceği gibi, bu tip savaşlarda çok yararlı olmaktadırlar. Özyaşamöyküsüne göre, 1998’in Noel tatilinde büyük bir FARC birliğinin kamp üssüne düzenlediği saldırıda canını bu sayede kurtarabilmiştir. Sicilya doğumlu, İsrail’de eğitim görmüş pilot ve paramiliter komutan Salvatore Mancuso, paramiliter bir helikopterle onu kurtarmıştı.
Özyaşamöyküsü ve basında yer alan onlarca habere göre, Castaño hükümet görevlileriyle bir çok kez gizlice buluşmuştur. 2000’e gelindiğinde, bu görüşmeler artık basında açıkça yer almaktaydı. 6 Kasım 2000’de, zamanın Devlet Başkanı Andrés Pastrana’nın hükümetinin İçişleri Bakanı Humberto de la Calle’yle buluştu. Bu görüşmenin sonucunda, Castaño paramiliterlerinin elinde tutsak olan yedi milletvekilinden ikisini serbest bıraktı. Gerçekte, ileride de görüleceği gibi, bu satırların yazıldığı sıralarda Castaño ve Mancuso yeni Kolombiya hükümetiyle görüşmelerini sürdürmekteydiler.
Paramiliterleri diğer paramiliter örgütleri içinde eriterek genişledikçe, silaha gereksinim de arttı; muhtemelen bu konuda birkaç kaynakları bulunuyordu. Bunlardan bir tanesi, geçtiğimiz Mayıs ayında ortaya çıkacaktı. En büyük tedarikçilerden birinin İsrailliler oluşu okur için bir sürpriz olmamalı. İsrailli silah satıcıları kapı komşusu Panama ve özellikle de Guatemala’da uzun süredir mevcuttular. Sözkonusu satışın kimi ayrıntıları inkar edilmekle ve halen muğlak olmakla birlikte, bir şey açıktır: Guatemala’da üslenmiş, IDF (İsrail ordusu) ile bağlantılı bir İsrail şirketi olan GIRSA, bir dizi yanıltmacayla 3000 Kalaşnikov ve 2.5 milyon kadar mermi satın alıp ABD’li bir muz şirketinin denetimindeki bir Kolombiya limanından Kolombiya’daki paramiliterlere devretti.
Bu bize Carlos Castaño’nun İsrail’de gördüğü kurs üzerine sözlerini anımsatabilir – “dünya silah ticaretinin nasıl işlediğini ve nasıl silah alınacağını öğrendiği”ne ilişkin sözlerini. Bu bağlantıları da İsrail’de mi kurmuştu?
Bu silah alımı da, pek çoğu gibi, çok sayıda inkar edilebilirlik katmanı ve sis perdesiyle kaplıdır. Kolombiya polisi alımı açığa çıkarmış da olsa, bu konuda kimse mahkemeye sevkedilmemiştir. Ne olup bittiğini bilen oyuncular, İsrailliler ile paramiliterlerden ibarettir. Silahları satan Nikaragua polisi, bunları İsrail mini-Uzi ve Jericho tabancalarıyla değiş tokuş ettiklerini sanıyordu; oysa eski Kolombiya başkanı César Gaviria başkanlığındaki OAS, raporunda Nikaragualıları suçlamıştır. Kolombiyalı paramiliterleri yakın zaman önce “terörist” listesine dahil eden ABD Devlet Bakanlığı, sözcüsü Wes Carrington’ın ağzından bakanlığın tam otomatik saldırı tüfeklerinin ABD’deki koleksiyonculara gittiği düşüncesinde olduğunu belirtmiştir!
