“Fazla şey bilirsen seni asarlar…”



İbn Fadlan Volga Bulgarları arasında da pek garip adetlerle karşılaşıyor: Zekasıyla, bilgisiyle dikkati çeken bir insana rastlayınca, ‘Bu adam Tanrıya hizmet etmeye daha layık’ deyip onu yakalıyorlar, boynuna bir ip geçirip bir ağaca asıyor, çürüyene kadar orada bırakıyorlar… İbn Fadlan ve yaşadığı çağ konusunda tartışmasız bir uzman olan doğu tarihçisi Zeki Velidî Togan, bu satırlar …


İbn Fadlan Volga Bulgarları arasında da pek garip adetlerle karşılaşıyor:

Zekasıyla, bilgisiyle dikkati çeken bir insana rastlayınca, ‘Bu adam Tanrıya hizmet etmeye daha layık’ deyip onu yakalıyorlar, boynuna bir ip geçirip bir ağaca asıyor, çürüyene kadar orada bırakıyorlar…

İbn Fadlan ve yaşadığı çağ konusunda tartışmasız bir uzman olan doğu tarihçisi Zeki Velidî Togan, bu satırlar hakkında şunları söylüyor:

Bulgarların fazla zeki olan kişilere böyle zalimce davranmasında pek şaşılacak bir şey yoktur. Bu davranış, orta sınıf bir yurttaşın olağan bir yaşam sürmek istemesi gibi uyanık bir düşünceye dayanmaktadır. Ortaya çıkabilecek bir ‘dahi’nin kendilerini bir tehlikeye ya da bir serüvene sürüklemesine fırsat vermek istememektedirler.” Yazar bundan sonra bir Tatar atasözüne değiniyor: “Fazla şey bilirsen seni asarlar, çok alçak gönüllüysen üstüne basarlar.” Bu durumda söz konusu kişinin yalnızca bilgili biri olmaktan öte, hizaya getirilmesi güç bir dahi, kimseyle karşılaştırılamayacak kadar zeki biri olması gerektiği üzerinde duruyor. Bu adetin, değişikliğe ve hızlı gelişime karşı, toplumun bir savunması olduğu ortadadır. Toplum, kendi içinde erimeyenleri, kendisini yeniliklere sürükleyebilecek olanları bu yolla cezalandırmayı amaçlamaktadır.

[13. Kabile, Arthur Koestler, çeviri: Belkız Çorakçı]