Belediyeler ve sendikalarda son günlerde neler oluyor?



Zehra Çaldağ Belediyelerde çalışan işçiler kendi öz örgütlülüklerini yaratmakta ciddi bir yönelime girmiş durumda. Belediye yönetimleri de sendikal bürokrasi de bu gerçek karşısında çeşitli saldırı biçimlerini devreye sokuyor. Yer yer mafyavari yöntemlerin de kullanıldığına tanık olduğumuz bu sürece dair TABİB’den (Taşeron Belediye İşçileri Birliği) derlediğimiz şu örnekler bile yeterince fikir veriyor: -Sözleşmeli memurların kadroya geçeceği …


Zehra Çaldağ

Belediyelerde çalışan işçiler kendi öz örgütlülüklerini yaratmakta ciddi bir yönelime girmiş durumda. Belediye yönetimleri de sendikal bürokrasi de bu gerçek karşısında çeşitli saldırı biçimlerini devreye sokuyor. Yer yer mafyavari yöntemlerin de kullanıldığına tanık olduğumuz bu sürece dair TABİB’den (Taşeron Belediye İşçileri Birliği) derlediğimiz şu örnekler bile yeterince fikir veriyor:

-Sözleşmeli memurların kadroya geçeceği açıklandıktan sonra Trabzon Ortahisar Belediyesi Meclisi’nin kararıyla lisans ve ön lisans mezunları sözleşmeli memur oldu.

-Kadıköy Belediyesi’nde TİS görüşmelerinde anlaşmazlık tutanağı tutularak GREV kararı alındı.

-Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nde işçiler ek protokolün yüzde 35 olarak imzalanmasını istiyor.  TBB ise arabulucu ve sendikanın randevu talebine hala yanıt vermiyor. İşçiler eyleme hazırlanıyor.

-Beykoz Belediyesi’nde işten çıkarmalar devam ediyor. İşten çıkarılan Selahattin Biçer, DİSK Genel İş’in kendisini yalnız bıraktığını üzülerek ifade ediyor.

-Önce Kartal Belediyesi sonra Maltepe Belediyesi’nde çalışan Genel iş üyelerine sendika, 3 /1 oranında sendika aidatı ödeyeceklerini duyurdu

-Kartal Belediyesi Sosyal Yardım Müdürlüğü’ne bağlı GÖNÜL Çarşısı projesinin sorumlusu işçilere baskı ve tehdit mesajları gönderiyor.

-Eskişehir Belediye Başkanı zam isteyen işçilere “provokatör” dedi.

-Büro Memur-Sen’in verilerine göre, Ankara’da kiralar 5 bin TL, İzmir’de 6 bin TL, İstanbul’da  7 bin TL’yi aştı

-Belediye şirketlerinde kadrosuz, güvencesiz çalışan zabıta, 657 kadro İstiyor.

-562 bin belediye şirket işçisi kadro talebini yükseltiyor.

-İBB direnişçilerinin tam 48 gündür işimizi geri istiyoruz direnişi polis zorbalığına, İBB’nin görmezden gelmesine karşı sürüyor. İBB yönetiminin işçi kıyımına karşı 48 gündür direnen işçiler, işlerine iade edilinceye kadar yılmayacaklarını bir kez daha vurguladılar.

-Sosyal medyada dayanışma ile başlayan TABİB, İşçiler arasında örgütlülüğe dönüşüyor.

Belediye işçileri son 2 yılda yapılan sözleşmelerde sergilenen sendikal tutumlar tarafından örgütlenmeye yöneliyor!

Pandeminin başladığından bu yana sendikaların uzlaşmacı, işbirlikçi, yüzleri daha da net bir şekilde ortaya çıktı. İşçilerin deyimiyle sorun sendikada değil sendikalardaki bürokratlaşmış, düzen içileşmiş, sararıp solmuş, çürümüş sendikal anlayışta, sendikacılarda. Elbette bir de işçilerin örgütlülük düzeylerindeki zayıflıkta, öz örgütlenmeden yoksun olmalarında.

İşçiler bir taraftan bu sendikal anlayışla mücadele ederken bir taraftan da taban örgütlülüğünü yaratmaya çalışıyorlar. Özellikle son iki yıl içindeki TİS’lerde ortaya çıkan tablo, işçilerin kendi öz örgütlülüğün ihtiyacını zorunlu hale getirdi. Bir taraftan da taşeron köleliğine karşı ayağa kalkıyorlar.

Yüksek enflasyon ve zamlar karşısında eriyen ücretler, zaten asgari (sefalet) olan ücretin pula dönmesi hem belediyeler (patronlar) hem de sendikalar tarafından işçilerin kaderiymiş gibi gösterilmeye devam ediliyor. Belediyeler, sendikacılar taşeron işçiler üzerinden saadet zinciri oluşturmuşlar, bozulsun istemiyorlar. Belediyeler, “emek en yüce değerdir” derken emeği üreten emekçiyi, işçiyi daha fazla sömürme ve kasasını doldurma derdinde. Sendikacılar ise işçilerden aldıkları üye aidatıyla sefalarını devam ettirme… Ama bu “denge” bozuluyor sanki, işçiler “taşerona köle olmayacağız” diye haykırıyor.

Sendikaların şube seçimlerinin tarihleri bile gizleniyor, işçiler tehdit edilebiliyor!  

Üyelerinin sesini duymak istemeyen sendika bürokratları özellikle şube seçimlerinin tarihlerini açıklamayarak mevcut yönetimin karşısına çıkan adayları karalama, tehdit, seçim için çalışmasını engelleme, baskı uygulama girişimlerini son zamanlarda daha görünür bir şekilde hayata geçirmeye başladılar.

