Son on bir yılda en az 671, AKP’li yıllarda en az 907 çocuğun çalışırken öldüğü Türkiye’de, sadece son 6 ayda Mesleki Eğitim Merkezlerinde (MESEM) kapsamında çalışan 8 çocuk işçi iş cinayetinde katledildi.
MESEM’lerde çalışan çocukların ardı ardına hayatını kaybetmesi üzerine sermayeye ucuz-güvencesiz-üstelik masrafları işsizlik fonundan karşılanan işçi sağlama merkezlerine dönüşen MESEM’lerle ilgili tartışmalar yoğunlaştı.
Bunun üzerine Şubat 2024’ten itibaren Milli Eğitim Bakanlığının (MEB), iş yerlerine yönelik yaptığı denetimlerde 94 bin 301 işletmeden 8 bin 406’sının iş sağlığı ve güvenliği şartlarına uymadığı ortaya çıktı. MEB’in bu iş yerlerine yönelik yayımladığı genelgenin üzerinden geçen 2.5 ayda yapılan denetimlerde sözleşme şartlarına uymayan bu iş yerlerinin sözleşmelerinin feshedildiği ve öğrencilerin bu iş yerlerine gönderilmeyeceği belirtildi. Ancak daha vahim olan MEB aslında MESEM kapsamında çocuk işçilerin gönderildiği işyerlerinden yüzde 10’unun işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinden yoksun olduğunu itiraf etmiş oldu.
Şu sorularıysa henüz yanıtlamış değil:
-MESEM kapsamındaki tüm iş yerleri denetlendi mi?
-8 çocuğun hayatını kaybettiği işletmelerin sözleşmesi feshedildi mi?
-Sözleşmesi feshedilen iş yerlerinin kapatılması için başvuru yapıldı mı?
-Sözleşmesi feshedilen iş yerlerinde kaç öğrenci (çocuk) işçi çalışıyordu?
-MESEM kapsamında çalışırken yaralanan, iş kazası geçiren çocuk sayısı kaçtır?
-Kanunlara uygun çırak çalıştırmayan iş yerlerinin karşılaştıkları ağır para cezaları gibi müeyyidelerden MESEM kapsamındaki iş yerleri neden muaf tutulmuştur?
Sorumluluk öğretmenlere yüklendi!
Şubat 2024’te iş güvenliği genelgesi yayımlayarak 81 ilin milli eğitim müdürlüklerine gönderen MEB’in bulduğu çözümse daha vahim: Genelgeyle, 8 çocuğun iş cinayetine kurban gittiği MESEM kapsamındaki iş yerindeki iş güvenliği koordinatör öğretmenlere yüklendi.
Evrensel’den Vural Nasuhbeyoğlu’nun A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Deniz İpek ile MEB’in genelgesi ve MESEM’lerdeki iş güvenliği önlemlerine dair yaptığı söyleşide İpek, kanunda iş güvenliğinin sağlanmasının patronların yükümlülüğünde olduğunu hatırlatarak “İş güvenliği eğitimleri de resmi olarak öğretmenlerin değil, işin uzmanı olan iş güvenliği uzmanları ve hekimlerindedir” dedi.
MEB’in genelgesi kanuna aykırı
Her iş yerinde özgün tehlike kaynakları ve farklı risk faktörleri olduğunu dile getiren Deniz İpek, iş yerlerinde asgari sağlık ve güvenlik şartlarının sağlanmasının başta patrona ait yükümlülük olduğuna dikkat çekti.
MEB’in yayımladığı genelgenin patron işçi yükümlülüklerini içeren kanun ve yönetmeliklere aykırı olduğuna işaret eden İpek “Koordinatör öğretmenler ancak stajyer öğrencinin çalışma ortamının eğitime uygun olup olmadığını denetleyebilir. İş yerlerinde işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin sağlanması için işverene rehberlik yapacak olan kişiler MEB’in genelgesindeki gibi stajyer öğrencinin koordinatör öğretmeni değil, işin uzmanı olan iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi olarak resmi olarak sözleşmesi olanlardır” dedi. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Kanunu’na göre iş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının iş yerindeki iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili eksiklik ve aksaklıkları belirleyip işverene yazılı olarak bildirdiğini belirten İpek, “Aksaklıkları, eksiklikleri düzeltmekten işveren yükümlüdür, koordinatör öğretmenler sorumlu tutulamaz” diye konuştu.
