Maraş ve Hatay depremlerinde yeni yapılan birçok devlet binası, hastane ve okul da yıkıldı. Daha önce boşaltılması gereken, ancak boşaltılmayan eski binaların yıkılmamasıysa mucize olurdu. Depremlerin ardından İstanbul ve Ankara’daki birçok devlet hastanesi boşaltılmaya başlandı. Bu hastanelerin birçoğuna daha önce hasarlı raporu verildiği halde güçlendirme için tek bir adım atılmamış, adeta bir felaket yaşansın da “devlet hastanelerinden” kurtulmanın fırsatı beklenmişti. Cerrahpaşa gibi her biri kentlerin “mutena” yerlerinde kurulu olan hastaneler şimdi birer birer boşaltılıyor. Rant değeri yüksek arazilerine ne olacağı, hastanelerin varlıklarını sürdürüp sürdürmeyeceğiyse meçhul! “Sağlıkta dönüşüm” denilen özelleştirme politikalarıyla sağlık sisteminde nasıl bir çöküş yaşandığını, bu en temel toplumsal ihtiyacın nasıl metalaştırıldığını, çalışanlarınsa her türlü güvenceden yoksun, performans kırbacı altında nasıl mesleki anlamlardan uzaklaştırıldıklarını yaşayıp görüyoruz.
Maraş ve Hatay depremleri bu gerçeği bir kez daha önümüze koydu. İlk önce hasar alan İskenderun Devlet Hastanesi’nin yoğun bakımında tedavi gören hastaların jeneratör çalışmadığı için hayatlarını kaybettikleri gündeme düştü. Sağlık İl Müdürlüğü alelacele açıklama yaparak “doğru değil, 3 jedenartörün 3’ü de çalıştı, hastalar depremdeki yıkım nedeniyle öldü” açıklaması yaptı. Sanki hastane gibi hassas bir binanın yıkılması normalmiş gibi!
Şimdi de Antakya’daki Özel Defne Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesindeki hastaların öylece bırakıldıkları ve depremin üçüncü gününde AFAD Arama Kurtarma Gönüllüleri tarafından tesadüfen bulundukları, ama 14 hastadan sadece beşinin kurtarılabildiği açığa çıktı.
AFAD Arama Kurtarma Gönüllüsü Serkan Ayten, felaketin üçüncü gününde, sokakta gördükleri bir kişinin yönlendirmesiyle girdiği Odabaşı Mahallesi’ndaki Özel Defne Hastanesinde yaşadıklarını ve o anlara ilişkin görüntüleri paylaştı.
Sözcü’den Latif Sansür’e konuşan Ayten, camları, duvarları yıkılmış, elektriği olmayan hastanede çıplak vaziyette, yoğun bakım cihazlarına bağlı şekilde bırakılan 14 hastadan sadece 5’ini kurtarabildiklerini söyledi.
Bir gün önce hastanenin 7’inci katından vinçle kurtarma operasyonu yapıldığı, yoğun bakımdakilerin unutulduklarını belirten gönüllü, “Unutulan 1 bebek, 8 yetişkin yoğun bakım hastasını ölü halde bulduk. 3’ü kadın 5 yaşlı hastayı yoğun bakım ünitesinde yaşarken bulduk. Bu vicdansızlığın hesabını hastane yönetimi ve orada yaşlıları unutan doktorundan hasta bakıcısına kadar herkesin vermesi gerekiyor” dedi.
‘Hastanenin tüm merdivenleri yıkılmıştı’
Hastane yakınında arama kurtarma yaptıkları sırada yaşlı birinin hastanenin yoğun bakım ünitesinde yaşayanların olduğunu söylemesi üzerine hastaneye girdiklerini belirten arama kurtarma gönüllüsü Serkan Ayten, “Bir amca hastanede yoğun bakımdaki hastaların çıkarılmadığını söyleyince ekibimle kontrol amacıyla hastaneye girdik. 7 katlı hastanenin tüm merdivenleri yıkılmıştı. Biz tarama yaparak üst katlara çıkmaya başladık. Üçüncü katta, kuvöz içinde yaşamını kaybetmiş bir bebek gördük. Bebek yaşamını yitirdiği için çarşafa sarıp üst kata çıktık. Üst katta inleme sesleri duyduk. Yoğun bakımda hayatını kaybetmiş hastalar ile inleyenleri görünce şok olduk. İndiğimizde akrabaları veya yetkililer durumlarını sorarsa diye o anları cep telefonu kamerasıyla kayda aldık. Oradaki ortamı anlatmaya çalıştık. Nabzını kontrol ettiğimizde sadece 5’inin yaşadığını ama çok çaresiz olduklarını gördük” dedi.
‘Açıkça ölüme terk edilmişler’
Ayten, “Hastanenin tüm camları kırılmış, duvarlar yıkılmış, hastalar, yaşlılar çıplak, makineler çalışmıyor, sondaları dolmuş. Açıkça ölüme terk edilmişler. Ölenlerin çoğu zaten soğuktan yaşamını yitirmiş. Deprem öldürmemiş hastane sorumluları öldürmüş. İlk gün kurtarılabilirlerdi. Hastaların orada bırakılması başlı başına bir suç. Gönüllülerin desteği ve vinç yardımı ile önce yaşayanları, sonra hayatını kaybedenleri tahliye edip, Sağlık Bakanlığı yetkililerine teslim ettik” dedi.
‘Hastanede bir tarama yapılsa sesler duyulurdu’
Buradaki çalışmadan sonra arama kurtarma çalışmalarına devam ettikleri için kurtardıkları 5 vatandaşın durumunu takip edemediklerini söyleyen Ayten şöyle konuştu:
“Deprem 6 Şubat’ta oldu, biz hastaneye 8 Şubat’ta girdik. Hastanede o zamana kadar arama kurtarma faaliyeti yapılmış olsaydı o vatandaşlarımızın orada kalması, soğuktan vefat etmeleri mümkün olmazdı. Biz kata geldiğimizde inleme seslerini duyduk. En azından hastanede bir tarama yapılsa sesler duyulurdu. Ancak olayın içinde olduğu süreçte çok detayları düşünemiyor insan. Orada neden bir tarama yapılmadığını düşünmedik. Çünkü biz arama kurtarmaya odaklanmıştık.”
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!