TESK Başkanı’ndan pek milli açıklamalar: Tutumlu olmalıyız!



TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken. 12-18 Aralık dönemini kapsayan “Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası” bahanesiyle yaptığı açıklamada halkı tutumlu olmaya, sanki çok parası varmış gibi az harcamaya davet


Patron, akademisyen ve aynı zamanda ağa çocuğu olduğunu döne döne vurgulayan çiçeği burnunda Hazine ve Maliye Bakanı Nuretin Nebati’nin Dolmabahçe’de yaptığı toplantıdan “gözlerinin içi parlayarak ayrıldılar” dediği patronlardan biri belli ki Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken. 12-18 Aralık dönemini kapsayan “Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası” bahanesiyle yaptığı açıklamada halkı tutumlu olmaya, sanki çok parası varmış gibi az harcamaya davet eden Palandöken, “2023 hedeflerine ulaşmak için yerli ve milli anlayışıyla birlikte tutumlu olmayı ve israftan kaçınmayı da ilk görevimiz bilmeliyiz. Kamuda ya da evlerde, nerede olursa olsun enerjiden, sudan, doğal gazdan, paradan tasarruf yapmalı, tutumlu olmalıyız” dedi. Rejimin sık sık yinelediği “2023 hedefleri” lafzıyla başlayan bu açıklamalarında Palandöken de özünde porsiyonlarınızı küçültün, evinizi daha düşük ayarda ısıtın yani açlığa-soğuğa-her türlü yoksunluğa alışın ki sermaye semirdikçe semirsin demiş oldu mealen.

Adına “Yeni Ekonomi Politikası” dedikleri sömürü ve baskı politikalarının propagandası için hiçbir fırsatı kaçırmıyorlar yani. Palandöken de, artık Milli Güvenlik Kurulu’ndan da geçirilerek pek milli kılınan bu politikanın organik bir parçası olduğunu ‘yerli malları haftası’ vesilesiyle yaptığı bu açıklamayla ilan etmiş oldu! Onun da amentü gibi kullandığı “2023 hedefleri” denilen şeyin, ucuzun da ucuzu bir köle ordusunun yaratılması olduğunuysa biz biliyoruz. O yüzden ‘daha aza, daha aza kanaat getirin, rıza gösterin’ diyor kendisi.

Yerli malı?

Palandöken bu vahşi sömürü rejimine milli bir kılıf geçirmeyi ihmal etmiyor ama: Yerli malı kullanın! Sanki dertleri buymuş gibi, sanki asıl olarak iç piyasa için değil de ihracat için yapılacak üretime odaklanmayacaklarmış gibi: Özellikle döviz kurlarındaki yükseliş de göz önünde bulundurularak, paramız yurt dışına çıkmasın ve kendi ülkemiz kazansın diye yerli malı kullanmanın, yatırım yapmanın ve elimizdekilerin değerini bilerek tutumlu olmanın tam zamanı” hariçten gazel okumayı sürdürüyor.

“Milli servetimizi çarçur etmeyelim”miş!

2023 hedeflerine ulaşmak için yerli ve milli anlayışıyla birlikte tutumlu olmayı ve israftan kaçınmayı da ilk görevimiz bilmeliyiz. Kamuda ya da evlerde, nerede olursa olsun enerjiden, sudan, doğal gazdan, paradan tasarruf yapmalı, tutumlu olmalıyız. Milli servetimizi çarçur etmeyelim.” diyen Palandöken’i duyan da “yerli üretim” dediği şeyin, işçi ve emekçilerin de ortak olduğu bir üretim sanacak! O üretimin gerçekten “yerli olacağını…

İğneden ipliğe her şeyin ithal edildiği bir “yerli” üretim için bizden, “kemer sıkın ki biz üretebilmek için ithal edebilelim, para biriktikçe biz giderek ara malları ithal etmeden üretip, doğrudan ihraç edelim” demek isteyen Palandöken, tüccarlara has kurnazlığıyla emekçileri bu pek “milli” sömürü politikalarına ruhsal olarak seferber etmek, bir lokma bir hırkaya “üretimimiz genişleyecek, ondan sonra biz de daha rahat yaşayacağız” hayalleri kurarak rıza göstermeye çağırıyor.

Oysaki kazın ayağı hiç de öyle değil bay burjuva! Senin her semirmenin her “atılımın” bizim daha fazla diplere bastırılmamız anlamına geldiğini yaşayarak görüyoruz.

Bu arada Palandöken “kamuda tasarruf” da diyor. Bunu derken bin odalı saraya, müteahhitlere peşkeş çekilen paralara, döviz cinsinden ödenen kullanamadığımız köprü-yol hastane paralarına, ardı ardına ortaya dökülen yolsuzluklara dair laf etmiyor ama. Ya da mevcut iktidarın “pek yerli” politikasıyla en kritik işletmeleri bile yükselen dövizle birlikte yabancı yatırımcılara kelepire peşkeş çektiğine… Şu anda dört gözle yabancı yatırımcı beklendiğine, döviz kurları yükseldikçe onların ardı ardına sökün edeceği beklentisine…

Kısacası her zaman olduğu gibi halkı sürü kendilerini çoban sanan bu adamlar yine bu bayat yalanları ardı ardına sırlayarak boynumuzu sunmamızı istiyorlar. Halkın sunağa boynunu sunan bir kurban olmadığını pratikte görmedikleri sürece de bu hikaye böyle devam edip gidiyor.