Ömür Tekin: İşçilere dayatılan güvencesizlik



Alınteri: Kendi sürecini anlatabilir misin? Ömür Tekin: Şöyle, 2014 yılında önce sendikal çalışma yaptığım için işten çıkarıldım. Beş ay direniş yaptıktan sonra işime geri döndüm. Sendikal çalışmaya kaldığı yerden devam ettim. İşe geri dönüş mücadelesini sokakta yaptığımdan kaynaklı bunu da içeren bir istihbari raporla güvenlik soruşturmasına takıldım. Ve böylelikle 2019 yılının sonunda tekrar işsiz kaldım. …


Alınteri: Kendi sürecini anlatabilir misin?

Ömür Tekin: Şöyle, 2014 yılında önce sendikal çalışma yaptığım için işten çıkarıldım. Beş ay direniş yaptıktan sonra işime geri döndüm. Sendikal çalışmaya kaldığı yerden devam ettim. İşe geri dönüş mücadelesini sokakta yaptığımdan kaynaklı bunu da içeren bir istihbari raporla güvenlik soruşturmasına takıldım. Ve böylelikle 2019 yılının sonunda tekrar işsiz kaldım. Biz güvenlik emekçileri her beş yılda bir güvenlik kartını yeniliyoruz. Bu yenileme sürecinde arşiv araştırması yapılıyor. Bu araştırmalarda polisin özellikle üzerinde durduğu eylemlilik süreçleri oldu ve güvenlik kimlik kartımı iptal ettiler.

Valilik kararıyla 2014-2019 yılları arasında marjinal gruplar müzahirinde (arkalayan, destekçi) gösteri ve yürüyüşlere katılmaktan istihbari bilgi notu ile Valilik güvenlik kartımı iptal ettiğini tarafıma tebliğ etti. İki ay sonra da aynı tebligatı belediyeye gönderdiler. 2019’un Aralık ayında ben ikinci defa işsiz kaldım. Tabii ki itirazımızı yaptık. Avukat Kazım Bayraktar ile beraber idari mahkemeye yürütmeyi durdurmak için itirazda bulunduk. Yaklaşık sekiz ay sonra dava kazanıldı ve güvenlik kimlik kartım bana iade edildi.

Bu süreçte özellikle sendikadaki güvenlik emekçilerinden temsilci arkadaşlarımız bu konuyu nasıl düzeltebileceklerini tartışmışlar ve ek protokol hazırlamışlar. Genel-İş Genel Merkez ile birlikte ve 29. Madde bu şekilde oluşmuş. Ben ve başka bir arkadaşımızın işten çıkarılması bu maddenin düşünülmesine vesile oldu.

İstihbari raporlar ve ‘güvenlik kimlik kartı’

Alınteri: Senin sürecinde ve öncesinde bu şekilde işsiz kalan oldu mu?

Ömür Tekin: Benden önce adli suçlardan hüküm giyen arkadaşların bu şekilde güvenlik kimlik kartları ellerinden alındı. Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması bile güvenlik kimlik kartının iptal edilme sebebiydi. Bu nedenle işsiz kalan arkadaşlarımız oldu.

İstihbari rapor üzerinden süreç başlatan ilk bendim. Daha sonra Ahmet Şaylı diye bir arkadaşımızın da 1 Mayıs’a katılmaktan istihbari raporu vardı. O da dava açtı ama kazanamadı. İdari yargıda siyasi kararlar verebiliyorlar. Dolayısıyla hukuk dışı bir karardı.

TİS’e konulan 29. Madde

Alınteri: TİS’e konulan 29. Madde’nin özelliği nedir? Bunu biraz açabilir misin?

Ömür Tekin: Şöyle anlatayım. Özel güvenlik emekçilerinin güvenlik kartlarını her beş yılda bir 5188 sayılı yasaya göre yenilemesi gerekiyor. Buna göre özel güvenlik emekçileri her beş yılda bir arşiv araştırmasına katılıyorlar. O arşiv araştırmasında durumu uygun görülmeyen arkadaşların özel güvenlik kimlik kartları valilik tarafından iptal ediliyor.

Ben de bir yıl kadar işsiz kaldım. Bunun önüne geçebilmek için özel güvenlik olarak çalışan arkadaşlardan işyeri temsilcisi olanlar sendika genel merkezi ile bir protokol hazırlamışlar ve özel güvenlik olarak çalışan arkadaşların güvenlik kartlarının yenilenmemesi ya da geç yenilenmesi durumunda Çanpaş şirketi bünyesinde başka birimlerde çalıştırılması için böyle bir protokol hazırlamışlar ve ek protokol olarak kabul edilip 2021-2022 yılı arasındaki toplu sözleşmeye dahil edildi ve 29. Madde olarak tanımlandı. Bu anlamda çok kıymetli bir şey özel güvenlik emekçileri için.

Alınteri: Yani bu 29. Madde özel güvenlik olarak çalışan emekçiler için iş güvenliği anlamını taşıyor demek doğru olur sanırım.

