Ankara’da ölümsüzler için anma



İbrahim Kaypakkaya, Haki Karer ve Dörtler şahsında Mayıs ayı ölümsüzleri için anma yapıldı


Anma saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşu sırasında İbrahim Kaypakkaya için yazılan bir şiir okundu:

Diyarbakır’da bir kaya sanki yükselmiş aya

Diyarbakır’da bir zindan zindanda Kaypakkaya

vurdu gövdesini karanlığın zemberiğine

ışık doldu yürek penceresine

ey benim cevahirim

ey benim düşleri kenetlim

suskun ırmağım

ser verenim sır vermeyenim

eyy halkımın yaralı gülü

eyy sol yanımın cevahiri

gökteki ay dağdaki kaya

Dörtler için Adnan Yücel’in yazdığı ‘Ateşin ve Güneşin Çocukları’ şiirinin bazı dizeleri okundu:

Zindan sessiz – zindan canlı bir mezar

Dört can el ele bir demire sarıldılar

Tinerler – neftler ve boyalar

Zindanda dört can

Kazan altında betona çakılmış birer çiviydiler

Demirin beline sarılmış dört perçindiler

Ve bir potada erimeye hazır cevherdiler

Haykırdı üç kibrit yolunda önde giden

Ateşi zindanlardan kentlere götüren

Tamam mıyız

Üç yerine dört kibrit çıkarıp cebinden

Yaktı yüreğindeki korlanan ateşten

Tutuşan ateş

Patlayan tinerlerin ve neftlerin sesi

Dokunmasın hiç kimse

Bu gece dörtlerin özgürlük gecesi

Dört bin yılda yazılmış bir destanın

Güneş diliyle söylenmiş ilk hecesi

Böyle tutuşur – böyle yanar ancak

Uzay çağında bir zindan gecesi

Saygı duruşunun ardından İbrahim Kaypakkaya, Haki Karer ve Dörtler şahsında Mayıs ayı ölümsüzleri için hazırlanan sinevizyon izlendi.

Sinevizyonun ardından BMG’nin hazırladığı metin okundu. Konuşmanın ardından Diyarbekir zindanlarının tanığı olan Mehmet Veysel Temel Diyarbakır zindanlarında yaşananları anlattı. Ardından anma sonlandırıldı.     

BMG’nin metni:

İbrahim Kaypakkaya ve Dörtleri Birleşik Mücadelemizde Yaşatacağız!

Şehîdên Gulanê Nemir in!

Bugün mirasçısı ve sürdürücüsü olduğumuz Türkiye-Kürdistan devrimci hareketinin ilk tohumları devrimci önderlerimiz Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve İbrahim Kaypakkaya tarafından atıldı.

68 devrimci gençlik hareketinin içinden, giderek politikleşerek ve gelişerek öne çıkan devrimci önderlerimiz, bugün coğrafyamızda halk demokrasisi, sosyalizm ve özgürlük uğruna verdiğimiz mücadelenin de mihenk taşları oldular. Devrimci önderlerimizin her biri, yaşamdaki duruşları, devrime ve halka bağlılıklarıyla bize nasıl yaşanması ve mücadele edilmesi gerektiğini öğrettiler.

Faşizm, devrimci, yurtsever hareketimizin önderlerini katletti ancak fikirlerini ve mücadelelerini yok edemedi; ardılları miraslarına sahip çıkarak mücadeleyi bugünlere taşıdı.

İbrahim Kaypakkaya’nın, 18 Mayıs 1973’te Amed zindanlarında 90 günlük işkencelerle faşizm tarafından katledilmesinin üzerinden tam 49 yıl geçti. Kaypakkaya 71 silahlı devrimci hareketi için de faşizme karşı keskin bir kılıçtı. Kaypakkaya devrimci hareketimize “ser verip sır vermeme” geleneğini miras bıraktı. Kaypakkaya, sistemin temel kolonlarına saldırdı, Kürt ulusal sorununa yönelik cesur ve bilimsel tespitlerde bulundu, yüzünü Kürdistan’a döndü, Kemalizm’in ipliğini pazara çıkardı.

Aradan 49 yıl geçmiş olmasına rağmen faşizmin Kaypakkaya’ya yönelik düşmanlığı bugün de hala varlığını sürdürüyor. Mitinglerde eylemlerde Kaypakkaya’nın resminin olduğu her yer faşizmin öfkesinin hedefi oluyor. Faşizm, Kaypakkaya üzerinden devrimci hareketin militan direniş çizgisine saldırmaktadır. Varsın faşizm korkmaya devam etsin!

İbrahim Kaypakkaya devrimci, yurtsever hareketimizin yaşayan feneri olmaya devam edecek!

18 Mayıs, 1977’de Kürt Özgürlük Hareketinin kurucu kadrolarından Haki Karer’in Antep’te, Ferhat Kurtay, Eşref Anyık, Mahmut Zengin ve Necmi Öner’in nam-ı diğer ‘Dörtler’in Amed zindanında bedenlerini ateşe vererek kavga bayrağını ardıllarına devrettiği ve ölümsüzleştiği gündür.

Dörtler, Amed zindanında teslimiyete, ihanete karşı devrimci cüret ve cesaretin adı ve sembolü oldular. Bir ulusun imhasına, inkarına ve asimilasyonuna karşı özgürlük türkülerine ve direnişe sarıldılar. Onların direniş bayrağı ve türküleri şimdi Kürt halkının, milyonların dilinde ve yüreğinde yankılanıyor!

Haki Karer, Türk ulusuna mensup bir devrimci olarak yürüttüğü mücadelede emek bilincinin ve enternasyonal ruhun bir abidesi olarak tarihe kazınmıştır.

Mayıs ayı, Nurhaklarda Sinan Cemgil ve yoldaşlarını, 1995’te Gazi mahallesinde halkın direnişin önderlerinden Hasan Ocak’ın gözaltında katledildiği, 9 Mayıs 2017’de Rojava’da IŞİD çetelerine karşı savaşta Ulaş Bayraktaroğlu’nu, Saddam rejimi tarafından katledilen Leyla Kasım’ı yıldızlara uğurladığımız aydır.

Türk devletinin bugün Gezi İsyanı’ndan intikam alma ve ezilenlere gözdağı verme refleksiyle verdiği cezalara, Medya Savunma Alanlarına yönelik işgal saldırılarına, azgın bir sömürüyü yaşama geçirerek ezilenleri karanlığa mahkum etmek isteyen politikalarına karşı Mayıs şehitleri, direnişimizin, mücadelemizin, ilham ve güç kaynağıdır!

İbrahim Kaypakkaya ve dörtler şahsında, Mayıs ayında ölümsüzleşen tüm devrimci önderler, özgür bir geleceğe olan inancımızın ve devrime olan bağlılığımızın adıdır.

Onları birleşik mücadelemizde yaşatacağız!

Birleşik Mücadele Güçleri