Kesif Bir Duman…



Evlere yakın bölgedeki ağaçlar olası bir yangında sıçrama noktası olmasın diye tıraşlanmamış, yüksek olasılıkla tersine lüks sitelerdeki ev satışlarını arttırmak için orman manzarası olarak korunmuş!


Nəriman Bakı

Dün (Cuma günü) İzmir Karşıyaka’nın dağlık kesiminde başlayan orman yangını 15. saatte kent sınırına dayanınca alarm zilleri çaldı. Yangına yakın yerlerdeki insanlar ellerinde kovalarla yangına müdahale ederken itfaiye ekipleri nereye yetişeceklerini bilmeden dalmış ateşin içine.

Rüzgarında etkisiyle yangın gün içinde başladığı bölgenin doğusuna Bornova sırtlarına dayandı. Öyle hızlı yayılıyordu ki uzaktan izlerken sanki birisi elinde büyük bir çakmakla ağaçları, çalılıkları sıra sıra yakarak yürüyor gibi gözüküyordu.

Akşam inince yangının çeperindeki semtlerde yangının evlere sıçramaması için canhıraş koşuşturmaca görüntüleri düşmeye başladı. Gece yarısına doğru rüzgarın da hafiflemesiyle yangının biraz olsun kontrol altına alınabildiğine dair haberler iletişim gruplarına düşmeye başladı.

Bugün ise (Cumartesi) yangının en azından ciddi biçimde kontrol altına alınması beklenirken İzmir’i kesif bir duman kaplamıştı yine. Paylaşılan haberlerde şehre yaklaşan yangının sona erdiği ama dağlık bölgeye (kuzeyde kalan Karagöl civarına) doğru devam ettiği bilgileri vardı. Keza Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı durumun vahametini gizleme amacıyla şöyle buyurmuş: “Şehri ilgilendiren bir husus kalmadı.”

Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay durur mu? O da yapıştırmış cevabı: “Yangın gece başladığı için o anda etkili müdahale edilemediğini, sonra gündüz erken saatlerde rüzgar da hızlı bir yayılım gösterirken rüzgar ve duman nedeniyle yeterli müdahalede bulunulamadığını biliyorum”. Al birini vur ötekine! Cemil Tugay’ın “yeterli müdahale olmadığını biliyorum” dediği gündüz saatlerinde ise İzmir halkı yangına yetişmek, yardım etmek için ne yapılabilir, nereye gidilebilir diye iletişim gruplarında, sosyal medyada çırpınıyordu.

Tahliye edilenler için tahsis edilen Zühtü Işıl Spor Kompleksi’ne bir ihtiyaç var mı diye sormak için giderken görünen manzara ise şuydu: İzmir büyük bir felaketin eşiğinden dönmüş. Yangın binlerce insanın yaşadığı evlerin, sitelerin birkaç metre ötesine kadar gelmiş ve durmuş.

“Büyük felaket” diyorum çünkü, 30 Ekim 2020’deki 6,9 büyüklüğündeki deprem 10-20 saniye daha sürseydi 119 kişinin hayatını kaybetmesi, onlarca binanın yıkılması ile ortaya çıkan felaketin “büyük felaket”e dönüşme ihtimaline benzer bir durum vardı ortada.

Yangının yaklaştığı bölgeyi bilmeyenler için tarif edecek olursak Karşıyaka’nın Örnekköy, Doğançay Mahalleri işçi ve emekçilerin bulunduğu eskinin gecekondu bölgesidir. Ancak bölgenin özellikle dağlık kısımları AKP eliyle başlatılan inşaat furyasına feda edilerek orta-üst sınıfların siteleri için imara açıldı. Yangın elbette çarpık kentleşmenin sonucu değildi, ancak hem yerel belediye hem de merkezi hükümet organizasyonlarının evlere yaklaşan yangını durdurma kapasitesinin neredeyse hiç olmadığına şahit olundu. En basit bir önlem olarak evlere yakın olan bölgedeki ağaçlar olası bir yangında sıçrama noktası olmasın diye tıraşlanmamış, yüksek olasılıkla tersine lüks sitelerdeki ev satışlarını arttırmak için orman manzarası olarak korunmuş!