Şimdi de öğrenciler “sözde” oldu!



Erdoğan’ın yeni “sözde’leri öğrenciler oldu: Bazı park, bahçelerde bankların üzerinde yatanların bir kısmının öğrencilikle alakası yok, güya sözde öğrenci. Bunlar Gezi Parkı’nın bir başka versiyonu.


Öğrencilerin barınamama ve geçinememe sorunlarına dikkat çekmek için parklarda gerçekleştirdikleri eylemler AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı çok rahatsız etmiş olmalı ki açıklamalarından birinin üzerinden 2 gün geçmeden bir yenisini yapıyor. 2 gün önce “Yurt sayısını artırdık, yokmuş gibi kampanya yapıyorlar. İlgisi alakası olmayan kişileri güya bankların üzerine yatırarak Türkiye’de şu anda yurt yokmuş diye yalan yanlış kampanyalar sürdürülüyor. Yalan söylüyorsunuz, hayatınız yalan. Bizim yurtlarımız ortada” diyen Erdoğan, konunun yakıcı bir gündem olması ve geniş toplumsal kesimlerce izlenmesi karşısında rahatsızlık duymuş olacak ki bugün de yeni bir açıklama yaptı: Bazı park, bahçelerde bankların üzerinde yatanların bir kısmının öğrencilikle alakası yok, güya sözde öğrenci. Bunlar Gezi Parkı’nın bir başka versiyonu.

Toplumsal sorunları eylemin diline tercüme ederek görünür kılan, çözülmesini isteyen her kesimi “sözde” ilan eden Erdoğan, aynı zamanda eğitim sisteminin çarpıklığını, hemen her açıdan piyasalaşmasını ifade eden barınma sorununu dile getiren öğrencileri de şaşırtıcı olmayacak şekilde “sözde” ilan etti. Bu ilanın olduğu her yerde aslında korkunun dile geldiğini biliyoruz. Bu korkunun esas kaynağıysa sorunun derinliğinin bilinmesi. Her açıdan derinleşmiş olan eğitim sorununun barınma sorunuyla dile gelmesi tam da bu nedenle Gezi travmasının canlanmasını tetikliyor.

Nasıl korkmasın! Önüne gelen her yere altyapısı oluşturulmadan açılan sayısız üniversite, kısa süreler içinde sayısı geometrik olarak artan öğrenci nüfusu, o okullardan mezun olan milyonlarca diplomalı işsiz… Söylediği gibi yandaş müteahhitlerince akıllarına esilen yerlere kondurulmuş (genellikle kent merkezlerinin dışında), bol yataklı ve yap-işlet-devret modelli, müşteri garantili epey bir yurt yaptırdılar. Binlerce yatak olmasına rağmen emekçi çocuklarının barınamadığı sayısız yurt… Tıpkı duble yollar, köprüler, şehir hastaneleri gibi vaadedilen öğrenci yani müşteri sağlanmazsa o boş yatakların paralarının da bizden kesilerek müteahhitlere aktarıldığı bir gerçeklik sözkonusu. Bu gerçeklik içinde “barınamıyor, geçinemiyoruz” diyen öğrencilerin isyanı ayaklarına batmış bir diken haline geliyor, doğal olarak.

İçişleri Bakanı Yardımcısı Mehmet Ersoy İstanbul’da “Barınamıyoruz” eylemlerine 127 kişinin katıldığını, bunların da aslında barınma sıkıntısı olmadığını belirtse de, o sayının milyonları temsil ettiğini bilmenin sancısını yaşıyorlar. Sözümona küçümsedikleri, “provokasyon”, “terör örgütlerinin işi”, “komplo” olarak manipüle etmeye çalıştıkları eylemler halkın gündemine girdiği oranda da bu sancı mide kramplarına dönüşüyor belli ki…