Ömür Tekin: Evet aynen öyle. Güvenlik kartı iptal edilen arkadaşların iş hayatına başka birimde devam edebilmelerini sağlayan bir madde. Bu nedenle çok önemli bir madde.

İşten atılan Yasin Keskin arkadaşımızın durumu

Alınteri: Sanırım Yasin Keskin bu maddeden ilk yararlanan işçi oldu değil mi?

Ömür Tekin: Evet daha ek protokol halindeyken toplu sözleşme yapılmadan önce bu protokolden yararlanıp katı atık biriminde çalışmaya başladı. Bir yıl bir ay çalıştıktan sonra güvenlik kimlik kartı için yürütmeyi durdurma davasında ilk kararda kaybetti. İstinaf ve Danıştay süreci devam ediyor. Henüz dava süreci tamamlanmadı. Buna rağmen patronun tamamen keyfi uygulaması, hukuksuz tutumuyla işten çıkarıldı. Bu madde, yani 29. Madde geçerli bir madde değilmiş gibi davranıp 29. Madde’yi geçerli bir madde olarak görmüyorlar. Ama aynı toplu sözleşmenin 5. Madde’si diyor ki “Toplu sözleşme maddeleri işçinin aleyhine kullanılamaz. Kullanıldığı takdirde işveren ve işyeri temsilcileri buna ilişkin tutanak hazırlarlar ve sendika bu konuya ilişkin çözüm arayışı içinde olur.”  Ama gelinen süreçte soruna çözüm arayışı içinde olunmadı.

Alınteri: Aslında Yasin Keskin’in işten atılması için gösterilen nedenler çok geçersiz sebepler değil mi?

Ömür Tekin: Yani istihbarat raporu sadece bir rapor. Kişiyi suçlayan, yargılayan bir durum yok. Yargılasa dahi katı atık biriminde çalışmaya devam edebilir. Yasalarda da bunun yolu var. Yargılanıyor diye bir işçi işten çıkarılamaz. Zaten Yasin için böyle yargılama falan gibi bir durum yok. Ama durumu tam tersine kullanmayı başardılar.

Alınteri: Toplu sözleşmede yer alan 29. Madde bütün belediyelerde uygulanıyor mu? Sadece Çankaya Belediyesi’nde mi? Yani Genel-İş’in örgütlü olduğu belediyelerle yapılan TİS’lerde var mı?

Ömür Tekin: Sadece Çankaya Belediyesi’nde geçerli diye biliyorum.

Alınteri: Toplu sözleşmede yer alan 29. Madde yoruma açık mı? Yoksa kesin hüküm mü belirtir?

29. Madde’yi ek protokolden sonra nasıl değiştirip belirsizleştirdiler?

Ömür Tekin: 29. Madde’yi ek protokolden sonra şöyle değiştirdiler. Ek protokolde daha netti. Ek protokolde işverenin oluruna bırakmıyordu. Karşılıklı mutabakat sağlanarak güvenlik kartını yeniletemeyen işçiler başka birimlerde -bu katı atık olur, Park bahçeler vs. olur- işe başlarlar diye bir hüküm vardı. Ek protokolden sonra toplu sözleşme sürecinde çok tartışılıyor ve kesinliğini belirsizleştiren bir hale getiriyorlar. Daha doğrusu ucu biraz açık bırakılıyor. Yani işverenin oluruna, inisiyatifine bırakılıyor. Ama 5. Madde hükmü açık, “Toplu sözleşme maddeleri işçilerin aleyhine kullanılamaz” diyor. Ve 5. Madde 29. Madde’yi tamamlayan durumda. Aynı zamanda 5. Madde toplu sözleşme maddelerinin hepsini koruma altına alıyor. Fakat şu an 5. Madde ile koruma altında olan 29. Madde uygulanmıyor.

Alınteri: Böylesi bir durumda sendikanın devreye girmesi gerekmiyor mu?

Ömür Tekin: İşçiler de bu maddenin uygulanması için hem şube ile hem de genel merkez ile düzenli olarak görüşüyor. Daha birkaç gün önce yeni bir görüşme yaptık. 29. Madde üzerinde herhangi bir tasarruflarının olmadığı kanısına vardık. Yani sendika bunun peşini bırakmış gibi görünüyor. Şu an 29. Madde’ye sahip çıkmıyor.

Alınteri: Sanırım sadece Genel-İş Genel Merkez’den Belediye’ye gönderilen bir yazı var değil mi?

Ömür Tekin: Evet o yazıda da 29. Madde’ye atıfta bulunuyorlar ve işten çıkarmanın kanunsuz olduğundan bahsediliyor. Gerçekten de işten çıkarma gerekçelerinin kanunla, yasayla hiçbir alakası yok. Zaten devam eden bir dava süreci var. Henüz tamamen sonuçlanmamışken işverenin tamamen keyfi tasarrufu ile hukuksuz bir şekilde Yasin Keskin işten çıkarıldı. Bunu Genel merkezden gönderdiği yazıda sendika da söylüyor ama işverenin cevabı ilk işten çıkarma sebebiyle aynı. Fakat Yasin Keskin işten çıkarılmadan katı atıkta çalışmaya devam edebilir 29. Madde bunun garanti altına alıyor. Fakat belediyenin korkusu şu, onu da söyleyeyim. 29. Madde’nin suistimale açık olduğunu düşünüyor. Şöyle ki, bir güvenlik emekçisi bilinçli bir şekilde yenileme süresini geçirip bu maddeye sığınarak başka birimlerde çalışmaya başlarsa bunun önünü alamayacağını düşünüyor belediyenin asıl korkusu bu.

