Yaşanacak Dünya: Diğer bölgelere göre Strasbourg’un bu kadar örgütlü kalmasını neye bağlıyorsun, sizin farkınız neydi?
Isabelle Wendling: Başka yerlerde de hâlâ Sarı Yelekliler grubu var. Mesela güneyde de medyatik olmasalarda hiç fena olmayan gruplar var. Bizim farkımız, Strasbourg’da başından itibaren çok demokratik bir yöntem izlemekte ısrar edişimiz oldu sanırım.
Sürekli tartıştık. Herkes fikrini söylüyordu, daha sonra da bunlar değerlendiriliyor ortak bir iradeyle eyleme dönüştürülüyordu. Hareketin her aşaması, ama her aşaması tartışılıyor sonuçlar çıkarıyorduk. Bunlar üzerinden tekrar tartışıyorduk. Her etap sonrasını değerlendiriyorduk bütün ayrıntılarıyla. Neler, nasıl oldu? Hangi yöntem daha iyi ya da hangisi değildi?.. Her şey gönüllülük temelinde ama bilince çıkarılarak yapılıyordu. Bütün bunları çok demokratik bir ortamda yapıyorduk.
Bir de biz şehir örgütlenmesiydik. Bir çok yerde insanlar kavşaklarda toplanırken biz büyük meydanda République Meydanı’nda toplanıyorduk. Adımızı da oradan aldık: “Sarı Yelekliler Strasbourg République.” Şehirlerde politize olmuş militanlaşmış insan sayısı daha fazla, bunun da rolü olmuş olabilir.
Özet olarak, biz hiç durmadık. Örgütlü örgütsüz, deneyimli deneyimsiz ayrımı yapmadık. Herkes eşit söz hakkına sahipti. Herkes eylemlerin öznesiydi. Başka bölgelerde de böyle yaptılar belki bilmiyorum ama biz şehir örgütlenmesiydik. Belkide bunların tümü bizim özgünlüğümüz. 5. senesindeyiz ve hâlâ devam ediyoruz.
Yaşanacak Dünya: Son bir soru olarak, Sarı Yelekliler’in öncülerinden biri olarak bu süreci nasıl yaşadın? Sana ne gibi getirisi oldu ya da negatif olarak neler yaşadın?
Isabelle Wendling: Sarı Yelekliler’i ilk duyduğumda gidip görmek istedim. İşçiler, işsizler, emekliler vardı. Kimileri hayatında ilk kez eylemlere katılıyor, kimileri deneyimliydi. Bileşenler çok çeşitliydi. Beni en çok etkileyen ve altı çizilmesi gereken şey fedakarlıktı! İnsanlar özel yaşamlarını bir kenara koymuşlardı. Aylarca bazıları çok erken saatlerde kalkıp işlerine gidiyor, iş dönüşü eylem yerlerine geliyor, geç saatlere kadar kalıyorlardı. Muhteşem bir özveri ve dayanışmaydı.
Neredeyse sadece devrim süreçlerinde görülebilir bir enerji vardı insanlarda. Olağanüstüydü. Çok etkilendim bu atmosferden.
2006 yılında Fransa’daki CPE (Genç işçiler için deneme süresini 2 yıla uzatan bir kontrat) sürecinde militanlaştım. 2008 yılından beridir antikapitalist bir militanım. O günden beri birçok eylem deneyimim oldu ve bu deneyimlerimi bu sürecin hizmetine sunmak istedim. Benim de bu kolektife katacağım bir şeyler vardı ve böylece bu sürecin bir parçası oldum. Benim için olağanüstü bir deneyimdi
Isabelle Wendling: 300-400 kişiyle genel kurullar yapıyorduk. Deneyimli deneyimsiz, politik olan, olmayan, sendikalı, sendikasız çok karışık bir yapı olmasına rağmen herkes deneyimlerini ortak amaca sunuyordu.
Yine benim için pozitif olan -söylemekte sakınca görmediğim- başka bir şey de, şu an yaşamımı paylaştığım arkadaşımla yollarımız bu hareket içinde kesişti.
Oysa birçok kadın bu süreçte eşleriyle ya da birlikte yaşadığı insanlarla problem yaşadılar. Çünkü bu hareket kadın ağırlıklı bir hareketti. Özellikle yoksul kesimlerden gelen kadınlar bu eylemlerle özgürleşiyor ve eskisine oranla daha fazla konuşuyorlardı. Bu da erkeklerin hoşuna gitmiyordu. Ya da kimi erkekler süreçleri kadınlarla aynı derecede anlamıyorlardı bu da ikili ilişkilerde problem oluyordu.
Bu sürecin benim için negatif diyebileceğim yanı ise, sol örgütlerin bu harekete mesafeli duruşları oldu. Beni gerçekten hayal kırıklığına uğrattı. Mesela Latin Amerika ülkelerinde bu böyle yaşanmıyor. Orada kitle eylemleri olduğunda sol örgütlenmeler, partiler sürecin bir parçası oluyorlar. Bu da çok geniş kesimlerin politize olmasına katkı sağlıyor.
Yine sendikalar bize mesafeli durdular. Oysa sendikalar da bu sürecin bir parçası olmalıydılar. Fakat ben her şeye rağmen hayata gülmeye, umut etmeye devam ediyorum. Bir gün mutlaka ama mutlaka bu kapitalist sistemi ortadan kaldıracağız. Bunu gerçekten çok istiyorum. Çünkü kapitalist sistem bize sadece yıkım, savaş, yoksulluk ve ölüm getiriyor. Bu sistemin yok olmasını istiyorum.
Yaşanacak Dünya: Çok teşekkürler Isabelle, kolektifin çıkarına gösterdiğin olağanüstü çabaların ve bu güzelim deneyimlerini bizimle paylaşmış olduğun için…
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!