Sınıfa karşı sınıf, orman kanunlarına karşı sokak ve mücadele kanunları



Özel okullar ve kolejlerde eğitim emekçileri için durum dershanelerden daha mı farklı, tabii ki hayır. Emeğini satarsın, patron senin her şeyini satın almış gibi davranır!


Zehra Çaldağ

Özelleştirme, taşeronlaştırma, eğitimin ticarileştirilmesi eşittir kölelik ve orman kanunları; dershaneler, özel okullar, kolejler eğitim emekçileri için kölece çalıştırılma, baskı, mobbing, şiddet anlamına geliyor. 

Ben yirmi yıl önce bir dershanede temizlik işinde çalışıyordum. Sabah saat 07:00’de dershanede olmak zorundaydım. Akşam ise dersler saat 21:00’de bittiği için sınıfların ve genel alanın temizliğini bitirdikten sonra yani 22:30 gibi çıkıyordum. Derdim kendi çalıştığım koşulları -saatin uzunluğunu falan- anlatmak değil. Çalıştığım dershanedeki eğitim emekçilerinin hangi koşullarda çalıştığı hangi muamelelere maruz bırakıldıkları. 

Gün yüzüne hasret köleler

Sabahın ilk ışıklarıyla koştur koştur eğitim vermek için dershaneye giden eğitim emekçileri akşam geç saatlerde -en erken 20:30’dur bu- çıkarlar dershaneden o da müdür falan odasına çağırmazsa tabii. Eğer müdür odasına bir vesileyle çağırırsa çıkış saati 22:30 bulabilir. Ders aralarında teneffüs olur ama bu, dershane öğretmenlerinin dinlenebilmeleri için mola değildir. Öğrencilerin ekstra sorularını sordukları ya da anlamadıkları konuyu tekrar anlatmalarını istedikleri bir aradır. O esnada öğretmen bir bardak çay ya da su içebilirse ne alâ, çoğu kez buna bile fırsat bulamazlar. Nerdeyse 18 saat çalışan eğitim emekçisinin ne sosyal hayatı ne ailesiyle vakit geçirecek zamanı vardır. Hele bir de o zengin bebeleri şikayet ederse şikayet edilen öğretmenin vay haline! Uluorta azarlanır, aşağılanır ya da işten atılır.  

Dershanelerde bir öğretmenler var bir de stajyer olan öğretmen adayları… Stajyer öğretmen adaylarının durumu daha da vahim. Zaten yarı bile olmayan ücretle çalıştırılır ki boş zamanları olması mümkün değildir. Onların ders saatleri, teneffüsleri falan yoktur. Sürekli nerde boşluk var orayı doldurmak zorunda olan, sürekli öğrencilere konu anlatan, sorun çözmek zorunda olanlardır stajyerler. Onlar da gün yüzüne hasret stajlarının bitmesini isterken öğretmen olduklarında günyüzü görebilmeyi hâyâl etseler de olmayacağını içten içe bilirler. 

Devlet okullarında durum çok farklı olmasa da bir nebze daha iyidir koşullar. Çünkü atanmışsındır, zor da olsa itirazını yapabilme cüretini gösterebilme şansını yaratabilirsin.

Özel okullar ve kolejlerde eğitim emekçileri için durum dershanelerden daha mı farklı, tabii ki hayır. Emeğini satarsın, patron senin her şeyini satın almış gibi davranır. Bir aksaklık olduğunu söylediğinde sana küfretme hakkını, tekmeleme hakkını, yüzüne kaynar su dökme hakkını, bardağı kafanda kırma hakkını kendinde görebilmektedir. ‘Nereden kuvvet alarak görüyor bu hakkı kendinde?..’ bu sorunun cevabı çok açık aslında, ülkeyi yönetenler zaten çete, gangster, mafya, sömüren sömürene, soyan soyana, orman kanunu uygulayan uygulayana, ne yapıyorsun der mi?!! Demez tabii ki! Denetim yok ceza yok disiplin yok. Arada tepelenen, çiğnenen de özel sektör eğitim emekçileri oluyor. 

Bu gidişata bir demek gerekiyordu, orman kanunları uygulayanlara sokak kanunlarıyla cevap vermek, cezasızlığa karşı da eğitim emekçilerinin yumruğunu göstermek gerekiyordu. Tabi bütün bunları yapabilmek içinde ÖRGÜTLENMEK, ÖRGÜTLENMEK, ÖRGÜTLENMEK gerekiyordu. İşte Eğitim emekçileri de bunu yaptı. İki sene önce özel sektör öğretmenleri Sendikasını kurdular. İyiki kurmuşlar.

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, özel sektörde çalışan eğitim emekçileri tarafından bu barbarlığa dur demek için dişleriyle, tırnaklarıyla, adeta iğneyle kuyu kazar gibi kuruldu. Tıpkı İnşaat sektöründe İnşaat İşçileri Sendikası gibi, tıpkı maden sektöründe Bağımsız Maden İşçileri Sendikası gibi, tıpkı BİRTEK-Sen gibi, tıpkı Enerji-Sen gibi, tıpkı marketlerde, depolarda örgütlenen DGD-SEN gibi…

Hani dizlerinde derman, yüreklerinde mücadele azmi kalmayanlar ‘bu işçi sınıfından bir halt olmaz’ derler ya, onlara sözümüz şudur: ‘Kenara çekilin ve susun artık!’ 

Bunu Özel Sektör Öğretmenleri’nin Ankara sokaklarında kararlı yürüyüşleriyle bir kez daha gördük. Gözlerinde kendilerinden emin, ne istediğini/ne yaptığını bilen, en önemlisi de bunu nasıl alacaklarını bilen ve bu kararlılıkla burjuva Meclis’in kapısına dayanan ve istediklerini alana kadar da geri adım atmayan, tek yürek olan… Bunun sonucunda orman kanunlarının uygulanmasına seyirci kalan barbarlara diz çöktürüşlerinde gördük. 

Ne diyordu polis “Dağılmazsanız müdahale) edeceğiz!”. Eğitim emekçileri ise “Tartışılacak bir şey yok, geri adım atmak yok!” diyorlardı; bu kadar netti tutum. Bakan Yusuf Tekin ile görüşmeden hiçbir yere ayrılmayacağız, dediler. Ve Yusuf Tekin ile görüştüler. Bu sınıfsal bir kazanımdır. Tabii ki görüşme gerçekleştirmek yeterli değildir. Ancak sınıfın kararlılığı ve istediğini elde etmesi, kazanım sağlaması açısından önemli bir göstergedir. Bu kararlı duruşlarının devamı gelecektir mücadelelerinin yanında olacağımızı ifade edelim.