Alınteri: Güvenlik kartı yenileme işlemlerini özel güvenlik olarak çalışan kişinin kendisinin mi yapması gerekiyor?

Ömür Tekin: Evet kendisi yapmak zorunda her beş yılda bir. Önceden kurslara yazılıyorduk ama şimdi değişti galiba onaylayan olarak başvuru yapılıyor. Yine kurslara yazılmaları gerekiyor. Güvenlik kartlarını alabilmek için önce sertifika alıyoruz sonra da sertifikayı gerekli birimlere teslim ediyoruz. Arşiv araştırmaları için ve bir-iki ay gibi bir sürede herhangi yasal bir mani yoksa güvenlik kimlik kartlarımız veriliyor.

Daha önce suistimal ihtimalinden bahsetmiştim ya, aslında böylesi bir durum olduğunda yani güvenlik görevlisinin kendi sorumluluğunda olan yenileme işlemi geciktirildiyse işveren buna 15 gün gibi bir sürede ücretsiz izin verip kartını yenilemesi için süre tanıyarak bunun önünü kapatıyor. Üç aylık bir sürede güvenlik kimlik sınavı var. Bu yapılıyor. Çalışan güvenlik görevlisi eğer bilerek yenilemiyorsa başka birimde zaten çalıştırmazlar. Kimlik kartları yenileninceye kadar ücretsiz izine gönderilirler. Ve suistimal ihtimali ortadan kalkmış oluyor.

Alınteri: Son olarak eklemek istediğin bir şey var mı?

Sendikaların rolü ve misyonu üzerine birkaç söz

Ömür Tekin: Şöyle bir ekleme yapmak istiyorum. 29. Madde toplu sözleşme görüşmelerinde tartışılırken güvenlik temsilcisi arkadaşlarımız, ‘Hem 29. Madde’yi savunuyoruz hem de özel güvenliklerde diğer belediye çalışanları gibi haftalık 40 saat çalışma üzerinden mesai istiyoruz’ diyorlardı. Maalesef ki, belediye ile Genel-İş arasında yapılan toplu sözleşmede hem güvenlik olarak çalışan arkadaşların 40 saat talebi görmezden gelindi. Yasin Keskin’in işten atılmasıyla birlikte de 29. Madde’den olduk. İki hakkımız birden elimizden alınmış oldu. Bunun da altını çizmek gerekiyor. 

Şunu söyleyeyim. 29. Madde özelinde ve toplu sözleşme uygulama noktasında

1-Sendikalar sorumluluklarını yerine getirmeyeceklerse neden her ay işçilerden bir yevmiye kadar aidat alıyorlar bunu sormak istiyorum sendikacılara, daha doğrusu sendika ağalarına,

2-Eğer toplu sözleşmelere sahip çıkmayacaklarsa neden yapılıyor?

3-Neden işveren ile altı-yedi ay görüşme sürecine giriyorlar? Bıraksınlar, koltuklarına otursunlar, maaşlarını alsınlar, toplu sözleşme vs. ile hiç uğraşmasınlar. İşçilere bıraksınlar emin olun işçiler daha iyisini yapar.

Kendileri sınıf atlayıp işçi olmadıkları için, işçilerden de kat be kat fazla, üstelik işçilerin sırtından maaş aldıkları için onların tuzu kuru, rahatları yerinde o yüzden bugün bizim derdimizi anlayabileceklerini hiç sanmıyorum. Sınıf atladıktan sonra demek ki böyle oluyor. İşçi kendi sınıfına sahip çıkmak zorunda. Eğer bizden sendikasızlaşmamızı istiyorlarsa onu da yaparız. Geçenlerde Umut-Sen’den Başaran Aksu şöyle bir tweet atmıştı: “En kötü sendika sendikasızlıktan iyi değildir.” Ben de katılıyorum bu söze, gerçekten de iyi değildir. Çünkü hiçbir şekilde işçiye sahip çıkmayan, işverenin insafına bırakılmış bir işçi sınıfı var. Ve sendika bunu örgütlememiş. Hal böyleyken biz neden kötünün iyisine ya da kötünün kendisine muhtaç olalım ki, bunu da değiştirecek olan işçilerin kendisidir. Başka bir formül üretilebilir, başka bir düzlemde de tartışılabilir. Ya sendika ağalarını ortadan kaldırırız ya da sendikasızlaşırız.

Ayrıca bizlere bu fırsatı verdiğiniz için, sesimizi çoğalttığınız için, sınıf mücadelesine önemli katkınızdan dolayı Alınteri’ne çok teşekkür ediyoruz.