Sivas’ı yakanlar AKP’yi kuranlardır, zaman aşımını TANIMIYORUZ!



Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri Madımak Katliamı davasının zaman aşımına uğratılmasına karşı 23 Eylül’de kitlesel bir basın açıklaması yaptı


Aralarında Alınteri’nin de bulunduğu Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri Madımak Katliamı davasının zaman aşımına uğratılmasına karşı kitlesel basın açıklaması gerçekleştirdi.

Madımak Katliam davası duruşmasında mahkeme heyetinin yukarıdan aldığı talimatla davayı zaman aşımı diyerek davayı sonlandırdı. Katliamda fiilen bulunanların bir kısmının hâlâ firari, kırmızı bültenle aranıyor olması, ayrıca tutuklu bulunanların neredeyse hemen hemen hepsinin çeşitli bahanelerle affedilmesi ve salıverilmesi katliamı yapanların nasıl korunduğunu açıkça ortaya koyarken davanın zaman aşımına uğratılmasına sessiz kalınamazdı.

Pir Sultan Genel Merkez’in çağrısıyla bir araya gelen Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri zaman aşımı kararına karşı sokakta kitlesel eylem yapılması gerektiğini düşünerek Yüksel Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı’nın önünde basın açıklaması kararı almıştı. Çağrılar sosyal medya üzerinden yaygınlaştırıldı.

23 Eylül’de saat 17:00’de yapışması kararlaştırılan basın açıklamasına saatler kala zaman aşımı kararını veren faşist devletin Ankara Emniyeti İnsan Hakları Anıtına çıkan bütün yolları polis yığınağıyla abluka altına alarak gelenleri Sakarya Caddesi’ne yönlendirmeye çalıştı. Fakat kitle Sakarya Caddesi’ne gitmek yerine Ziya Gökalp Caddesi’nde bulunan Pir Sultan Genel Merkezi önüne geldi.

Genel Merkez önünde Pir Sultan yöneticileri ve emniyet amirleri arasında geçen görüşmeler sonucu Sakarya Caddesi’nde basın açıklaması yapılacağı fakat yürüyüşe geçileceği açıklandı.

Pir Sultan Genel Merkezi önünde oluşturulan yürüyüş kolu sık sık “Sivasın ışığı sönmeyecek!”, “Sivas’ı yakanlar AKP’yi kuranlar!”, “Katil devlet hesap verecek!”, “Gün gelecek devran dönecek, AKP halka hesap verecek!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!”, “Faşizme karşı omuz omuza!”, “Korkma haykır halklar kardeştir!” sloganları attı, Sivas Madımak’ta katledilen 33 canın isimleri haykırılarak Sakarya Caddesi’ne gelindi.

Sakarya Caddesi’nde basın açıklamasını yapan Pir Sultan Genel Başkanı Cuma Erçe şunları söyledi:

“30 yıldır sürdürülen adalet arayışı bir kez daha mahkeme duvarına çarpmıştır. 2Temmuz Sivas Madımak Katliamı öncesinden ve katliam anından itibaren katillerden ve katliamcılardan yana tutum alan devletin başı, hükümet, iktidar ve bütün  kurumları  geldiğimiz aşamada katilleri serbest bırakmaya başlamış;  bununla da yetinmeyerek sözüm ona adalet beklenilen yer olan adliye ve mahkeme heyetine verdikleri siyasi talimatlarla davayı düşürmüş ve zaman aşımına uğratmıştır. Bu karar bizim için yok hükmündedir. tanımıyoruz ve tanımayacağız. affetmiyoruz ve affetmeyeceğiz!

Bir kez daha gördük ki, 2 Temmuz’da Madımak otelini kuşatanlar artık ülkeyi kuşatmışlardır.

Madımak Katliamı davasını zaman aşımına uğratmak milyonlarca insanı tehdit etmektir. Katilleri affetmek toplumsal muhalefete göz dağı vermek ve halka parmak sallamaktır. Çünkü biz çok iyi biliyoruz ki, Madımak otelini ateşe verenler aynı zamanda Musa Anter’i, Uğur Mumcu’yu, Bahriye Üçok’u, Turan Dursun’u, Ahmet Taner Kışlalı’yı, Hrant Dink’i, Tahir Elçi’yi ve daha yüzlerce , binlerce aydını, demokratı, yurtsever, sosyalist devrimcileri katledenlerdir.

