Dün akşam saatlerinde İzmir Selçuk’ta en küçüğü 1, en büyüğü 5 yaşında beş kardeş, yaşadıkları derme çatma “evde” elektrikli ısıtıcının devrilmesi sonucu çıkan yangınla can verdi. Babaları hapisteydi, 27 yaşındaki anneleri Melisa Sinem Akcan ise hurda toplayarak geçimlerini sağlıyordu. Evden, sattığı hurdaların parasını almak üzere çıkmış, 20 dakika sonra döndüğündeyse dumanların yükseldiğini görerek yardım istemişti.
Tutunacak hiçbir şeyleri olmayan insanların hikayesiydi onların hikayesi de. Ne işleri ne sigortaları ne de asgari de olsa geçimlerini sağlamaya yetecek bir sosyal güvenceleri vardı.
Günübirlikti yaşamları. Hurda toplayabildiklerinde karınları doyan, toplayamadıklarında açlıkla yüz yüze kalan bir yaşam…
Belki seçimden seçime evlerine giren siyasetçiler bir gıda kolisi bırakıyordur ya bir sosyal hak olmaktan çıkarılıp iktidarların dilenci muamelesi yaparak sadaka dağıtırcasına gıdım gıdım verdiği üç beş kuruş.
“Evin yıkılsın sebep” diye isyan edeceğimiz bir facianın kurbanı olmuşlardı. O “sebebin” bu lanet düzen olduğunu bilmeyenlerin başka suçlu arayacağı, devletin anneyi gözaltına alarak kendisini suçtan azade kılacağı bir facianın…
Erdoğan’ın kadınlara çok çocuk doğurma direktifleri saldığı, o çocukların nasıl büyüyeceğinin kimsenin umurunda olmadığı bu düzen dün akşam Selçuk’ta o derme çatma evde can veren 5 yaşındaki Fadime Nefes’in, 4 yaşındaki Funda Peri’nin, 3 yaşındaki Aslan Miraç’ın, 2 yaşındaki Masal Işık’ın ve 1 yaşındaki Aras Bulut’un ölümünün sebebinin kendisidir.
Tıpkı 12 yıl önce Mart ayının soğuğunda çocuklarını ısıtacak odun, karınlarını doyuracak gıda alamadığı, oduncunun verdiği yaş odunları da tutuşturamayınca çalıştırdığı saç kurutma makinesini en küçük çocuğunun kucağına koyarak canına kıyan Emine Akçay’ın sebebi olduğu gibi.
Ve daha nicelerinin…
“Yoksulluk yönetişimi” denilen dilencileştirme politikaları, seçimden seçime akla gelen gıda paketleri, siyasallaşmış yoksulluk fonlarıyla değil de bir gelecek garantisinin olduğu, kimsenin iş ve geçim sorununun kalmadığı, çocukların bakımının toplumsal bir sorumluluk olarak üstlenildiği, “tek ayrıcalıklı sınıf” muameleleri gördükleri bir dünyanın yaratılması çağrısıdır beş çocuğun bu şekilde can vermesi.
Boğazlarına birkaç damla süt girsin, ekmek yiyebilsinler diye hurda toplayan annelerinin gözaltına alınmasıysa “evi yıkılası sebep” olan bu düzenin yarattığı toplumsal yıkımın perdelenmesidir. Perdelenmesi mümkün olmasa da…
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!