Dün gece Kayseri’nin Danışmentgazi ilçesinde Suriyeli bir göçmenin 5 yaşındaki çocuğu taciz ettiği iddiası üzerine kentte ırkçı bir hezeyan başladı. Sokağa çıkan kalabalık Suriyelilere ait işyerlerine, evlere saldırdı, araçları ters çevirdi. Suriyeliler yaşadıkları evlerden çıkarak, başka evlere gitmek zorunda kaldı.
Gün ışıdığında ortaya çıkan görüntüler gece boyunca nasıl bir hezeyan yaşandığının, bu ülkede sürekli kaşınan göçmen düşmanlığının sayısız pogrom için birikim oluşturduğunun ifadesi oldu.
“Ülkede mülteci istemiyoruz!” ırkçı sloganlarıyla yürüyüş yaparak saldırılar gerçekleştiren kalabalığı yatıştırmak için gelen İl Emniyet Müdürü’nün yaptığı açıklamalarsa ırkçılığın tepeden tırnağa siyasal-resmi bir duruş olduğunu bir kez daha gösterdi. “Tepkinizi gösterdiniz. Sizi anladık, mesajınızı aldık. Bundan sonraki yapacağınız her türlü hareket sizinle ilgili konulara dönecek” diyerek ırkçılıkla duygudaşlık içinde olduğunu vurgulayan ve “daha fazlası başınıza iş açar” uyarısı yapan Müdür devamında “Burada mağdur şahıs Türk değil” dedi. Kısacası bir yandan mağduriyete-tacize-istismara ulus seçti bir yandan da Türk olsaydı bu tepkileri “anlayışla” karşılayacağını belirtmiş oldu. Bunu, Kürt çocuklarına yapılanlar karşısında alınan resmi tutumlardan zaten biliyoruz!
Valilik açıklamasında da istismara uğrayan çocuğun Suriye uyruklu bir çocuk olduğu özellikle belirtildi. Suriye uyruklu olmasa Türk olsa pogroma girişen kalabalığın yaptığı her şey mubah olacaktı!
Hoş bunun böyle olmadığını da biliyoruz. Öyle olsa Ensar’da ve çeşitli tarikat-cemaat yurtlarında, Kur’an kurslarında tecavüze uğrayan onlarca çocuk için yargısından siyasetine elbirliğiyle olayın üstünü kapatmaya, dahası hesap soranları yargılamaya çalışırlar mıydı?
Bu açıdan da bu düzende-ülkede tecavüze-istismara uğrayan çocuğun Türk olması kadar, tecavüzcünün siyasal kimliği, sınıfsal konumu da önemlidir. Hatta o daha önemlidir. İktidara yakın olanlar, Musa Orhan gibi üniformalılar, para babaları her türlü kötülüğü yapabilir, ama yargılanmaz, kollanırlar. Sistemin genetik kodları bu denli açık bir ideolojik, siyasal dahası sınıfsaldır!
Irkçılık zehriyle insanlıktan çıkarılıp sokaklarda terör estirenlerde olduğu gibi emekçiler de onların maşası, tezgahlarının aparatı olurlar en fazla. Bu emekçilerin Ensar ve benzer pek çok tecavüz-istismar olayı karşısında o öfkelerini neden ateşlemedikleriyse bu düzenin varlığını sürdürmesinin yegane teminatıdır.
O teminatı ellerinden almaksa bizim elimizdedir!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!