Türkiye metropolleri ve Kürt illerinde sokaklara çıkıp alanları dolduran on binler net bir dille emeğin taleplerini haykırdı. Sınıfın ve emekçi yığınların içinde mayalanan öfkenin ve mücadele isteğinin altını bir kez daha çizdiler. Açılışını 8 Mart’ta kadın dinamiğinin yaptığı, arkası son yılların en görkemli Newroz’u, Wan serhildanı, ses getiren militan işçi direnişlerinin çoğalmasıyla gelen ruh halinin devrimci militan bir öncülüğe olan ihtiyacının ne kadar acil ve yakıcı hale geldiğini gösterdiler.
İstanbul’da iki sınıf – iki 1 Mayıs
Türkiye’de 1 Mayıs denildi mi gözler haklı olarak İstanbul’a, çevresiyle birlikte Türkiye proletaryasının gövdesini barındıran proletaryanın başkentine çevrilir. İstanbul’da ise 1 Mayıs’ın tek adresi vardır: Taksim.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da İstanbul’da iki sınıf, proletarya ve burjuvazi farklı cephelerde farklı biçimlerde karşı karşıya geldi. Sınıfın gücünü göstermesinden ölesiye korkan burjuvazi, bu yıl sadece Taksim’i barikatlarla çevirip etrafını kuşatmakla yetinmedi. Taksim’in bulunduğu Avrupa yakasının neredeyse yarısını kuşatmaya aldı. Belli başlı meydanları, onları Taksim’e bağlayan ana caddeleri ve kimi ara sokakları dahi trafiğe kapattı, metro, otobüs, vapur seferlerini askıya aldı, çöp konteynırlarını toplattı, otoparkları boşalttı. Çevre illerden yığdığı 50 bine yakın polis ve jandarmayla Taksim ve çevresi dışında Beşiktaş, Şişli, Mecidiyeköy, Okmeydanı, Karaköy ve Şişhane’yi adeta işgal altına aldı.
Devrimci 1 Mayıs iradesinin Taksim ısrarının önünü buna rağmen alamadı. Çok sayıda devrimci grup, militan sendikacılar ve gençler “Taksim bizimdir” ana sloganıyla dört bir tarafta caddelere inip Taksim’i zorladılar. Açılışı Gençlik Komiteleri yaptı.
Arkasını Alınteri okurları, ESP, SKM, SGDF ve Polen Ekoloji üyeleri Okmeydanı’ndan, İnşaat-İş üyeleri Mecidiyeköy’den, Umut-Sen Pangaltı’dan, Devrimci Parti ve Kataş-Sen üyeleri Okmeydanı’ndan, SODAP ve Gençlik Meclisi üyeleriyle Mücadele Birliği okurları Şişli’den, Partizan ve YDG üyeleri Okmeydanı’ndan, ESP, SKM ve SGDF üyeleri Pangaltı’dan, BDSP ve DGB üyeleriyle, Beşiktaş’tan harekete geçen HKP üyeleri getirdiler. Bütün gruplar üzerlerine akbaba sürüsü gibi çullanan polisler tarafından işkenceyle gözaltına alındı.
Sınıf içindeki iki sınıf Yenikapı-Saraçhane hattında da karşı karşıya geldi. Yıllardan beri burjuvazinin izin verdiği sınırlar içinde bir 1 Mayıs anlayışını savunan sendikal bürokrasi ve oportünizm gözlerden uzak dolgu alanlarına bu yıl kaçamadı. Fakat güya Taksim’i zorlamak üzere adres olarak gösterdikleri Saraçhane’yi ‘dolgu alanı’na çevirdiler. CHP’nin destek ve himayesine de güvenerek Taksim’i zorlar gibi yapmak üzere Saraçhane’deki Bozdoğan Kemeri önündeki polis yığınağı önüne kadar geldiler. Kortejler içinde yer alan devrimciler barikatı zorlamaya başlar başlamaz apar-topar eylemi bitirdiklerini ilân ettiler. Yuhalandılar, aşağılandılar, bu ihanet de sicillerine eklendi ama burjuvazinin sınıf içindeki ajanları rolünün hakkını yine verdiler.
Sonuç olarak İstanbul 1 Mayıs’ı, iki sınıfın doğrudan ya da Saraçhane’de olduğu gibi dolaylı olarak karşı karşıya geldiği Taksim 1 Mayıs’ı olarak tarihe geçti.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!