Şireci işçileri birlikte hareket etti, direndi ve kazandı!



Tehditlere, kıyıma, araya giren ‘aracılara’, patron sözcüsü kesilen siyasetçilerin kırma çabalarına rağmen kararlı tutumlarından vazgeçmeyen Şireci Tekstil işçileri, direnişlerinin 6. gününde taleplerinin büyük oranda kabul edilmesiyle kazandı. İşçiler ulaştıkları bilinci “Direndik, kazandık!” sloganıyla ifade ettiler


Antep Başpınar OSB’de kurulu Şireci Tekstil’e ait fabrikalarda çalışan yaklaşık 2 bin işçi, patronun yüzde 34 oranındaki ücret zammını reddedip yüzde 40 oranında artış talebiyle 8 Ağustos’ta iş bıraktı. O ana kadar işçilerin ücreti asgari ücretin de altında kalan 10 bin 850 liraydı. Şimdi bunun 15 bin 500 lira istiyorlardı, zaten hakları olup gasbedilen iki bayram ikramiyesi ve mesaiye kalınan günlerde aylığın yüzde 10’u oranında olmasını istiyorlardı.

Yüksek kar oranlarıyla en büyükler arasında sıralamaya giren Şireci patronu, kendi teklifiyle işçilerin talepleri arasında büyük bir fark olmamasına rağmen bir talep için iş bırakan, ayrı ayrı fabrikalardan toplanarak bir araya gelen işçilerin bu kendiliğinden eyleminin yaratacağı bilinç nüvelerine bile tahammül etmediği için aradaki farkın küçüklüğüne bakmaksızın geri adım atmamakta ısrar etti. O sırada devreye havzada çalışmalar yürüten, işçiler arasında azımsanmayacak bir tanınmışlığa sahip olan Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası’nın (BİRTEK-SEN) girmesi ve ortak bir talep için iş bırakmayı deneyimleyen işçilerin bir de sendikayla buluşma olasılığının somut bir gerçeğe dönüşmesi karşısında duymazdan gelme tutumunu saldırganlığa dönüştürdü ve işçilere gönderdiği mesajla hepsini iş kanunun “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymama” maddesi olan 25/2’den, dolayısıyla tüm tazminat haklarının gaspı ve işsizlik sigortasından yararlanmalarının engellenmesi anlamına gelen çıkışlarını verdi.

Şireci patronu direnme kararlılığını kırmak için kıyımdan önce tehditler salmış, servisleri iptal etmiş, tuvaletlerin kullanımını yasaklatmıştı. Bunlara rağmen bıçağın kemiğe dayandığı her hallerinden anlaşılan işçiler geri adım atmayınca onları dize getirmek, direnme dinamiklerini tümden söndürmek için toplu çıkış yoluna gitmişti.

Direnişin 3. günü olan 11 Ağustos’ta verilen bu toplu çıkışa karşı işçiler 12 Ağustos’ta Başpınar’dan Antep merkeze yürümek üzere Başpınar’daki 3. OSB’de toplandılar. Yaklaşık bin işçinin yürüyüş kararlılığının karşısına TOMA ve polis yığınağı çıkarıldı. Başından beri işçilerin yanında olan BİRTEK-SEN Genel Başkanı ve EMEP Antep Milletvekili Sevda Karaca işçilerle birlikte bu tutuma tepki gösterdiler.

Daha sonra alınan ortak kararla 13 Ağustos’ta Demokrasi Meydanı’nda buluşmak üzere eylemi sonlandırdılar.

Çıkışta BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, Şireci patronu Ahmet Şireci’nin şikayeti üzerine gözaltına alındı. Ahmet Şireci’nin yasadışı bir şekilde 2 bin işçinin işine son vermesine dokunmayan yargı-polis-yerel mülki amirlikler, onun tek bir parmak şıklatmasıyla işçilerin direnme kararlılığını örgütlü harekete dönüştürmeye çalışan Türkmen’i gözaltına aldılar.

Türkmen serbest kaldıktan sonra da işçilerin yanına giderek olup bitenin ne anlama geldiğini anlatmakta ısrar etti.

Bu arada tüm bir Antep sanayi-üretim havzasına yayılma potansiyeli taşıyan Şireci direniş ruhu İYİP’lileri pek bir rahatsız etti. Kendisi defalarca SPK tarafından para cezasına çarptırılan bir dolandırıcı olmakla bilinen İYİP Antep Milletvekili Mehmet Mustafa Gürban, direnişe destek veren, işçilerin yanında duran güçleri “provokatörlük”le damgalayıp, işçilere “akıllı olun” nasihatları vermeye kalkıştı. Bu pek “milli ve yerli” patron temsilcisi kendisine tepki gösterenlere de küfür ve hakaretlerle yanıt vererek kaç ayarlık değeri olduğunu açıkça ortaya koydu.

Bu gelişmeler Şireci işçilerinin kararlılığını kırmadı. İşçiler aldıkları karar gereği 13 Ağustos’ta Demokrasi Meydanı’nda buluştular. Pekçok fabrikadan işçi de yanlarındaydı. Basın açıklaması mitinge dönüştü ve kararlılık tazelenerek oradan ayrıldılar.

Direnişin 6. günü olan bugünse AKP, Antep Büyükşehir Belediyesi Başkanı Fatma Şahin üzerinden devreye girdi. İşçilerin aklı-iradesi yokmuş gibi konuşan Şahin, yıllar içinde onları “ehlileşmiş müminler” haline getirdikleri inancı ve güveniyle “abim” dediği Şireci patronuna övgüler dizmeye başladı. “Fesattan”, “dedikodudan” dem vuran Şahin, Şireci’yi aziz mertebesine çıkararak, olup bitenden de “enflasyonu” sorumlu tuttu!

Şireci patronuyla görüşen Şahin’in sonraki konuşması da bu kentte işçi sınıfı üzerinde kurduklarını sandıkları ideolojik hegemonyaya olan güven üzerinden şekilleniyordu. İşçilere “küsmüş küçük çocuklar” muamelesi yapan Şahin, “kurbanınız olayım, gelin içeri girin, adam taleplerinizi kabul ediyor” diyerek direnişi kırmaya girişti. CHP Milletvekili Melih Meriç de Şahin’e yamaklık yaparak direnişi kırmaya girişti.

İşçilerin geri adım atmaması üzerine kendi iradelerini temsilen EMEP Milletvekili Sevda Karaca’nın da katıldığı görüşmeler başladı.

Görüşmeler işçilerin taleplerinin kabulüyle sonuçlandı. Buna göre aylık 15 bin 500 lira talep eden işçiler 15 bin lira net aylık artı 300 lira devamlılık priminde uzlaştı. Pazar mesaisine 1500 lira ödenecek. İşçiler iki bayramda üçer yevmiye (2 bin 500 lira) bayram ikramiyesi alacak. Direnişte geçirilen 6 günün 3’ünü patron karşılayacak. İşçilere ayrıca erzak yardımı ile hiçbir işçinin işten atılmayacağı, atılan işçilerin geri alınacağı sözü verildi.

İşçiler birilerinin lütfu değil direniş ve kararlılıklarıyla kazandıklarını “Direndik, kazandık!” sloganıyla dile getirdi.

Şireci direnişi işçi sınıfının kendiliğinden patlayan kitlesel tepkilerine hazır olmayı hatırlattığı gibi, bu direnişler içinde işçilerin nasıl bir dönüşüm yaşadıklarının, hangi kapıların açılmış olduğunun da somut ifadesi olarak kolektif sınıf hafızasındaki yerini almış oldu.