“Çoğu iş yeri yasadan muaf”
MESEM kapsamındaki öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun 10-15 kişilik iş yerlerinde çalıştığını hatırlatarak bu küçük iş yerlerindeki durumu sorduğumuz İpek, iş yeri tehlike sınıfı tebliğine göre ‘az tehlikeli’ olarak tanımlanan özel sektör iş yerlerinde 50’nin altında işçi çalıştıran iş yerlerinin iş güvenliği uzmanı hizmeti almaktan muaf tutulduğunu söyledi. Türkiye’de 6331 sayılı İSG Kanunu’nun bazı maddelerinin 12 yıldır ertelendiğine vurgu yapan İpek “Kanun kapsamında kamu iş yerlerinde çalışan kamu çalışanları için iş yerlerinde iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi görevlendirmesi zorunluluğu da ertelenen maddelerden” dedi. Böylece bir iş yeri ‘az tehlikeli’ iş yeri tanımındaysa zaten yasal olarak da iş yerlerinde işverene rehber ve danışmanlık yapacak olan iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi zorunluluğu olmadığına dikkat çeken İpek “Bunun dışında yasal olarak iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi bulundurma zorunluluğu olan özellikle de sanayi sitelerindeki küçük atölyelerin çoğunluğunda bu yasal zorunluluk yerine getirilmiyor” dedi.
MEB’in mevzuatı yetersiz
Öte yandan iş yerlerindeki işin yürütümü yönünden denetim ve teftiş yetkisinin aslında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında olduğunu hatırlatan İpek “Çıraklar ve stajyerler de İSG Kanunu kapsamındadır. 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu iş yeri, eğitim kurumu (yani MEB veya YÖK) ve işveren arasındaki ücret, sosyal güvenlik ve izin hakları açısından ilişkiler incelendiğinde MEB’in denetim ve gözetim yükümlülüğü vardır. Kanun’da aday çırak, çırak ve öğrencilerinin eğitimi sırasında iş yerinin kusuru halinde, meydana gelecek iş kazaları ve meslek hastalıklarından işveren sorumludur ibaresi yer alır. MEB bu alana müdahale etmeye çalışsa da iş yerlerinde gözetim ve denetim açısından kendi iç mevzuatı da çok yetersizdir” ifadelerini kullandı.
MEB’in denetim için yeterli müfettişi yok!
MEB’in 2024 Şubatta 81 ilin il milli eğitim müdürlüklerine gönderdiği yazıda “MESEM kapsamında ‘aday çırak, çırak ya da kalfaların’ çalıştığı işletmelerde Bakanlık müfettişlerince denetimler yapılacaktır” yazısına gelen illerden verilen cevaplar ise manidar. Mesleki ve Teknik Eğitim Müdürlüğüne, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğünden gönderilen cevap yazısında açıkça müdürlüklerinde yeterli sayıda mesleki ve teknik eğitim branşında yeterli eğitim müfettişi olmadığı belirtiliyor. Koordinatör öğretmen eşliğinde işletmelerde denetim yapılmasının uygun olacağı belirtilen cevap yazısında, personel yetersizliği nedeniyle denetim çalışmalarının haftanın bir günüyle sınırlı olması ve önceden planlanması gerektiği ifade edildi.
Eğitim sendikalarından MEB’e itiraz
Eğitim alanında örgütlü olan Eğitim Sen, Eğitim-İş ve Türk Eğitim-Sen, MEB’in genelgesine karşı çıkarak öğretmenlere, “Mesleki Eğitimde İş Sağlığı ve Güvenliği Kuralları” başlıklı belgeyi imzalamama çağrısı yaptı. Eğitim sendikaları, iş sağlığı ve güvenliği denetiminin ayrı bir bilgi ve uzmanlık gerektiren iş ve işlemler bütünü olduğuna dikkat çekerek bunun işin uzmanları tarafından yapılması gerektiğine vurgu yaptı.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!