Başkan Uribe-Castano Bağlantısı
Kolombiya Devlet Başkanı Álvaro Uribe Vélez, tıpkı Castaño gibi, uyuşturucu kaçakçısı babasını FARC’ın saldırısı sonucu yitirmişti; ancak Uribe vakasında baba, çiftliğine saldırı düzenleyen isyancılarla çatışırken ölmüştü. Başka benzerlikler de bulunmaktadır: . Castaño gibi, Uribe ailesi de, kokain ticaretiyle sıkı bağlantılar içindeydi, hatta kaçakçılara helikopter kiralıyorlardı. Hatta bir keresinde Uribe’nin babası, DEA-Kolombiya polisinin ortak bir operasyonuyla ele geçen kötü şöhretli Tranquilandia kokain işleme laboratuvarındaki rolü nedeniyle mahkeme önüne dahi çıkmıştı. 1980’den 1982’ye dek Uribe, Kolombiya’daki Sivil Havacılık’ın (Aerocivil) başındaydı ve uyuşturucu kaçakçılığının büyük ölçüde küçük uçaklarla yürütüldüğü bir dönemde, ülkedeki tüm uçuş lisanslarını kontrol ediyordu. 1990’ların ortalarında, Uribe’nin Antioquía valisi olduğu günlerde, Convivir adında bir paramiliter kuvvetin kurulmasına yardımcı olmuştu; paramiliter patronu Salvatore Mancuso’nun bu birimde görev aldığı yolundaki söylentiler hâlâ yaygındı
Paramiliterleri Meşrulaştırmak
Kolombiya’daki son başkanlık seçimleri sırasında, “temize çıkartılmış” bir Uribe, ABD Devlet Bakanlığının alkışları arasında iktidara getirildi. Hükümet planlarının çoğu, ABD kaynaklı bir Rand Şirketi incelemesi üzerine temellenmektedir. Hem Rand incelemesinin, hem de Uribe’nin planının önemli bölümü, Kolombiya devletine borçlu, geniş bir sivil savunma/hükümet muhbir kuvvetinin oluşturulmasıyla ilgilidir. Herşey gibi, Rand raporu “Kolombiya Planı” da ilkin ABD’nde kaleme alınmıştı.
“Siviller”in ordu gözetiminde yerel karşı-ayaklanma savaşçıları olarak hizmet görmesini öngören Yeni Kolombiya Sivil Savunma karşı-ayaklanma yapısını, Peru’daki “Ronda” sistemi ya da Guatemala’daki eski “PAC” sistemi üzerine yerleştirmektedir. Gerek Peru, gerekse Guatemala’da bunlar gerillanın boyutlarının azalmasından büyük ölçüde sorumluydu, ama bunun büyük bir maliyeti olmuştu: çok sayıda insan hakları ihlali gerçekleşmişti. Bu fikir Rand raporunun 13 Haziran 2001’de, ilk kez Angel Rabasa ve Peter Chalk tarafından açığa çıkartılması sırasında dile getirilmeye başlandığında, Rabasa mevcut paramiliter yapıların lağvedilip, bu kez doğrudan ordunun denetimindeki yeni “sivil” savunma kuvvetleri içinde yeniden görevlendirilebileceğine işaret etmişti.
Castano/Mancuso Bağlantısı
AUC önderliğinin bu yeniden yapılanma planıyla işbirliğini sağlamak ve ABD’li liberal Kongre üyelerini, paramiliterlerin kovuşturulmasını başlatır gibi yaparak Kolombiya Planı’na ikna etmek için ABD Başsavcısı General John Ashcroft 24 Eylül 2002 günü, Carlos Castaño, Salvatore Mancuso ve Juan Carlos Sierra’nın, 1997’den bu yana ABD ve Avrupa’ya 17 ton kokain sevkiyatını örgütledikleri iddiasıyla ABD hükümeti tarafından mahkeme önüne çıkartılacaklarını ilan etti. Paramiliterlerin kokain kaçakçılığı ABD için yeni bir bilgi olduğundan değil – çünkü daha 1993’te ABD belgeleri bu iddialara yer vermekteydi.
Ancak, Kolombiyalılar AUC önderliğini tutukladı mı? Zaten Kolombiya hükümeti milyonlarca dolarlık ABD yardımı almaktadır ve pek çok vakada ABD ile içiçe çalışmaktadır. Castaño ve şürekasını tutuklamak yerine, 24 Kasım 2002’de Kolombiya’dan gelen haberler, ABD destekli Kolombiya hükümetinin onlarla doğrudan ve geniş ölçekli müzakereler içinde olduğunu ortaya koyuyordu!
Castaño ve Mancuso da Kolombiya hükümetinin beklediğini yaptı: orduyla bir “ateşkes” ilan ettiler – paramiliterler her zaman ordunun yanıbaşında savaştıklarından ve yalnızca ikisi arasında kirli bir iş konusunda anlaşmazlık çıktığında çatışmaya girdiklerinden, bu, bir komediden ibaretti. Ama bu “ateşkes”in hem Kolombiya kentlerinde, hem de, daha da önemlisi, ABD Kongresi’ndeki propaganda değeri yadsınamaz.
