Hızlandırılmış rant ve talan kararnamesi!



126 No’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle depremde yerle bir olmuş kentlerin yeşil alanları, ormanları, meraları yapılaşmaya açılabilecek, planlar halktan gizlenirken itiraz hakkı ortadan kaldırılacak!


Maraş depremlerinin ardından enkaz altından gelen seslere kulaklarını tıkayanların, kara kışta sokaklarda kalıp suya bile ulaşamayan halkı görmezden gelenlerin sıcak odalarda hangi planları gündeme aldıkları, attıkları her adımla netleşiyor. Bir taraftan susturma, tutuklama, gerçekleri karartma ve kutuplaştırıcı dille acıyı bile ortadan yarma taarruzuna giriştiler. Diğer taraftan ilan ettikleri OHAL’in aynı zamanda rant ve talana kararname hukuku oluşturma amacı taşıdığını gösterdiler.

Depremin hemen ardından kameralar karşısına her çıktığında “Yıkılan kentleri sıfırdan inşa edeceğiz, ama bize bir yıl müsaade edin” diyen Erdoğan’ın bu söyleminde bile gizli saklı olamayan bir fırsatçılık vardı. Bu fırsatçılığın OHAL kararnamesi diline dönüştürülmesiyse uzun sürmedi. Gece yarısı çıkarılıp Resmi Gazete’de de yayınlanan 126 Nolu ‘OHAL kapsamında yerleşme ve yapılaşma” kararnamesini AKP’liler halka “kentleri hızla inşa etmek için her türlü bürokratik engelden, uzatmadan azade olmak” şeklinde pazarlıyorlar.

Bu arada havuz medyanın son bir haftadır kampanya şeklinde yürüttüğü kara propagandanın hikmetini de anlaşılmış olduk. Ne diyorlardı? “Odalar, çeşitli STK’lar kentsel dönüşüme karşı mücadele ettiler, bu süreci sekteye uğratanlar onlar, depremde akan kan onların elindedir” dediler.

Gerçek böyle mi, elbette değil! Bu konuda söylenenler söyleniyor zaten. “O kentsel dönüşümün nasıl bir rantsal dönüşüm olduğunun en iyi örneği İstanbul Okmeydanı’ndaki Fetihtepe Mahallesi’dir” demek yeterli sanırız. Esas derdinin kentin rant değeri yüksek yerlerine el koymak, emekçileri oralardan sürmek olduğunu…

Şimdi çıkarılan 126 Nolu OHAL Kararnamesi ise her açıdan kritik anlamlar taşıyor. En başta rantçı-talancı “dönüşümü” tüm denetimlerden, itirazlardan azade kılıyor.

Bu kararnameyle yerel yönetimler tümüyle devre dışı bırakılıyor. Yapılan planlar halktan gizleniyor. “Gereklilik bulunması” halinde mera ve orman alanları da kullanıma açılıyor. Tüm bunlara karşı itiraz hakkı da gasbediliyor. Dahası depremin yıktığı 10 kentte inşaat patronlarının da ağzını sulandıran bu büyük rant alanı konusundaki tüm yetki Çevre, Şehircilik ve İklimlendirme Bakanlığı’nda toplanıyor! Halkın mülksüzleştirilmesi süreci hızlandırılıyor. Kılçıksız yağma ve talana OHAL kararnamesi nizamı giydiriliyor.

Kararnameyle tarımın büyük ölçüde çökertildiği, cılız da olsa hayvancılığın kaldığı bir bölge için “gereklilik bulunması halinde” ibaresiyle mera-tarım arazisi-ormanlık alanlar yapılaşmaya açılıyor.

Kararname, “Plan gerekmeksizin” yapılaşma ibaresi gibi oldukça kritik bir keyfilik taşıyor.

Bunun dışında rutin olarak büyükşehir belediyelerinin 1/5000 ölçekli plan hazırlaması, askıya çıkıp halka duyurması ve 15 gün itiraz sonrası kabul edilirse ilçe belediyelerinin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı hazırlaması ve askıya çıkararak halka duyurması ve yine 15 gün itiraz süresi tanınması şeklinde ilerleyen süreç devre dışı bırakılıyor. Yani tüm plan hazırlık, askı ve itiraz süreçleri devre dışı bırakılıyor. Yani itiraz etmek de neler yapılmak istendiği konusunda bilgi edinme hakkı da gasbedilmiş oluyor.

-Bu kararname kapsamında altyapı, üstyapı, inşaat yapma ve yaptırma, arsa paylaşımı belirleme, cins değişikliği yapma, kat irtifakı kurma, kat mülkiyeti kurma, acele kamulaştırma, parselasyon gibi yetkilerin tamamı bakanlığa devrediliyor.

Kısacası deprem sürecinde ortalıkta görünmeyen devlet,  baskı zor aygıtları üzerinden geliştireceği saldırı stratejisi oluşturmak dışında, patronların ağzını sulandıran büyük pazarı en kolayından yağmalayabilecekleri, her türlü denetim ve itirazdan azade at koşturabilecekleri bir “dönüşümün” olağanüstü kanunlarını oluşturmakta oldukça hızlı oldukça pişkin!

Bu pişkinlik, bu pervasızlık bunca büyük yıkımdaki rolünü perdelemekteki bu yüzsüzlük, ona hakkettiği dilde yanıt vermekteki zayıflıktandır.