Onur Yaser Can davasında dört polise “resmi belgeyi bozmak”tan 6’şar yıl verildi



Mahkeme, dört polise TCK 205 uyarınca ‘resmi belgeyi bozmak veya yok etmekten’, önce 4 yıl hapis cezası verdi. Sanıkların kamu görevlisi sıfatıyla suçu işlediklerine kanaat getirerek cezayı 6 yıla çıkarttı, bilirkişi Zafer Kökdemir’i ise beraat ettirdi. İşkence yönünden ise karar kurmayıp suç duyurusunda da bulunmaksızın konuyu İstanbul Başsavcılığı’nın takdirine bıraktı


Esrar satın aldığı iddiasıyla 2 Haziran 2010’da İstanbul Harbiye’de gözaltına alınıp işkenceye maruz bırakılarak farklı bir tutanak imzalatılan, ardından ajanlık dayatılarak intihara sürüklenen mimar Onur Yaser Can için yürütülen mücadelenin 12. yılında, İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın beşinci duruşmasında karar verildi. Mahkeme, bu sanıklar hakkında Fatih başsavcılığının 2010 yılında TCK 205 uyarınca “resmi belgeyi bozma” veya “yok etmek” suçundan takipsizlik kararı verdiğini hatırlatarak bu suçtan hüküm kurulmasına karar verdi. Kararda dört polise “resmi belgeyi bozma” veya “yok etmek” suçundan önce 4 yıl hapis cezası verdi. Ardından sanıkların kamu görevlisi sıfatıyla suçu işlediklerine kanaat getirerek, cezayı 6 yıla çıkarttı.

Bilirkişi Zafer Kökdemir’i ise beraat ettiren Mahkeme, Ezgi Sevgi Can ile avukatlarının dile getirdiği ‘işkence’ suçlamasıyla ilgili (kararda işkenceyi dile getirmeksizin) takdirin İstanbul Başsavcılığı’nda olduğunu belirterek bu suçlama yönünden hüküm kurmaksızın ve suç duyurusunda bulunmaksızın dosyayı savcılığa yolladı.

Duruşmada, savcının 7 Nisan’da verdiği esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma ve beyanları alındı.

Savcı sanık polisler Hakan Aydın, Muhammet Olgun, Onur Ülker ve Yunus Başar’ın ‘resmi belgede sahtecilik’ ve ‘resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek’ suçlarından cezalandırılmasını talep etmişti. Bilirkişi Zafer Gökdemir’in ise beraatına karar verilmesini istemişti.

“İnsan hakları onuru için…”

Bianet’in aktardığına göre mahkeme ilk olarak katılanlara söz verdi. Onur Yaser Can’ın kardeşi Ezgi Can söz aldı.

Yargılamada işkence ve intihara sürükleme suçlarını açık bir şekilde ortaya koydukları delillerle mahkemenin görmezden gelemeyecek şekilde somutlaştırıldığını söyledi:

Polislerin kendi çıkarları doğrultusunda işledikleri bu suçlar nedeniyle önce abimi ardından anne ve babamı kaybettim.

“Evrakta sahtecilik ve resmi belgeyi bozma suçlamalarında vereceğiniz kararda bunları göze almanızı, en üst sınırdan ceza vermenizi istiyorum.

Sanıkların yargılamayı ciddiye almadığı ve yalan beyan vererek adaleti yanılttıklarını siz de gördünüz. İndirime gitmemenizi istiyorum. İnsan hakları onuru için bunu talep ediyorum.

“İşkence ve intihara sürükleme konusunda da suç duyurusunda bulunmanızı talep ediyorum. Adalet ancak böyle yerini bulacaktır.”

“Üst sınırdan hüküm kurulmalı”

Ezgi Can’dan sonra söz alan avukatları Ümit Erdem ise “Sanıklar lehlerine olan detayları hatırlayıp aleyhlerine olan konuları hatırlamıyorlar” dedi.

‘Gerçeğe aykırı bilirkişilik yapma’, ‘resmi belgede sahtecilik’, ‘resmi belgeyi bozma, yok etme’ suçlarının işkence suçunun devamı ve intihara sürükleme suçunun da öncülü niteliğinde olduğunu belirten Erdem mahkemenin üst sınırdan hüküm kurmasını ve indirim yapmamasını istedi.

Avukat Tuğçe Duygu Köksal ise dosyanın geçtiği aşamaları anlattı ve “Mahkemenin işkence ve kötü muameleden suç duyurusunda bulunması gerekmektedir” dedi.

Ardından mahkeme iddia makamına söz verdi. İddia makamının esas hakkındaki mütalaasını tekrarlaması üzerine sanıklar savunma yapmaya başladı.

İlk olarak söz alan Hakan Aydın, “Soruşturmanın açılış sebebi evrakta sahtecilik ve tahribattı ama davanın başından beri işkence ve kötü muamele konuşuyoruz” dedi.

Aydın işkence ve kötü muameleye ilgili yargılamanın da daha önce yapıldığını belirterek “Soru sorularak, ağzımız aranılarak bir şey bulabilir miyiz ümidiyle sorular soruldu. Yargılamanın çerçevesindeki sorulara cevap verdim” diye konuştu.

Karar arası

Daha sonra da bürodaki işleyişi ve Onur Yaser Can’ın gözaltına alınmasına giden süreci anlattı.

Bu sırada Ezgi Can “Açık açık yalan söylüyor” diyerek araya girdi. Mahkeme başkanı Can’ı “Duruşma salonundan atmak zorunda bırakmayın beni” diyerek uyardı.

Savunmasına devam eden Aydın, FETÖ’den yargılandığı davalara değindi. Yaşadığı travmalardan bahsetti. Mahkeme başkanı bu kez “Bunun dosyayla ne alakası var” diyerek Aydın’ı uyardı.

Sanıkların savunmalarının ardından Ezgi Can söz istedi. Ancak mahkeme usulü gerekçe göstererek Can’a söz vermedi.

Can bunu üzerine “Hâlâ adaleti şaşırtmaya çalışıyorlar” diye tepki gösterdi.

Adliye önünde açıklama yapıldı

Karar sonrasında Adliye önünde yapılan basın açıklamasında konuşan Ezgi Sevgi Can “Maalesef adaleti hep kırıntılarıyla veriyorlar. Bizler cezasızlığa karşı mücadele etmeye devam edeceğiz!” diye belirtti.

Avukat Mehmet Ümit Erdem de “Eksik de olsa önemli kararlar alındı. İsterse bir 13 sene daha geçsin, biz bu davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz! Biz bitti demeden bu dava bitmeyecek!” diye vurguladı.