Bu engellemeleri, tehditleri sadece sendika bürokratları değil, arka bahçesi haline geldiği ve işbirliği içinde olduğu belediyenin CHP’li meclis üyeleri de bizzat yapmaktan çekinmemektedir.

Çanpaş işçilerin sendika şube seçimleri TİS sonrasına bırakılabiliyor

Açlık ve yoksulluk sınırı araştırmaları yaparak raporlar hazırlayıp açıklayan DİSK-Genel İş, kendi üyelerini anlamaktan ve görmekten çok uzaklaştı. Ama hep son yılların en iyi TİS’ini yaptıklarını söylemekten, kof bir şekilde ve arsızca böbürlenmekten geri kalmıyorlar

Çankaya Belediyesi Çanpaş işçilerinin sendika şube seçimleri 11. ayda yapması gerekirken şube seçimleri TİS’den sonraya bırakılıyor. İşçilerin yoksulluk sınırını baz alarak hazırladığı TİS taslağı önemsenmiyor, görmezden geliniyor.

Yenimahalle’de şube seçimleri keyfi bir şekilde öne alınabiliyor!

Yenimahalle Belediyesi’nde ise 11. ayda yapılacağı söylenen şube seçimleri her nasıl oluyorsa 19 Eylül’e çekilmiş durumda. Halihazırda mevcut şube yönetimine karşı aday olan işçi hem belediye meclis üyeleri hem de mevcut şube yönetimi tarafından çalışmalarının engellenmeye çalışıldığını, mafyavari tehditlerin savrulduğunu, listelerin kendisine verilmediğini ifade ediyor.

İşçiler TABİB’le örgütleniyor

Fakat nafile; “TABİB, Edirne’den Kars’a Jüpiter’den Mars’a Kadro isteyen gelsin” diyerek 18 Eylül’de Ulus’ta buluşma çağrısı yapıyor.

Sosyal medyada dayanışma ile başlayan TABİB, bugüne kadar başardıklarını şöyle duyurdu; “Bugün siz sendika ağaları, yüzünüzü işçiye dönmediniz, peki bizler ne yaptık? Sizin olmaz dediğinizi, taban işçi örgütlenmesini yaparak, tenceremizin kaynamadığını söyleyen işçiler olarak sizlere karşı ıslıklarla, alkışlarla DİRENDİK ve kamuoyuna seyyanen brüt olarak açıklanan ücretleri net ücret olarak değiştirterek ve ısrarla “olmaz” dediğiniz ek protokolü yaptırarak olmaz dediğinizi oldurduk. Yetmedi, 2023 yılında uygulanacak olan kademeli taban ücret zamlarını her işçinin yevmiyesinde kabul ettirdik. Yetmedi, yemekhane zamlarını yüzde 100 zam ile 460 TL’den 340 TL’ye düşürdük

Belediye taşeron işçileri örgütleniyor. Öz örgütlülüklerini oluşturuyor. Nasıl ki, burjuvazi kendi mezar kazıcılarını doğuruyorsa, çürümüş sendikal anlayış da işçilerin sınıfsal temelde yükselen öz örgütlülüklerinin dinamiklerini yaratıyor.

Taşeron işçiler eski taşeron işçi değil!

Sendikacılar şube seçimleri ve TİS arifesinde mafyacılığa baş vursalar da taşeron işçiler artık onların borularını öttürüp at oynattıkları eski işçiler değil.

Hem patronlarının hem sendika bürokratlarının saltanatları sallanmaya başladı. Taşeron köleliğine karşı kadro talebi, eşit işe eşit ücret talebi, 52 günlük tediye talebi, zorunlu emekliliğin kaldırılması, 6 ayda bir gerçek enflasyon oranında ücretlerin güncellenmesi taleplerini yükseltmeye ve alanlarda TABİB oluşumu adı altında haykırmaya hazırlanıyorlar.

TABİB, tüm taşeronları ayrımsız yan yana gelmeye, mücadeleyi büyütmeye çağırıyor. 18 Eylül saat 15:00’te birçok ilde gelen taşeron belediye işçileriyle Ankara’daki işçiler, Ulus Heykel’de buluşacaklar.

‘Taşerona kadro’ yalanına işçilerin karnı tok!

5 yıl önce taşerona kadro yalanıyla çıkarılan düzenlemeyle işçiler, belediye iştiraki şirketlere geçirildiler. Güvenlik soruşturmalarıyla birlikte yürüyen bu süreçte birçok işçi işten çıkarıldı. Belediyeye bağlı taşeron şirketlerdeki işçiler de yıllardır “kadrolu olacaksınız” yalanıyla oyalandı. Temizlik, katı atık, park bahçeler, zabıtalar ve daha birçok birim, “kadro” adı altında bir taşerondan başka bir taşerona devredildi. Bu taşeronun tek farkı belediyeye ait şirket olmasıydı. Çalışma koşullarıysa önceki taşeronla aynı kaldı. Ücretleri asgari ücret seviyesini aşmadı, enflasyon karşısında ezilmeye devam ettiler, yoksulluk sınırı değil açlık sınırının bile altında bir ücretle yaşamaya mahkum edildiler. Yine kamuda, Hastane Bilgi Yönetim sisteminde çalışanlar, şoförler, karayolları işçileri, laboratuvar-yemekhane-radyoloji ve temizlikte çalışanlar, taşerona mahkum edilmişlerdi. Fakat taşeronlar gelinen noktada oyalamalara izin vermiyor ve artık yeter diyorlar.