Madımak Katliamı, sadece devlet göz yumduğu için yapılmış bir katliam değil; Bizzat devletin, kolluk kuvvetleri ve bürokrasisi  ile içinde bulunduğu bir katliamdır. Bu davayı zaman aşımına uğratmak aslında kontrgerilla’yı aklamaktır. Faili meçhul binlerce cinayetin üzerini örterek yeni cinayetlere zemin hazırlamaktır. Ülkede yaşayan binlerce aydını, yazarı, gazeteciyi baskı altına almaktır. Madımak davasını zamanaşımına uğratmak ülkeyi ırkçı ve şeriatçılara teslim etmektir. Biz burada ‘bu kararı tanımıyoruz’ derken, aslında karanlığınıza, tekçi, inkarcı, asimilasyoncu ve imhacı politikanıza teslim olmayacağız ve bu ablukanızı halkın birleşik gücüyle dağıtacağız diyoruz.

Bilindiği gibi Alevilerin Piri, halk önderi, ozan  Pir Sultan Abdal’ı anma etkinliğinin dördüncüsünü gerçekleştirmek üzere Sivas’a giden çoğunluğu çocuk 33 canımız, organize bir biçimde planlanmış ve kışkırtılmış şeriatçı bir güruh tarafından gerçekleşen katliamda yakılarak katledildi. Peki. sekiz saat boyunca televizyonlardan canlı yayınlanan bu insanlık suçunun ardından dönemin yetkilileri ne demişti?

Tansu Çiller: Çok şükür otelin dışındaki vatandaşlarımıza bir şey olmamıştır.

Süleyman Demirel: Halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmeyiz. Olay münferittir. Ağır tahrik var.

Sadece bu iki örnek dahi bizi yakanların kimlerden cesaret aldığını gösteriyor.

Peki, dava dosyalarından biri zamanaşımına uğradığında, bugün Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan şahıs, dönemin başbakanı ne demişti? ‘Milletimize hayırlı uğurlu olsun.’ Aynı zihniyet bugün tescilli katilleri affediyor. Hem de duruşmadan bir hafta önce. Bu mahkemenin bağımsız olmadığının onlarca kanıtından sadece biridir.

Hatırlatmak isteriz ki ‘Bidoncu Dede’ lakaplı Ahmet Turan Kılıç salıverildiğinde Sivas’ın yerli basını başta olmak üzere gerici ve şeriatçı yayın organları ‘Hoşgeldin Ahmet Dede’ manşetleri atmıştı.

2 Temmuz’da Türkü söyleyip semah dönenleri katledenlerle, 10 Ekim’de barış isteyenleri katledenler aynı zihniyettir. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, halkımız türkü söylemeye, semah dönmeye, kol kola, omuz omuza halaya durmaya devam edecek. Bu ülkeye  barışı da özgürlüğü de, demokrasiyi de  biz getireceğiz.

Sivas Madımak davası, sonsuza kadar insanlık davası olarak kalacaktır. Evrensel hukuk normları gereği olarak, ‘İnsanlığa Karşı İşlenmiş Suçlarda Zaman Aşımı’ da, af da, ceza indirimi de olmaz. Bu nedenle cezaevlerinde on binlerce haksız ve hukuksuz bir biçimde tutulan siyasi düşüncelerinden dolayı tutsak edilenler, hasta ve yaşlılar, halkın iradesiyle seçilmişler dururken, katillerin affedilmesini, katliam davalarının zaman aşımına uğratılmasını kabul etmiyoruz ve etmeyeceğiz.

Koçgiri, Dersim, Zini Gediği, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi, Gezi, 10 Ekim, Suruç, Roboski, Cizre nerede ve kime karşı yapılmış olursa olsun bütün katliamlarla ve bu katliamları plânlayan, uygulayan zihniyetle er ya da geç ama mutlaka hesaplaşacağız.

Kimsenin dilinden, kültüründen, inancından, milliyetinden, cinsiyetinden ve cinsel yönelimlerinden,  dünya görüşünden dolayı zulme uğramadığı, katledilmediği, zindana atılmadığı, sürgün edilmediği, asimilasyona, inkar ve imha politikalarına maruz kalmadığı laik, eşit, özgür ve demokratik bir ülkeyi birlikte inşa edeceğiz.

Karanlığa teslim olmayacağız. AKP zulmüne sessiz kalmayacağız!

Şeriata geçit vermeyeceğiz!

Türk, Kürt, Ermeni, Arap, Çerkez, Müslüman, Laz,  Alevi, Hıristiyan, Yahudi,  Ezidi, Süryani bütün milliyet ve inançlardan Türkiye halkları olarak, emeğin iktidar olduğu barış içinde yaşanılan bir ülke kuracağız.

Hepimiz Aleviyiz, hepimiz otuzüçleriz.

Zaman aşımı kararınızı tanımıyoruz, tanımayacağız!

Siz affettiniz biz affetmeyeceğiz!

Yakanları da, aklayanları da affetmiyoruz!

Anaların gözyaşları ve öfkeleriyle katilleri boğacağız!