Bu satırlar yazılırken görüldüğü kadarıyla, Uribe ve ABD Elçiliğinin dedikleri olursa, AUC paramiliterleri tasfiye edilerek, ordu tarafından eğitilen, ancak askeri üslerde değil de, köylerde yaşayan “köylü askerler” olarak Kolombiya devletinin yasal birimlerine dönüştürülecek. Böylelikle Castaño’nun adamları yeniden eğitimden geçirilerek meşrulaşacak ve kanlı elleri Devlet Bakanlığı’nca yıkanmış olarak, Kolombiya ordusunun himayesi altında, ABD’nin doğrudan yardımıyla karşı-ayaklanma savaşını sürdürecekler.
Bu noktada, buradaki Galil silah ticaretini canlı tutsalar da, İsraillilere Kolombiya’da gerek kalmayacak. Ve gerçekte, varlıklarını unutturmayı onlar da yeğleyecektir; çünkü hiç kuşku yok ki, İsrail çıkarları, Kolombiya’da yıllardır süren ve çoğu savaşçı oldukları için değil, salt isyancılara sempati duyduklarından kuşkulanıldığı için günde yirmi kadar insanın hayatına malolan -bu ölümlerin yüzde 70’ten fazlasından paramiliterler sorumlu tutulmaktadır ve ölü sayısı son on yıl içinde onbinlerle ifade edilmektedir- kan banyosunun sorumluluğunu paylaşmaktadır. Ne yazık ki, İsrail devleti ve ajanları ABD’li yetkililerin ellerini bulaştırmak istemedikleri operasyonları üstlenmeyi zevkle sürdürdüğü sürece, dünyanın başka yerlerinde, sağcı paramiliter grupların eğitiminin devam etmesini bekleyebiliriz.
Galil: Latin Amerika’daki İsrail Varlığı
Kolombiya’da otomatik saldırı tüfeklerini her yerde görebilirsiniz. Hem ABD destekli ordu, hem de Ulusal Polis bunları kullanır. Ancak bunlar tahmin edebileceğiniz gibi ABD M16’ları değil, Rus Kalaşnikov serisinin bir taklidi olup Latin Amerika’da daha küçük, ancak daha hızlı (ve intizamsız) 5,56mm çaplı -M16’yla aynı- tipleri pazarlanan ünlü İsrail saldırı tüfekleri Galil’lerdir. Galil’in imalatçısı, 1972’den beri İsrail Askeri Sanayi’dir önemli bir başarı sağlamıştır. Ancak İsrailliler iç (ve dış) operasyonlarda pek fazla Galil kullanmazlar, çünkü ABD’den bedava M16 almaktadırlar.
Ancak Latin Amerika’da Galil hem Guatemala, hem de Kolombiya hükümetlerinin başlıca silahıdır. Guatemala’da, ABD 1980’ler boyunca kırsal kesimde sayısız katliam gerçekleştiren Guatemala ordusunu açıkça destekler görünmekten kaçınmıştır. Böylece devreye İsrail girmiş, ve yalnızca silahları sağlamakla kalmamamış, ülkenin dağlık, ama göreli çatışmasız bir bölgesi olan Coban’da bir de mühimmat fabrikası kurmuştur. İsrailliler bu işten kârlı çıkmış olsa da, Guatemalılar için sonuç pek de parlak sayılamaz: Fabrika çoğunlukla nemli bulutlarla kaplı olduğundan, cephane genellikle ıslak olmakta ve hedefi şaşırmaktadır.
Ancak Kolombiya’da İsrail’in askeri sanayii salt mermi imal etmek üzere bir mühimmat fabrikası kurmakla yetinmedi, Bogota’da tam teşekküllü bir Galil tüfek fabrikası kurdular. Silahın Kolombiya versiyonunda, yalnızca namlu İsrail’den ithal edilmektedir. Bunun parasını kim ödüyor? Kolombiya mı? Bir kez daha düşünün. İsrail saldırı silahları, hem İsrail, hem de Kolombiya’ya yönelik ABD askeri yardımından ödeniyor. Bu, hiçbir şeyden haberi olmayan ABD’li vergi mükelleflerinin Kolombiya’da dökülen kanlardan sorumluluğunun bir başka yönüdür.
[Sosyalist Barikat, Haziran 2003]
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!